Uyuşturucuyla mücadele kapsamında, Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç ile İskenderun İlçe Emniyet Müdürü Cengiz Başer’i, gayretinden ve kararlı yaklaşımlarından ötürü kutluyorum..
İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği’ne bağlı ekipleri de yürekten alkışlıyorum..
Aylardır yürüttükleri operasyonların bir anlamı vardı..
Bu benim gördüğüm en hızlı ve en net, uyuşturucuya karşı mücadele yöntemiydi.. Takdir ediyoruz!
Bugüne dek sayısız tutuklamalar oldu..
Sokak satıcıları, uyuşturucu tacirleri büyük yara aldı..
Size şu kadarını söyleyeyim..
Emniyet güçlerinin, bu kararlı duruşu sürdüğü müddetçe, ‘uyuşturucu’ tacirleri mahalle ortamında oluşturdukları kirli bataklıklarında yok olmaya mahkum kalacaktır.. Yalnız şöyle bir durum daha var..
Toplumun duyarlı bireyleri de sessiz kalmayacak!
Uyuşturucu illeti bir gün bizim çocuğumuzu da esir alabilir düşüncesiyle, sorumlu davranacağız.. Çünkü;
Mahallemizi bu pislikler sardıysa, bunlarla ancak halk olarak yüzleşebiliriz.
Eğer bu güzel kentte sağlıklı gençler yetiştirmek istiyorsak, uyuşturucu tacirlerinin bu en kalleş durumuna seyirci kalmayacağız..
Niye mi?
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na bağlı Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nce hazırlanan 2011 yılına ait “Türkiye Uyuşturucu Raporu” dün açıklandı.. Çarpıcı veriler vardı.
En ürkütücü sonuç ise, yasadışı maddeleri ilk kez kullanma yaşının 14 olduğu ortaya çıktı. Olayın özeti şudur:
– 2011 yılında Türkiye’deki problemli madde kullanıcısı sayısının 12 bin 733 olduğu belirtildi.
Yanlış duymadınız, şimdi dikkat:
– Uyuşturucuya bağlı suçlardan cezaevinde bulunan kişi sayısı 2005 yılında 4 bin 125 iken, 2010 yılında bu sayı yüzde 504 artışla 24 bin 925’e ulaştı.
Ne demek bu?
Cezaevindeki doluluk oranında ilk sırayı, uyuşturucuya bağlı suçlular oluşturuyor.. Ayrıca;
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de 2011 yılında 105’i doğrudan, 260’ı dolaylı olmak üzere toplam 365 madde bağlantılı ölüm meydana geldi.
Peki, yarın olası böyle ölümlerin önüne geçmek için, İskenderun’da bir tedavi merkezi var mıdır?
Bildiğim kadarıyla yok..
İskenderun’da çok acil konuşlanmasını beklediğimiz AMATEM’den eser yok, çünkü.. Hem emniyet verilerine göre; kokain, ecstasy ve metamfetamin olaylarında artış yaşandığını biliyor muydunuz?
Ben de, “Türkiye Uyuşturucu Raporu”nu incelerken öğrendim..
Tam 210 sayfa..
Demem o ki; uyuşturucu tehlikesi hafife alınacak bir konu değil..
Uyuşturucu tacirleri acımaz..
Vicdansız ve ahlaksızdırlar!
Kan kokusu almış yırtıcı hayvan gibiler.
O iştah bir türlü doymuyor.
Korkarım; gün gelecek sizin kanınızı da isteyecekler..
Emniyet güçleri ilk işareti, aylar öncesinden verdi.
Bu ülkenin siyasetçilerine ve STK’larına sesleniyorum.
Bir günlüğüne de olsa, gündelik iş temponuzu bir kenara bırakın.
Kendinizi, çocuğunuzu ve yakınlarınızı düşünün.
El birliğiyle yüklenelim ve diyelim ki:
“Uyuşturucuyla mücadelede biz de varız.”
Daha da geç olmadan..
Hemen şimdi!

ESKİ ADLİYE BİNASI!
Dün, eski adliye binasının önünden geçtim.. Tarihi bina, tüm ihtişamıyla ‘buradayım’ diyordu, ama eski güzelliğinden eser yoktu..
Saatin akrep ve yelkovanı, binanın yorgunluğuna bitap düşmüş, ağırdan işliyordu.. Üzüldüm!
İskenderun’a küsmüş gibiydi..
Dediler ki, müze olacak..
Biz istedik ki, butik otel olsun..
Sonra MKÜ istedi, kibarca redettiler..
Güzel kızımızı isteyen çok da, henüz mürvetini göremedik..
Şimdilik beklemedeyiz. Yavaştan çürüyüp, gitmesine de içerliyorum doğrusu..
Ya ‘hayırlı’ bir yatırıma dönüştürün ya da aslına uygun restore edin..
Oda olmuyorsa, Allahaşkına binanın içine kadar uzayan sarmaşıkları budayın da, tarihi bina daha fazla acı çekmesin!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − 15 =