Gölge etmeyin, yeter!

Önce şu soruyu kendimize soralım:
– İskenderun’a yatırım istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
İstemiyorsak, açıkça söyleyin..
Zira, istemeyenlerin gayretlerini görüyoruz..
Ha bire mahkemeye gidiyorlar..
İstiyorsak da, babamızın hayrına istemiyoruz..
Türkiye’nin gelişmiş illerinde olan, ama İskenderun’da henüz esamesi okunmayan hizmetler gelsin diye çabalıyoruz. Kaç yıldır uğraşıyoruz, halen bir 5 yıldızlı otelimiz yok.. Neden acaba?
Herşeye itiraz edersek, İskenderun’un kazancı ne olur? Nasıl gelişir?
AHM yatırım yapacak, itiraz..
ASM Otelcilik, kolları sıvıyor, itiraz!
Oteller yapılacak, itiraz..
Sağlık yatırımı yapılacak, itiraz..
Cami yerine, itiraz..
Adliye lojmanı, itiraz..
MİT hizmet binası, itiraz..
Aklıma gelmişken..
Allahaşkına, MKÜ kampüsünün bulunduğu arazi 800 dönüm değil mi?
700 dönümü İskenderun Üniversitesi için yeterli değil mi?
Dahası, İskenderun Üniversitesi teriminin kıymetini bilen insanlar nerede?
Bunun yanında..
İskenderun’a bir uluslarası fuar alanı bile kazandırmadık..
Yarın Süleyman Çelik/Sayek işbirliğince gerçekleşecek yaşam merkezine de itiraz ettik mi, tamamdır.. Birşeyi unutuyoruz..
Memlekete hizmet etmek için, ihtiyaçlara cevap vermek gerekir..
Bir de şöyle düşünün..
İskenderun’da yabancı ortaklı, onlarca yatırım oldu da, hangisi memlekete zarar getirdi?
Her 10 kişiden, 5’i.. Bugün o beğenmediğiniz sanayi kuruluşlarında çalışıyor.
Ruslar geldi, baştacı ettik.
Almanlar geldi, bağrımıza bastık..
Ortadoğu’dan yatırımcılar geldi, kollarımızı açtık..
İskenderun yatırım cenneti olacak diye defalarca yazdık.. Herşey iyi güzel gidiyor da, bugün kuşkulanmak niye?
İnsanlar arazi alıp, güzel projeler ışığında yatırıma dönüştürüyorsa, onlara saygı duymak gerek..
Bunu daha önce konuştuk.. Yazdık, çizdik!
Aylardır.. Hatta yıllardır, ‘yatırımcı’ gelsin diye, çabalamıyor muyuz?
Bugün özel sektör İskenderun’a bir marina yapsa; küsüp, darılacak mıyız?
Dubai’de denizi doldurup, otel inşaa ediyorlar..
Ya da tatil deyince neden aklımıza Antalya, Bodrum, Marmaris geliyor? İskenderun’un neyi eksik?
Mersin’e olimpiyat köy kuruluyor, biz burada halen kavganın esiri oluyoruz.
Kimsenin malında, mülkünde gözümüz yok..
Ama o birikimlerin, İskenderun’a yaşam merkezine dönüşmesine neden itiraz ediyoruz?
Ruslar veya Almanlar gelince eyvallah demeyi biliyoruz da, Ortadoğu’dan gelen yatırımcıları niye dışlıyoruz ki?
Bugün keşke, Soğukoluk yatırım cennetine dönüşseydi de, ‘emekliler diyarı’ görüntüsünden kurtarsaydık? Yalan mı?
Dün, İskenderun’a gelen bir yatırımcıyla tanıştım..
“İskenderun’a hizmet etmek suç mu?” diye soruyordu..
Zoruma gitti, moralim bozuldu..
“Hoşgeldiniz demek, yol göstermek varken” kayıtsız kalan insanların varlığı karşısında büyük bir burukluk yaşadım..
Üzüldüm, kahroldum!
Tek kelime edemedim..
Oysa, İskenderun’un beklentisi yüksek..
Ama adımlarımız kısa kalıyor..
Yatırımlardan, kalkınmadan, gelişmeden, refahtan, gelirden hak ettiği payı almak istiyoruz. Ama, ‘sahip çıkmak’ varken, karalıyoruz, elimizin tersiyle itiyoruz.. Oysa, gidilecek yol basit:
– Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak gerekir..
Allahaşkına eser yaratmak için uğraşan insanlara sahip çıkalım..
O da ağrınıza gidiyorsa..
Gölge etmeyin, yeter!

KELİMELERİN EFENDİSİNİ KAYBETTİK!
Zihni abi (Hastürk), kelimelerin efendisiydi. Lafı gediğine oturtmayı biliyordu. Zevkle okurdum, yazılarını..
Ayrıca, müziğin de profesörüydü..
Yaşama tutunduğu belki de en güzel şey, besteleriydi..
Facebook’ta, grubun ne zaman bir şarkısı düşse, keyifle dinlerdim..
(……)
O da aramızdan ayrıldı.
Bugün bizimle birlikte, kelimeler de, notalar da gözyaşı döküyor.
Üzgünüm! Nur içinde yat Zihni abi!
Merhuma Allah’tan Rahmet, Hastürk Ailesi’ne, Erkin abime, can dostum Seden’e başsağlığı diliyor, kederli yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Yılmaz Akpınar
1974 doğumlu. Güney Medya'da müdür. İskenderun'un önde gelen gazetecilerinden.