At şu adımı!

Dün öğlen vakti, gazeteci dostlarımla bir araya geldim.
Oturduk, konuştuk.
Bazen hepimiz aynı noktalarda buluştuk, bazen ayrıldık.
Görüşlerimiz farklılaşsa da aramızdaki teması hiç kesmiyoruz..
Neticede hepimiz İskenderun için çalışıyoruz.
Tamam, bazen ihmalkar ve vefasız oluyoruz..
Ama ihmalkarlığımız ailemize..
Çocuğumuza..
Eşimize..
Hepten aklımızda İskenderun’un sorunları var..
Arıyorlar, ‘sıkıntımız var’ diye..
Hemen oradayız..
Arıyorlar, ‘Çözüm yavaş ilerliyor’ diye..
Hemen bilgisayarın başındayız..
Robot değiliz, biz de insanız..
İnsancılız ama..
Güler yüzlü bir ortam yakaladık mı, mutluyuz..
İnsanlar üzüldü mü, matemdeyiz..
İskenderun’da güzel şeyler olsun istiyoruz..
Başka..
Birlikte sevinelim..
Kardeş olalım..
Eksikler yok mu? Hem de fazlasıyla var..
Yollar delik deşik..
Sahil olduğu gibi duruyor..
Halen bir otelin yapımına başlanamadı..
Bit Pazarı aynı..
Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek yeterince ‘ses’ vermiyor..
Vesaire..
‘Milletvekilleri neden bir araya gelmiyor’ diye soruyoruz..
Başka şehirler otobanda hız yaparken, biz tali yollarda vites düşürüyoruz..
Sessiziz, ürkeğiz..
Cesur adımlar bekliyoruz..
Şunu fark ettim.
‘Yenilikleri’ fena halde özlemişim.
Ve çok da ihmal etmişiz.
İskenderun’un bugünkü şartlarında mahallelinin sıkıntılarını bilmeden, yaptığınız işin keyfini yaşayamazsınız, bunu biliyorum.
O mahalleye giderseniz, “Sıkıntılarımızı görmüyor musunuz” derler..
Şehir merkezinde dolaşırsanız, “Bak falanca şehirler nasıl da iş yapıyor. Bizim buralar niye enkaz” derler.
Yani İskenderun, ‘yeni projelerin’ mümkün olduğu bir şehir olmaktan çıktı.
İhmal o derece büyük, sessizlik o denli fazla ki..
İçe kapandık..
Bu durumda da olan bizim gibi ‘gazetecilere’e oldu.
Hareket bekliyoruz..
Hareket olsun diye çırpınıyoruz..
Bunu ‘eleştirmek’ diye değil, daha iyi, daha yaşanılır bir İskenderun için istiyoruz..
Kavgamız aslında bu..
Birçok gazetecinin farklı duruş göstermesi bundan..
Yazılanları anlamak, satırları doğru okumak gerek..
Pasifize ortamdan kurtulsak..
Gerginlikler azalsa..
Tahammül artsa..
Yöneticiler, kurumlar, STK’lar içe kapanmasa..
Bir gazetecinin..
Sabah saatlerinde yerel iktidarı ya da kurumları kıyasıya eleştirip, öğleden sonra da o kurumlara yakın isimlerle sohbet etmesinde zerre kadar yadırganacak bir durum olmaz. Ancak bugünkü İskenderun ortamında..
Maalesef bu durumun da haber değeri var.
İşte o yüzden, yeni yatırımların geleceği yönündeki beyanatlara inanmak istiyorum..
Bugüne dek en büyük zaafım bu oldu..
‘İnanmak!’
“Şunu yapacağız” diyorlar, inanıyorum.
Doğru ya, inanmak umutlanmaktır, öyle değil mi?
Sonra oturup bir muhasebe yapıyorum.
Sonuç:
Hayal kırıklığı!

PAYLAŞ

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here