PEKİ DEPREM YAKINDAYSA!

Biz birbirimizi bile dinlemeyi unutmuşken..
Dağların, taşların, kuşların..
Ve elbette sellerin, kasırgaların, depremlerin de “dinlenmesi” gerektiğini söylesem kim aldırır!
Haftalardır içimizi yakıp kavuran acılar şimdi Van-Erciş depremiyle daha da derinleşmişken.. Kulak vermesini bilene, doğanın çok şeyler anlatmaya çalıştığını söylesem, neye yarar!
Zaten büyük ihtimalle yanlış anlaşılır..
Unuttuk, unutuyoruz!
Oysa doğa kendi diliyle konuşuyor.
Konuşurken de, kimseye sormuyor..
Artık yüzleşelim:
‘Deprem değil, bina öldürür’ sözünün fotoğrafı Van’da çekildi..
Birşeyler yapmanın vakti geldi, sanırım..
Deprem gerçeğiyle yaşayabilir ya da bir takım önlemler alabilecek miyiz, göreceğiz..
Her seferinde ‘gerçek’ kapımızı çalıyor çünkü..
İlki 115 yılında olmak üzere tarih boyunca 10’a yakın büyük deprem yaşanan ve bu depremlerde 1 milyon civarında can kaybı olan Hatay’da, en son 137 yıl önce yıkıcı deprem oldu. Uzmanlar her seferinde uyardı, biz kulak tıkadık..
Oysa, ortalama 110 yılda bir deprem oluyor Hatay’da..
Yeni yıkıcı bir deprem beklendiğini artık herkes dillendiriyor..
Ama her seferinde ‘pas’ geçiyoruz..
Hatırlayalım:
* Antakya İnşaat Mühendisleri Odası:
“- Hatay’ın deprem tarihine baktığımızda muhtemel bir deprem dönemine girmiş bulunmaktayız.”
* Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mehmet Özyazıcıoğlu:
“- Doğu Anadolu fayı Hatay’a doğru uzanıyor. Uzun süredir hareketlilik yok. En son Palu depremini yaşadık. Burası ciddi depremler üretebilir. Burada 230 yıldır hareketlilik yok. Fayın yediden büyük deprem üretme riski var.”
Bir başka kurum..
Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Mehmet Tatar:
“- Hatay veya Kahramanmaraş’ta şiddetli bir deprem bekliyoruz.”
Peki ya Jeofizik Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Melih Baki’nin anlattıklarına ne diyeceğiz?
İşte en çarpıcı gerçek:
“Hatay şiddetli bir depreme hazırlıklı olsun.”
MKÜ Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Semir Över herhalde havaya konuşmadı.. Elazığ depreminden sonra şöyle demişti:
“Elazığ’da meydana gelen 6 şiddetindeki deprem, Doğu Anadolu fayını tetikler. Bu da Hatay’da beklenen yıkıcı depremin en güncel kanıtını oluşturması açısından önem taşıyor.”
Ne oldu sonra?
Van’da 7.2 şiddetindeki deprem herhalde dikkatinizi çekmiştir..
Haklı çıkmışlardı..
Dedim ya.. Uzmanlar boş konuşmuyor..
İnşaat Mühendisleri Odası İskenderun Temsilciliği Başkanı Bülent Seküçoğlu ne demişti:
“- İskenderun birinci derece deprem kuşağında yer alıyor. Bu ülkenin mühendisleri, mimarları ve şehir plancıları olarak biz, birer doğa olayı olan depremlerin ‘afet‘ haline gelmesi, ‘felaket‘ olarak yaşanması halkımızın yazgısı olamaz, olmamalıdır. Deprem tehlikesi ve riski konusundaki uyarılarımızın dikkate alınmasını istiyoruz.”
Dikkate alınıyor mu?
Tedbirler sıralanıyor mu?
Gerçekle yüzleşebiliyor muyuz?
Bir başka isim daha..
Hatay Jeoloji Mühendisleri Odası eski İl Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Vahit Pişkinpaşa, deprem gerçeğini yüzümüze yıllardır vuruyor..
Saçları ağardı ama bizim yüzümüz kızarmadı..
Ne diyordu, birlikte hatırlayalım:
”6–7 yıl önce İskenderun ile ilgili Mustafa Kemal Üniversitesi inşaat mühendisliği ile ciddi bir çalışma yaptık. Teker teker binaları, yeraltını inceledik. İstatistikler şunu gösterdi; İskenderun’da 6,7 şiddetinde bir deprem sıvılaşma riskini beraber getirecek. İskenderun’daki binaların % 67’sinde ağır hasar yapacak. Bu yüksek bir rakam, kabul edilebilir rakamlar değil. Biz neler yapıyoruz? Hiç bir şey.. Sıvı zemin üzerinde iyileştirme ve kazık sisteminden kaçınıyoruz. Maliyet yüksek diye doğru olmayan şeyler. Bu kentin köprüleri, viyadükleri, yolları riskli. Yarın büyük deprem olsa bu insanları nerede toplayacağız, nerede rehabilite edeceğiz? Eğer varsa bir plan çıkıp, söylesinler.”
Evet beyler!
Van’a bakıp, gerçekler karşısında ‘vınn’ diye kaçacak mıyız, her seferinde..?
Neden içimizden geçenleri bastırır, zihnimizi sustururuz?
Planı olan yok mu?
Yüzde 67 ağır hasar ihtimali üzerinde kimse durmayacak mı?
Uzmanlar daha ne kadar feryat edecek?
Soruyorum:
Peki deprem yakındaysa?

İŞTE BU KADAR!
İskenderun Körfez Katı Atık Birliği Katı Atık Değerlendirme ve Bertaraf Tesisi’nin temeli atıldı.. Tören alanı kalabalıktı..
Güzel bir tablo vardı.. Hatay Valisi M. Celalettin Lekesiz, İskenderun Kaymakamı Ali İhsan Su, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Burhanettin Aktı, Belen Kaymakamı Mehmet Öz, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, iş dünyasının temsilcileri, Antakya, Dörtyol, Kuzuculu, Payas, Karayılan, Sarıseki ve daha birçok belediye başkanı törendeydi..
Yalnız.. Karaağaç, Nardüzü, Arsuz, Gözcüler belediye başkanlarını göremedim..
Çöp toplama bedelinde anlaşamadıklarından ötürü, Envitec’e sıcak bakmadıklarını biliyorum. Ama bu durumu mazaret olarak görmüyorum..
Bu arada tesis için..
Yok ‘ruhsat’ı yokmuş.. Yok bu haliyle yapımı ‘kaçak’ sayılırmış; tepkilerini çok doğru bulmuyorum.. Varsa bir hukuki sakatlık ya da ‘uygunluk’ derecesi kabul görmeseydi, Devlet’in yetkili isimleri bence o törene katılmazlardı..
Allahaşkına, söyler misiniz?
Çöp fabrikasının İskenderun’da konuşlanmasında ne sakınca var ki?
Gittim, ama göremedim..
Neyi, biliyor musunuz?
Çöpü! Evimizden, iş yerimizden, sağdan soldan toplanan katı atıkların döküldüğü o çöpü göremedim..
O pis kokudan, etrafa yayılan kirli buluttan, insanların şikayet ettikleri kirlilikten eser yoktu.. Bunun neresi kötü?
Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün:
Birkaç yıl önce manzara böyle miydi?
Hakkını teslim etmek lazım..
Allah yapandan ve yaptırandan razı olsun..
Bu arada bir teşekkür de vekillerimize..
Hem AK Parti hem de CHP’nin vekilleri törendeydi..
Dayanışma 10 numaraydı..
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz’in şu sözlerini önemsiyorum:
“Günün eskimiş bilgileriyle yeni sorunlara çare üretilemez..”
Fark budur işte..
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in de dediği gibi:
Temizlik sağlıktır..
Temizlik medeniyettir..
Temiz bir çevrede yaşamak insanlık hakkıdır.
Gelecek nesillere temiz çevre bırakmak sorumluluğumuzdur..
Başkan Civelek temeli atarak, bunu başardı..
Dilerim devamı gelir!

‘KOÇ’ GİBİ YATIRIM!
Dün almıştık haberi:
Koç Haddecilik YK Başkanı Adil Koç, inşaat sektöründe de adından söz ettirmeye hazırlanıyor.
Hizmet ruhu yeni bir ‘yatırıma’ odaklanıyordu çünkü..
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün teklife açtığı Karaağaç’taki yatırım programıyla ilgili tatlı bir heyecan var Adil Koç’ta..
Nasıl olmasın ki..
Bir başarı öyküsüne doğru yola çıkmak kolay değil..
Ama Adil Koç başardı..
Yeni yatırımları içimizi aydınlatıyor..
İşte o an durdum. İçimdeki denizler kabardı.
Birçok insan, Ankara’da “Kandil’e bayrak dikmeyi” tartışırken;
Ay yıldızın birçok markası, dünyanın finans merkezine dikilmiş dalgalanıyordu..
Birçok başarı öyküsü var İskenderun’un!
Ve işte o an sordum:
Yatırımlarımızı bu güzel şehrin her bir yanına konuşlandırmaktan korkmalı mıyız?
Benim cevabım belli:
Ne kadar çok markamız dalgalanırsa İskenderun’da, o kadar büyürüz, gelişiriz.
İşte bu yüzden;
Başarı öykülerimizle gurur duymayı öğrenmeliyiz.
Birbirimizi sevmeyi ve rekabeti alkışlamayı öğrenmeliyiz..
İşadamı Adil Koç’u alkışladığım gibi..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here