Kaç çeşit insan var?

Hayat genelinde kendi şahsına münhasır çeşitte insanlar vardır. Mükemmel-i insan sıfatlarına sahip zannederler kendilerini bilmedikleri hiçbir şey olmadığı için, her konuda vaaz verirler. Farklılıklara tahammülleri yoktur. Sadece muhalefet ederler. Hatta bazıları abartıp, cennetle müjdelendiğini falan sanırlar. HZ Ali’nin şu hikayesi geldi aklıma: Hz. Ali’ye bir gün sorarlar; Hem bu kadar asil ve erdemli nasıl oluyorsunuz efendim derler… İnsanların aptalları sağ olsun der. Anlamdık efendim biraz açar mısınız konuyu? Ben önce bir ortama girdiğimde susarım ama herkes bir şeyler konuşur bilende bilmeyende konuşur sallar durur. O adam ortamdan çıktıktan sonra da orda ki bulunan insanlar onu hakkında konuşmaya başlarlar… Ben ortamda söz verilmedikçe bana söz düşmedikçe konuşmam… İşte bundan dolayı insanların aptalları sağ olsun der… Bir bakın bakalım bu örnekten kaç tane var etrafınızda .. Son yıllarda adam, bizde adı çok geçen ama pek az bulunan bir nesnedir yani. Ne yenilir ne içilir; tatlı dilli, derler. Oysa çoğu zaman tersi olur hep. Mülk gibi alınıp satılır adamlar, yoksulluk yüzünden yük olur can gövdeye. Anneler babalar çocuklarının adam olması için çilelere katlanırlar ama ünlü fıkrada olduğu gibi, evlat doktor olur, mühendis olur ama bir türlü adam olamaz nedense.
Kendi bildiklerinden asla şaşmadıkları gibi bu tür insanlar başkalarının da ne söylediğini dinlemezler. Konuşamazsın bu tür insanlarla, akıllarına yatmayan en ufak bir sözde ya üzerine saldırır ya da cehennemlik olduğuna kanaat edip ortamdan sizi aforoz ederler. Onlar, nurdan daha saf görünür ama gölgeden daha münafık yürürler genelde. Haz etmedikleri kişilerin başına bir musibet geldiğinde bundan içten içe haz duyarlar. Akrep gibi sokarlar… Zira akılları pazara çıkarsalar herkes yine gider kendininkini satın alırmış.
Montaigne’nin dediği gibi; “İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır, çünkü kimse aklından şikâyetçi değildir. Birileri akıl verir, birileri akıl alır ama sonuçta yine herkes kendi aklına eseni yapar. İnsan dünyayı aklının erdiği kadar anlar. Aklın insanın ruhuyla aynı istikamette hareket etmesi bir lütuftur aslında.”
Can çıkar huy çıkmaz derler. Çeşit çeşit karakterde insan vardır etrafımızda.
Herkes kendine yakışanı yapar, kendine yakıştırdığı şekilde de yaşar.
Asalettir asıl olan. Asalet insanın faziletidir çünkü.
İnsanlar yeminden çok karşılarındakinin asaletine itibar ederler.
Ama edep denilen haslet asaletten de üstündür.
Güzeli güzel yapan da edeptir. Edep güzel olanı sevmeye sebeptir…
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır.
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Mevlana’nın dediği gibi değiştirilmeye çalışılmadıkça kalp hastalığının yegâne sebebidir.
Bir diğeri akıldır. Herkesin kendinde ziyadesiyle olduğunu sandığı, zekâyı kullanabilme ve idrak edebilme yetisidir. Akıl ve zekâ sana kibir ve gurur verir… Aptal ol da gönlün doğru kalsın! Aptallık dediğim halka iki kat maskara olan adamın ahmaklığı değildir… Bu aptallık, ona hayran olan adamın aptallığıdır!

Kaynak: Haki Demir) Fatma Pehlivan

PAYLAŞ

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here