TELEVİZYON RENKLİ, İZLEDİĞİMİZ ŞEY SİYAH/BEYAZ

Geçenlerde okuduğum bir kitapta; Alvin Toffler ilk baskısını 1974’te yapan “Future Shock – Gelecek Korkusu” adlı eserinde, gelecekte klâsik yapısıyla ailenin alt üst olacağından bahsediyor. Sanki bugünleri görmüş gibi, ileride ailenin farklı şekillerde boy gösterip tarihe veda edeceğini, saygı ve sevginin azalacağını öngörüyordu.
Beyni hızlı bir şekilde köreltmenin ve tükenmesine sebep olan şeyin en hızlı yolunun televizyon izlemek olduğunu biliyor muydunuz?
İşte size bir örnek vereyim..
Alman Beyin Antrenman Kurumu Başkanı Prof. Bern Fischer’in şu görüşlerine sizlerle paylaşayım:
“İki saat televizyon seyretmek suretiyle beynin uyarımdan yoksun bırakılmasından beyinde oluşturduğu tembelliği gidermek için bir hafta zihnin egzersiz yapması gerekiyor”.
Sadece iki saat kullanıldığı zaman böylesine tembelleşen bir beyin yıllarca kullanılırsa acaba ne hale gelir? Bizlerdeki dizi furyası malumunuz. Bir araştırmaya göre şu anda toplam dizi sayısı yaklaşık 150 civarındaymış.
Almanlar bunu boşuna aptal makinesi demiyor bu televizyona.
“Aile ferdin eğitimi için en ideal bir kurumdur. Yetişen bireyler bu grup içerisinde değişik cins ve yaştan insanlar bulabilmekte ve böylece ileride gireceği toplum hayatına intibak edebilmesiyle ilgili şartlara aile içerisinde hazırlanabilmektedir. Peki, bizde ne oluyor? Anne babalar çocuklara istediği dizileri izlemelerine izin çıkıyor. Sonra malum asabi, saygı sevgiden yoksun ve söz dinlemeyen yeni bir nesil yetişiyor. Bir hayalin yoksa, olay fotocu ve pop star programlarının ve futbol takımının fanatik bir taraftarı olursun en az günde 4,5 saat amaçsızca televizyon seyredersin. Medya kuruluşlarının gündemi oluşturmasını beklersin. Hedefin belli olmadığı hayatına sen yön veremezsin. Kendine olan saygınlığını kaybedersin. Patronunu suçlarsın anneni babanı suçlarsın hükümeti suçlarsın kaderini suçlarsın. İçindeki boşluk hissi büyür.
Önümüzdeki geleceğin hırsızlarını, mafyalarını, cinsel tacizlerini, aile yıkıntılarını boşanan aldatanları suçlarsın. Bunlar denizden çıkmayacak, dağlardan yuvarlanmayacak, gökten düşmeyecek. Onlar şu sıralar evlerinde beyaz camın karşısında televizyon eğitim görmektedirler. Öyle diziler var ki, seyirciyi uyarıyor,
Bu uyarılara karşı tepkisiz kalmak tepki göstermemek mümkün mü? Ruh bilimcilerin söyledikleri şu; bir kişiye uyarı verildiğinde bunun tatmini, icap eder!
Bugün gençler hatta çocuklar erken uyarı bombardımanına tutulmuş vaziyette. Bu vasat, geleceğin umursamaz cinsi sapmalara uğramış nesillerini yetiştirecek yoksa..
Gerçekte de aile sağlam bir toplum yapısının temel taşıdır. Aile, ahlâki değerlerin gergef işlendiği ve kişinin şahsiyetinin temellendiği kutsî bir yuvadır. Hayat boyu sürecek olan eğitim bu yuvada başlar ve ferdin karakteri bu ocakta şekillenir. Islah evlerinde ve köprü altlarındaki çocukların, sıcak aile ortamlarını terk ederek buraları severek tercih ettiklerini söyleyebilir miyiz? Necip Fazıl merhumun “Tohumu düşmeyen ağaç odundur” vecizesi birçok konuda değerlendirilebilecek bir söz olmakla birlikte, geleceğimizin tohumu olan ailenin de önemini anlatır.
Aile, “parça, bütünün habercisidir” gerçeğine uygun olarak toplumların geleceğinin en güvenilir habercisidir. Televizyonlar mutlaka izlenmeli ama programlar ve diziler özenle seçilmelidir.

Kaynaklar: İnternet, Basın, Tahir TANER

PAYLAŞ

1 YORUM

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here