GÜMRÜKLE İLGİLİ SON SAPTAMA

MÜSİAD’ın 74. Genel İdare Kurul Toplantısı Erzurum’da yapıldı.
MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan ile birlikte 33 şube başkanı, yönetim kurulu üyeleri toplantıya katılım sağladı.
Toplantının onur konuğu Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı idi.
Konu ‘gümrük’ olunca, toplantının en önemli ayağını Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü’nün İskenderun’da kalması yönündeki beklenti oluşturuyor.
MÜSİAD Hatay Şube Başkanı Fatih Tosyalı, bu süreçte dikkat edilmesi gerekenler konusunda yerinde bir dizi uyarı yapıyor.
Örneğin, ‘başmüdürlüğün iş dünyası için önemi’ne değiniyor, İskenderun’un ihracat ve katkı payının yoğunluğuna işaret ediyor..
Tosyalı, yorumlarında Hatay’ı bir bütün olarak temsil ediyor, ancak ekonomik standartları ölçü alarak da, başmüdürlüğün İskenderun’da kalması yönünde mesajlar sunuyordu..
Böylece.. Bu alanda, toplumda var olan mevcut algılara, yaşanabilecek olası sıkıntılara değinmiş oldu.
Konunun gündeme gelmesi iyi oldu..
Bu bir dönüm noktası olabilir..
Bütün bu temaslardan, görüşmelerden, konuşmalardan, çok yalın bir sonuç çıktı.. Konunun düğümlendiği yere odaklanarak, bildiğimiz bir saptamaya dikkat çekiyor Bakan Hayati Yazıcı.. Dedi ki: “- İlçelerde gümrük ve muhafaza başmüdürlüğünün konuşlanması programımızda yok..”
Bu durumda ne olacak?
‘Alternatif çözüm’ hemen bu sözlerin arkasından geliyor:
Bakan Yazıcı açık bir kapı bırakıyor..
Nedir o?
Başmüdürlük ‘İskenderun’ ismiyle anılıyor..
Yani isim değişikliği yapılarak, İskenderun’da kalması halinde resmi tabela ‘Hatay Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü’ şeklinde dönüşüm yaşayabilir..
Sanırım, yasalar nezdinde ‘olabilirliği’ mümkün bir yaklaşım..
Zira, bu adım not defterine ‘araştırılsın’ yönüyle yazıldı..
Neden olmasın?!

ŞALTER ATTI!
Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürü eylül başlarında bir demecinde, “Yılın ilk üç çeyreğinde zam yapmadık, dördüncü çeyrekte de zam yapmayacağız” diyordu..
Zira, İskenderun’da ve daha birçok şehirde zırt/pırt kesilen elektriğin yol açtığı hasarı da göz önünde bulunduracak olursak, zammın konşulmasını bile doğru bulmuyorum..
Üç hafta sonra genel müdür ‘eylül’ deki demecini unutmuş olacak ki, elektrik konutlarda yüzde 9.57, sanayide yüzde 9.26 zamlanıyor.
Bu rakamlar kapalı devre. Şalteri indirince akımın şiddeti artıyor:
– İçme, kullanma suyu ile tarım amaçlı soğuk hava depolarında kullanılan elektriğe zam yüzde 18.71.
– Tarımsal sulamada kullanılan elektriğe zam yüzde 10.98.
– Sokak aydınlatmalarında kullanılan elektriğe zam yüzde 13.84.
– Okullar, üniversiteler, vakıflar, dernekler, hayır kurumları, müzeler, spor tesisleri, kalkınmada öncelikli yörelerde konutlarda sübvansiyon kalkıyor.
En basit ihtimalle okullar için, artık yük velilerin omuzlarında..
Tam kışa girerken elektrik ile birlikte doğalgaza yapılan zammın ayrıntısı şaşırtıcı. Okullardan tarıma kadar kapsamı çok geniş. Ve ortalama zam oranının üstünde.
Genel müdüre tavsiyem:
Çelişkiler odağında önce ‘yok’ deyip, arkasından elektriğe ‘zam var’ demeseydi..
Ali Ağaoğlu gibi, ‘Yaparım dedim, yaptım’ deseydi, bu kadar kızmayacaktık!

TEKSÖZ ŞAŞIRTTI!
HESOB Başkanı Kadir Teksöz, İzmir’de gerçekleştirilen ‘Hatay Günleri’ etkinliğinde kenti en iyi şekilde temsil ettiklerini belirtmiş. Eyvallah!
Tamam verimli de geçti..
Yalnız bir ayrıntıyı kaçırmış.. Teksöz teşekkür ederken, sadece vali, belediye başkanları, kaymakamlara yönelmiş..
Anadolu Ajansı’nın haberinde böyle okudum..
İtirazım olmaz..
Ancak, fuardaki gelişmeleri İskenderun’da duyuran ilk gazeteci olmam münasebetiyle, benzer bir ‘kutlama’ şeklini ele alırken ben; iş dünyasını, basın mensuplarını atlamamıştım..
Orada iş dünyasını temsil eden firmalar vardı..
Haberi bölgemizde duyurmak için günlerce çabalayan meslektaşlarım vardı..
Bir teşekkürü onlar da hakkediyordur muhakkak..
Kadir Teksöz, belki heyecanla bu ayrıntıyı kaçırmış olabilir..
Ama, yaygın medyada tek bir haberin yapılmamış olmasını da takdirinize bırakıyorum..

CİMRİLERE NEDEN ACIMALIYIZ?
Geçenlerde, çekmecelerinde yığınca tapusu olduğu halde, sosyal sorumluluk projelerinde bulunmaktan kaçınan kasa ‘bekçilerinin’ umursamaz hallerini, ‘cimriliklerini’ yazmıştım..
Dün Ahmet Hakan da yazısında ‘cimriler’ için parantez açmış. Demiş ki:
“- Çünkü cimriler, huzura ve rahatlama duygusuna bir türlü sahip olamazlar.
Çünkü cimriler, adına kontrolsüzlük denilen muhteşem duygunun tadını asla bilemezler. Çünkü cimriler, keyfini sürmeye kalkıştıkları şeylerin sürekli hesabını yaptıkları için keyfini süremezler.
Çünkü cimriler, küçük hesaplar sonucu kurtarabildikleri küçük şeylere mukabil aşırı sevimsizlik gibi bir algı yaratabilirler.”
Yalan mı?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here