Bilmiyor olabilirsiniz, anlatayım.
Akdeniz Üniversitesi (A.Ü) Alanya İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Güngör, Türkiye’de il olması gereken 8 ilçeyi, Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemiyle belirledi ama İskenderun’un adı yok..
E, olmasın!.. Hatırımız kalırdı yoksa..
Üstelik üşenmemişler, farklı üniversitelerden 6 bilimadamıyla 1 yıl süren bir çalışmayla uygunluk oranı tespit etmişler..
Üzülmeyelim, bu da geçer!
Adayları merak mı ediyorsunuz? Buyursunlar..
Alanya, Bandırma, Fethiye, Elbistan, Ereğli, Bergama, Ödemiş ve Erciş!
Alanya dışında, geriye kalan ilçelerin nüfusları 120 bin ve altında..
İskenderun şehir nüfusu 185 binin üzerinde. Üstelik çevresiyle birlikte 300 bini aştı.
Önümüzdeki 10 yılda öngörü şu:
Limanın özelleşmesi ve yassı çelik yan sanayisiyle birlikte bu nüfus 500 bini geçecek.
Bunu görmek için, dekan ve yahut profesör olmak gerekmiyor.
Akdeniz Üniversitesi, ta 95 bin nüfuslu Van/Erciş’i görüyor ama demir çelik söktürünün kalbi İskenderun’u göremiyor..
Bu mudur yani? Hadi ordan..
Sevsinler sizin bilimsel yaklaşımınızı!

GENÇLERE FIRSAT DOĞUYOR!
İskenderun’da gençlere yönelik, aslında işsizliği yönelik adımlar atılıyor.
Biliyoruz ki, istihdam önemli.. Ancak, bunun için ‘nitelik’ aranıyor.
Bakıyoruz, iş dünyası bunun sıkıntısını yaşıyor. O bakımdan eğitim şart.
Bugün, genç istihdamının desteklenmesi hibe programı çerçevesinde, İstanbul Demir Çelik İhracatçıları Birliği tarafından sunulan “Sektörel Dış Ticaret Takımları” projesi Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance – IPA) tarafından destekleniyor..
Bir fırsat doğuyor gençlerimize.. Hatta ve hatta, Hatay bölgesinde ikamet eden üniversite mezunu 50 işsiz gencin, bölge demir çelik sektörünün ihtiyaçlarına yönelik olarak dış ticaret alanında eğitilmeleri ve meslek sahibi yapılmaları hedefleniyor.
İTSO’daki toplantıya katıldım.. Ev sahibi İstanbul Demir Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci’nin konuşmasından birçok notlar aldım.. Diyor ki:
“- Genç işsizliğini azaltmak ve işgücüne katılımını artırmak, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlayabilen bilgi temelli bir ekonomiye geçişi desteklemek açısından oldukça önemlidir. Kasım 2011’de mezun olacak genç ihracatçılarımız, sektörümüzü ve bölgemizi ileriye taşıyacak yeni neslin temellerini oluşturacaklardır.”
Projeyi önemsiyorum. Bugün üniversite mezunu 50 işsiz gencin, bölge firmalarının ihtiyaçlarına yönelik demir çelik sektörü özelinde meslek sahibi olmaları önemli.
Türkiye büyüyor neticede..
Türk ekonomisi dünya ülkelerinde ve hatta Avrupa ile Amerika’da bile örnek gösteriliyor. Anadolu’nun esnafı tüccar, zanaatkârı sanayici oldu.
İhracatta, turizmde rekorlar kırılıyor.
Büyüme rakamları global ölçekteki bir başarıyı kanıtlıyor..
Ama bakıyoruz, ‘gençlik’ panellerde yumurta atmanın heyecanı içerisinde(!)..
Onlara tavsiyem..
İş kolu oluşturma bilincinde olan oda veya derneklerin katkılarından faydalansınlar..
Değişen bişey olmuyor, sadece enerjileri genç yaşta tükeniyor, o kadar!

BİZ DE TARİH YOK MU?
Antakya’nın kazılmadık yeri kalmadı. Şehir başlı başına müze..
Son olarak Kırıkhan’da, daha önceki yıllarda çöplük olarak kullanılan alanda, ihbar üzerine başlatılan kazı çalışmasında, Bizans döneminden kalma şapel (küçük kilise) ve çeşitli buluntular gün ışığına çıkarıldı.
Şapellerin kilisenin yanı sıra bir okula, vakfa ya da nekropole (mezara) ait olabileceği düşünülüyor. Kazı, 15 gündür sürüyor..
E, Antakya’nın Arkeoloji Müzesi var. Zaten kapasitesi de dolu..
Yanılmıyorsam sırada iki müze yapımı daha var..
Demem o ki, Antakya’da herşey yolunda!
Turizmden çatır çatır kazanıyorlar..
Gezilecek, konaklayacak, ‘buram buram tarih kokuyor’ dedirtecek mekanları var..
İskenderun’da yok.. Bırakın tarihi/marihi, tur gezilerinde adı bile geçmiyor..
Turist, rehber eşliğinde İskenderun’u pas geçiyor..
E, niye böyleyiz? Yok mu tarihimiz?
İddia ediyorum, Çankaya’nın toprağını kazın, tarih kalıntılarında Antakya’yı sollayacak potansiyele sahip bir coğrafyamız var.
Doğal müzeden farkımız yok anlayacağınız.
Sakarya öyle..
AVM’nin yakınında bulunan liman kalıntıları öyle..
Dört bir yanını kazın, açık hava müzeniz olsun.
Ama bırakın kalıntıları ortaya çıkarmaya, halen bir müzemiz bile yok.
Çabamız, isteğimiz, heyecanımız da yok..
Ne yapacağız peki?
Gıpta edeceğiz, imreneceğiz Antakya’ya..
Gelişmeleri takip edeceğiz Kırıkhan’da..
Çünkü orada, şapelin tabanında İncil’e göre cennet sahnesinin tasvir edildiği figürler var.. İskenderun’da ne var?

1 YORUM

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here