Bakan Ergin’le keyifli bir sohbet!

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İskenderun’da yerel ve genel konularda önemli mesajlar verdi. İTSO’yu ziyaret etti, Tosyalı Holding’in sosyal sorumluluk projesi olan Sevgi Evleri’ni gezdi.
Sayın Ergin tecrübeli.. Uzlaşmacı.. Mütevazi..
Yine iddialı, o kadar ayrıntılı ve derine inen siyasi analizlerle dolu.
AK Parti İlçe Teşkilatı’ndayız.
2001’de, parti daha kuruluş aşamasındayken, tanıdığımız Mehmet Soydan orada..
Eski ilçe başkanlarından Muharrem Dingil orada..
Ve daha birçok isim..
Bakan Ergin keyifli.. Mehmet Soydan’a vurgu yapıyor.
Eski çalışma arkadaşlarına yönelik ‘birlikteyiz’ mesajını tazeliyor..
Konuşmanın büyük bir bölümü yaklaşan 2011 seçimleriyle ilgili..
‘Eskiler’ ve ‘yeniler’ kavramındaki ‘sinerji’ye inanıyor..
Etrafına bakınıyor, ilk günkü heyecanı yaşıyor..
Başarıya endeksli..
İşadamı Fatih Tosyalı da orada..
Türkiye’nin ekonomik açıdan, dünyadaki yerini gururla anlatıyor..
“- Yapısal sorunlarımız dışında ciddi sorunlarımız yok” diyor..
Yunanistan, İrlanda, İspanya’daki ekonomik çökmelere işaret ediyor ve ekliyor:
“- IMF’ye 24 milyar dolar borcumuz varken, şimdi bu rakam 7 milyar’a düştü. OECD ülkeleri arasında en hızlı gelişen iki ülkeden biriyiz. Avrupa’nın en büyük 6. ekonomisine sahibiz..”
Kolay değil tabi..
Tüm bu güzel gelişmeleri tek bir nedene bağlıyor:
– Siyasi istikrar!
“- Bu reform süreci devam edecekse, bir döneme daha ihtiyacımız var” diyerek, çağdaşlaşma projesinde mutlu sona varmak için AK Parti’nin genel seçimlere iyi hazırlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Derken.. Konuşma bitti, bu kez gazeteci dostlarımızla birlikte Bakan Ergin’le sohbetimizi koyulaştırıyoruz..
Stadı soruyorum.. Işıklandırma ne zaman?
Bakan Ergin’in yanıtı:
“- Çok yakında gereğini yapıyoruz..”

“BAŞBAKAN İSKENDERUN’A GELECEK” MESAJI!
Sayın Ergin, Başbakan’ın bayram mesajını da getirdi. Dedi ki:
“- Sayın Başbakanımız Hatay’a bir ziyaret tertip edecek. Konuştuk, temennilerinimizi aktardık. En yakın zamanda İskenderun’a gelecek.”
Bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor:
“- Kamusal yatırımlarda tasarruf söz konusu değil.”
Bu demek oluyor ki.. Arsuz yolu başta olmak üzere geriye kalan tüm yatırımlarda ‘ödenek’ sıkıntısı görünmüyor..
Alkışlanacak bir söylem.. Sayın Ergin’i kutluyorum..
Özetle..
Türkiye’de güzel şeyler oluyor.
Ama beraberinde sorumluluk da olacak..
İskenderun’da siyaset yapan herkese tavsiyem şudur:
– Sükûnet, sağduyu, birbirimize saygı, en fazla ihtiyacımız olan şeyler..

HAY AĞZINA SAĞLIK BAŞKANIM!
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek ile MKÜ kavşağında başlatılan çalışmalara gittik. Şehrin girişi gittikçe güzelleşiyor.
Neredeyse tek noktaya 6 şerit yol düşüyor..
Peyzajda da sona gelindi gibi.. Sanki İzmir!
Başkan Civelek, son zamanlarda bir yerel yöneticinin en içtenlikle katıldığım cümlesini kurdu: “Başarıyorsak, birlikte yapıyoruz!”
Dahası var:
– Kavgayı sevmiyorum..
– Meclis üyeleriyle birlikte el ele veriyoruz..
– Enerjimizi sarfedeceğimiz tek nokta, İskenderun..
– Başkanlık sövme makamı değildir, herkesi dinliyorum, sevgiyle yaklaşıyorum halkıma..
– Yatırımlara, yatırımcıya destek verelim..
– Ölüm hepimize yakın, doğru işlerle anılalım.
– İyi niyetle de olsa, bayramda seyranda, şahsıma gönderilen her hediyeyi -küçük/büyük- bakmaksızın, kimseyi incitmeden iade ediyorum..
Bir de bayramın birinci günü Mustafa Kemal Mahallesi’nde AKAD’ın düzenlediği devir-teslim töreninde Başkan Civelek, hizmetlerden yola çıkarak şöyle bir cümle sarfetti:
“- Çöpleri ayrıştıracağız, insanları birleştireceğiz!”
Hay ağzına sağlık başkanım!
Yerinde oldu..
O kadar sıkıldım ki, yolsuzluk hikayelerinden, ‘desteksiz’ paslaşmalardan, anlatamam. Sıkılıyorum, çünkü..
Bazı kesimlerin yaptığı şu:
Halkın gündeminde olmayan bir sorun yaratıp halkın gözüne sokuyorlar ve bunun bir sorun olarak algılanmasını sağlıyorlar.
Oysa, İskenderun’un onlarca sorunu var..
Ama dedikodu, hizmetten 10 adım önde gidiyor..
Siz olsanız böyle bir şey yapar mısınız?
Bu yüzden başkana teşekkür ediyorum.
Hiç olmasa, iyi niyetinden, dürüstlüğünden ödün vermediği için.

MUSTAFA KALELİ NEDEN OLMASIN?
CHP İskenderun’un kongresi yanılmıyorsam 5 Aralık’ta gerçekleşiyor. Antakya’daki dramdan sonra, CHP’nin İskenderun teşkilatı toparlanabilir mi? Bu mümkün mü?
Olabilir.. Henüz adaylığını açıklamadı ama yakındır,
Adı kongreye yansıyan isimlerden biri de Mustafa Kaleli..
Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi’nde yıldızı parladı, çok çalıştı.
Sıfırdan iyi bir potansiyel yakaladı.. Partinin oylarını beklenmedik bir tarzda artırmıştı. Partinin güvenini, sempatisini kazanmıştı. Kaleli’yi çalışma dönemi içinde hep; düzgün, namuslu, güvenilir bir kişi olarak tanıdım.
Çok olumlu bir vizyon oluşturmuştu.
Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’i CHP’nin sessiz döneminde savundu, destek verdi.. Kılıçdaroğlu henüz genel başkan olmadan, ilk destek Kaleli ve ekibinden gelmişti.. Yine de bilemiyorum..
CHP’nin kurmayları bu duruma ne der?
Ön plana çıkan isimler arasından sıyrılıp, vitrine taşınır mı?
Milletvekilleri değişimden yana mı, göreceğiz!
Aman kimse akıl verdiğimi sanmasın.
Sadece yüksek sesle düşünüyorum!

AZİZ BEY’E SEÇİM DERSLERİ..
Madem CHP Milletvekili Abduaziz Bey de, tıpkı Fuat Bey gibi seçimlere merak sardı. O halde “yeni başlayanlar için kongre dersleri” babından bazı noktalara işaret edelim de, kendisine bir hizmetimiz dokunsun:
– Hatay CHP’de Mehmet Güzelyurt’un kaybettiği listeye bakıp, başlangıç için mutlaka, ‘herkes kendi bölgesine sahip çıksın’ çağrısı okunmalı.
– Her gidilen şehirde fotoğraf çektirmek yerine, “İskenderun’da gizlice gecekondulara, mahallelere gider, kimseye haber bile vermez” diye bir efsane yaratılmalı.
– “Herşey Antakya’dan ibaret değildir” diye bir slogan icat edilmeli..
– Sadece seçimlerde görünen siyasiler kategorisinden çıkılmalı.. Küskünlük yok deyip, kuru ve soğuk ‘birlik’ mesajlarına itiraz edilmeli.. Yaklaşan İskenderun CHP seçimlerinde bir ‘Antakya’ kaybı yaşanmasın diye çok çalışılmalı..
– Nerede hata yapıyorum diye düşünmeli..
Bunun için liderlik ve siyasi irade gerekiyor, öyle değil mi?
Zaman daralıyor!

YABANCI MIYIZ?!
Dörtyol’dayım..
Dokuz günlük bir tatil seni kendinle baş başa bırakmıştır.
Babama ait tarlada huzur arıyorum.. Portakal, mandalina topluyorum.
Elim, dereotuna ve salatalığa kayıyor..
Isırgan otunun tesir ettiği acı, keyfimi bozamıyor.
Huzurluyum.. Portakal ağacına yaslanıp, etrafıma baktım..
Güneş sonbaharı atlayıp, kışı sollayıp ilkbahara ayarlanmıştır.
O öyle demiş, şu böyle demiş, vız gelir tırıs gider.
Çünkü yaşamayı seversin.
Böyle günlerde bir kere daha anlarım ki, İskenderun’a barışı, hasetsiz bir kardeşliği, huzuru etrafımızdaki kirlenmemiş yürekler getirecektir.
Ne insanın konumu, ne de para pul, hayatın kendisini satın alacak güce sahip değildir.
Bazen elimizde bulunan değerlere, olanaklara, yeteneklerimize, umutlarımıza, yapabileceklerimize, başarabileceklerimize yabancılaşırız..
İnsan olmanın, en önemli tuzağıdır “yabancılaşma” aslında..
Panzehiri ise şudur: Anlamak, algılamak ve hissetmektir.
Bazen gitmek istediğiniz yere yaptığınız ‘yolculuk’, ulaşmak istediğiniz yerin kendisi kadar değerlidir, unutmayın..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here