Ahmet Altan Taraf’taki yazısında işin “özüne” inmişti. Şöyle diyordu:
“- Erdoğan lider olduğu için Türkiye değişmiyor, Türkiye’nin değişmek istediğini fark ettiği ve buna uygun davrandığı için Erdoğan lider. Türkiye, değişim hızını Erdoğan’ın seçim hesaplarına ve kişisel arzularına göre belirlemeyecek, Erdoğan Türkiye’nin değişimine ayak uyduracak.”
İşin gerçeği bu…
Çağdaşlığı, moderniteyi ‘dört duvar’ arasında kenti yönetmekle anlayanların ıskaladıkları nokta da bu işte. Kendisini demokrat olarak niteleyen bir siyasi partinin, değişimin öncüsü konumuna girmesi, tabii ki ilk defa olmuyor.
İskenderun’da bırakın değişimi, ‘masal’ dünyasında Alis’i oynamaya başladık..
İlk defa gördüğümüz bir ormanda, karşımıza çıkan iki yol arasında tercih yapmaya çalışan, ancak nereye gideceğimizi dahi bilmeyen, masal kahramanlarını andırıyoruz..
Baştan söyleyim..
“Değişim”i algılamanız ve ona uyum göstermeniz için siyasi kimliğinizde sosyal demokrat veya liberal yazması önemli değil.
Hizmetin siyaseti olmaz..
Ya yaparsınız ya da seyreder, ıskalarsınız!
Bazen çok eleştiriliyorum..
İskenderun’da bir yerel yöneticinin icraatını destekliyorsanız, bu durum sizin ille de o kurumun yandaşı olduğunuz anlamına gelmez. Sizin hedeflediğiniz amaçlarla o yerel yöneticinin icraatı eğer izdüşümündeyseler, o icraata destek verirsiniz. Temel değerleriniz konusunda gördüğünüz uyumsuzluklar varsa, bunları da eleştirir, uyarılarda bulunursunuz. En kötüsü de saplantılarınızı kinciliğe dönüştürüp, hizmet görmez bir insana dönüşmenizdir
Oysa demokrasiler, böyle bir gömleği taşıyamaz.
Ben ifrit olurum kinciliğe, kutuplaşmaya..
Bu kentte yaşıyorum.
Kavgadan, gürültüden bıktım..
Dışarı çıkıp bakıyorum, ülkem kanatlanmış uçuyor.
Her yerde bir hayranlık.
İçeri giriyorum, sessizlik!
Belki de, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek veya diğer kurum temsilcileri bizlere derdini anlatamıyordur..Ya da bizler anlamakta güçlük çekiyoruz..
Bir deneyelim. Var mısınız bir araya gelmeye..?!
Çünkü ben hiç olmasa deniyorum, okurlarımla konuşuyor, dertleşiyorum..
Müthiş keyif alıyorum, üretiyorum, paylaşıyorum..
İskenderun’u daha gelişmiş, daha hareketli, daha özgürlükçü kılacak bir değişimin peşinden koşturup, duruyorum..
Umutluyum ve iflah olmaz bir iyimserim..
Çok mu safım yoksa?!

NEDEN MUTLUYUM
NEDEN MUTSUZUM!
– Mutluyum çünkü: Çok değil üç beş sene öncesine kadar bir belediye başkanının adını destur çekmeden ağzımıza alamazken, şimdi adını bile anmaya gerek duymuyoruz.
– Mutsuzum çünkü: İskenderun için bir projeye karşın bazı isimleri ağzımıza alırken “acep bu işi becerebilir miyiz?” diyerek endişenin zirvelerine tırmanıyoruz.
* * *
– Mutluyum çünkü: Artık rahatça eleştirilerimizi yapıyor, belediyenin yaptığı hataları da özgürce tartışabiliyoruz. Sağ olsun bu ortamı sağlayanlara..
– Mutsuzum çünkü: Belediyede kendisine özgü ‘sınırsız kredi’ sağlandığına inanların serbestlik ortamı içinde, “Ne yazarsanız yazın, işimiz tıkır” havası almış durumda.
* * *
– Mutluyum çünkü: İskenderun basınında tek tip yayınlar sona erdi.. Bir çeşitlilik geldi, denge sağlandı.. Farklı görüşler, farklı yaklaşımlar kendisine yaşam alanı bulmaya başladı..
– Mutsuzum çünkü: Medyadaki bu değişim ve çeşitlenme, maalesef “doğal dinamikler” tarafından kabul görmüyor..

KAYMAKAM FİŞ İSTEYİNCE DAYAK YERSE..
Aman ha.. Hemen panik yapmayın!
Sakinleşin, çünkü haberin İskenderun’la alakası yok..
Habertürk’ün haberine göre, 2 liralık tuvalet parası için fiş isteyen Kandıra Kaymakamı, buna yanaşmayan işletmeci ile tartışınca, saldırıya uğrayıp dayak yemiş!
Valla burada da olsa, benzer bir hadiseyle karşılaşmak an meselesi..
O kadar çok ki..
Örneğin düğün salonları, kırtasiyeler, retoranlar veya eğlence mekanları..
Fotoğrafları çekip getiriyorlar. Tanesi 10-15 TL.
Beş tane aldıysanız 50-75 TL. Günlük gelirleri birkaç bin TL.
Fişe gelince.. Ne fişi?
Fiş diye bir olay yok. Bazıları da bir fiş yazıp veriyor..
Onlar da ‘saf’ muamelesi görüyor!

GÜNÜN SÖZÜ
– Kimse sana senden daha iyi öğüt veremez.
CİCERO

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here