Dayanışma demek, siyasi partilerin, yerel yöneticilerin, akademisyenlerin, meslek örgütlerinin, STK’ların bir ortak projede anlaşarak çalışması anlamına gelir.
Kimbilir kaç kere yazdım.. Olmuyor..
Bir yerde, birşeyler eksik gidiyor..
Dün sayısız telefon aldım..
“- Çılgın projeleri geçtik, aklı başında birkaç projeye de razıyız” diyenler oldu..
‘İskenderun’da hiçbir şey olmaz’ diye, tepki koyanlar da..
Belediye idaresi işte bunu değiştirmeye çalışıyor ama gündem maddeleri aynı şeyi anlatmıyor.. Eksik, hem de çok eksik..
300 bin nüfuslu kentin, 1 Ekim tarihindeki oturumunda sadece 4 madde var..
Yakışır mı güzel iskenderunum’a? Yakıştırıyorlar demek ki..!
Bu anlamda; hizmetlerden uzaklaştığımızı, dayanışmadan koptuğumuzu gündem maddeleriyle algılamak mümkün..
“Sonunda bu da oldu” dediğim şey bu..
Tavsiyem.. Bir proje üzerinde iyi niyetli işbirliğine gidecek olan belediye idaresi İskenderun’daki bu ‘eksik’ yapıyı görmek zorundadır..
Hiç kimsenin ama hiç kimsenin, birbirlerinin zihniyet sınırlarını zorlamaya hakkı yok.. Bu açıdan bakınca İskenderunlular’ın beklediği ‘hizmet’ algısı gerçeğe dönüşmelidir..
Şimdi herkes birbirine soruyor..
“- Gündemde neden 4 madde var?”
Bu durumu anlamak için gündem maddelerini açalım..
Birinci madda norm kadroyla alakalı.. İnsan kaynakları ve eğitim müdürlüğü teklifi dışındaki iki madde ise, ‘Şevre mıntıkası 1500 ada 10 nolu parselin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım imar planlarında akaryakıt, depolama, satış ve LPG ikmal istasyonu alanına dönüştürülmesi (ve bu ibarenin ilave edilmesi) ile ilgili imar ve şehircilik müdürlüğü teklifi..
Bahsi konu edilen yer, CHP İlçe Başkanı Zeki Çıkan’a ait..

ZEKİ ÇIKAN: “KANUNİ HAKKIM!”
Aradım sordum. Zeki Çıkan, “Şahsıma ait benzin/motorin istasyonunda LPG satış noktası yoktu. Yerin; akaryakıt, depolama, satış ve LPG ikmal istasyonu alanına dönüştürülmesi için kanuni hakkımı kullandım.. İskenderun’daki onlarca benzin istasyonu bu hakkı kullanıyor. Normal bir durum” dedi..
Doğrudur.. İlçe başkanlığı yapıyor diye, ‘ticari’ anlamda ‘kanuni hakları’nın esirgenmesini doğru bulmuyorum.. İsimlerin başında yer alan sıfatların benim açımdan çok da önemi yok. İşi bu netice itibariyle.. Varsa hakları diğer benzin istasyonlarına gösterilen imtiyazlardan faydalanmalıdır diye düşünüyorum..

ÇOK KONUŞUR, AZ ÜRETİRİZ!
Ama, belediye meclisinde bir oturum düşünün ki, bu iki maddeyi de çıkarın aradan, geriye sadece, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in 11-19 Ekim tarihleri arasında ‘görevli’ olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gidecek olması kalıyor..
Görev’in mahiyeti nedir, henüz bilmiyoruz..
Benim açımdan önemi yok, sonuçta 8 gün boyunca başkan bey ABD’de olacak..
Onay verirler ya da vermezler, meclisin takdiridir..
Benim meselem, ekim ayı boyunca (31 gün) için iliştirilen 4 gündem maddesiyle ilgili.. Belediye idaresi, bu az sayıdaki gündem kararının gerekçesini neye dayandırıyor bilemiyorum ama bir yanlışlık yapıldığı çok açık..
Oysa eksiğimiz çok, sayalım:
Kılçık yıkıldı, yerine tasarlanan ‘proje’ halen beklemede..
Trafik aynı trafik..
Sanayi sitesi halen olduğu yerde duruyor..
Çöp fabrikasının kurulacağı yok..
MKÜ kavşağında üstgeçit beklentimiz suya düştü..
Feyezan halen sivrisinek üretiyor..
Balık lokantamız yok..
Kıyıda balık/ekmek bile satamıyoruz, iyi mi?
İskele için bekliyoruz..
Kent Müzesi’ni kuma gömdük..
Kongre merkezimiz yok!
‘Teleferik’ hayal mahsülü çıktı..
Marinayı her yıl konuşuyoruz, bir ay sonra da susuyoruz..
Sahil kentiyiz ama yaz mevsiminde plaj keyfini rüyalarımızda çıkarıyoruz..
Kentsel dönüşüm deli saçması..
Mevcut bitpazarını ‘proje’ye dökecek iradeye bile sahip değiliz..
Yeterli mi?
Bakınız.. Neredeyse bir yıl geçti aradan, dedim ki:
“- Arkadaş, sahildeki taşları kaldırın, o kaya parçalarından denize adacık yapar, köprüyle bağlantılar kurarsınız..”
Hikaye oldu.. Sonra:
“- Zelluh Ailesi, ‘Hilton’la işbirliği yapıyor, otel kuruyor.. Sahilde bir de plajımız olsun” dedim.. Kimse oralı olmadı..
Dikkat edin, herkesin keyfi yerinde..
Çok konuşur az üretiriz..
Normal karşılıyorum. Oturuma ‘4 maddeyle’ katılma alışkanlığına sahip bir belediye idaresine, böyle bir toplantıda bunu hatırlatmak kolay değil tabii!
Dilerim, meclis üyeleri hatırlatırlar..

YELKEN KULÜBÜ!
Aslında Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in atması gereken çok yaşamsal adımlar var. Sahil projesini önceki gün yazdım..
Dün hatırlattılar:
“- Yelken Kulübü’ne üye olmayanlar giremez. Balığı nerede yiyeceğiz!”
Haklılar.. Yelken Kulübü, zenginler kulübü olarak anılıyor..
Üye olma şartı var..
Dışarıdan gelen birini zengin de olsa, orada balık yediremezsiniz..
Peki bu durum karşısında alternatif bir mekan üretmesi gereken yerel yönetici kim?
Belediye Başkanı.. Yani, Yusuf Civelek!
Yapılması gereken şuydu:
Belediye meclis üyeleri ya da idare, ta aylar öncesinden böylesine bir alternatif projeyi gündeme getirmeliydi.. Israrla, gayretle topluma anlatmalıydı..
Canları sağolsun.. Umarım tatilleri iyi, rahat ve huzurlu geçmiştir(!)
Ne zaman ki ‘iyi niyet’ içeren umut dolu yazı yazsam, tam tersine, değişiminin yarattığı heyecan giderek umutsuzluğa dönüşüyor..
Oysa belediye başkanlığı, tarihsel bir önem ve sorumluluk taşıyan makamdır.
Hatta başkanla birlikte, genç, dinamik, çalışkan bir meclis ‘üretkenlik’le anılmalıdır..
İnandırıcı ve gerçekçi projeler geliştirilmelidir.
Hani? Var mı?! Ne diyeyim.. Geçmiş olsun!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here