İnsanlar sıkıntılı referandum sürecinde neler olacak diye düşünürken, CHP’de tam aksine halen ‘örgütler’e ayar çekme pozisyonunda olması eleştirilere neden oluyor..
Kimi bilgiyle dolu, kimi cehaletle..
Doğru mudur bilinmez.. Bir akşam operasyonu neticesinde, Nihat Karpuz halen genel merkez tarafından -varsa- tebligat bekliyor..
Görevinden alındı, ama görevinin başında(!)
Şaşırdınız değil mi?
Evet şaşkınlık sürüyor..
Çünkü her kafadan bir ses yükseliyor..
Dün beni arayıp, Nihat Karpuz için ‘Kendi etti kendi buldu’ diyen de oldu..
‘Nihat Karpuz’a güçleri yetmedi, genel merkezin haberi yokken, böyle bir uygulamayı benimsediler’ diyen de..
Tamam.. Nihat Karpuz belki, milletvekiliyle, belediye başkanlarıyla, ‘rahatsızlıkların’ odağında yer almış olabilir.. Zıt kutuplardan ötürü ‘anlaşmazlıklar’ yaşamış olabilir..
Ama hem referandum öncesi hem de ‘oldu/bitti’ tavırlarla sonuç alınmasına yönelik yapılan hareketleri doğru bulmadığımı da söylemeliyim..
CHP’nin ‘demokrat’ anlayışına sığmayan hareketler bunlar..
Maalesef, soru işaretleri de, sorun yumağı da genişliyor..
Bugünkü rüzgar, partinin ‘hizipçi’ kimliğinden kurtulup kurtulmadığı kadar, Aziz Yazar/Yusuf Civelek’in ‘etkin rol’ arayışlarını da gün yüzüne çıkarıyor..
CHP’deki kulislerin göbeğinde hep bu isimler var..
Nihat Karpuz’a ‘karşı infaz timi’ oluşturulduğu yolundaki iddialar da bardağı taşıran son damla oldu.. Diyelim ki, değişim oldu, isimler, yönetimler değişti..
Peki ya sonra? Bundan sonra ne olacak?
Kavga veya kutuplaşmaya yönelik herşey bitiyor mu?
Fırtına diniyor mu?
Siyasette akan kızgın sular durulacak mı?
CHP böyle bir uygulamayla oy patlaması mı yaşayacak?
Yoksa, sadece mevcut koltuklar mı muhafaza edilmiş olacak?
Söyler misiniz bana, hangisi makul ve doğru sizce..
Mesela, Nihat Karpuz aynı temayla, ‘tüzüğün ihlal’ edildiğini anlatan ifadelerle genel merkezin tavrına odaklanıyor..
Oysa Zeki Çıkan ’a sordum, dedi ki:
“- Genel merkezin tavrı net.. İl mütevelli heyeti ya da milletvekilleri genel merkezin onayını almadan böyle bir girişime odaklanmazlar..”
Mesele bu aslında..
Ortaya konanan bilgiler ışığında kimin doğru söylediğini bilmiyoruz, bilemiyoruz..
Çünkü asıl muhattap alınması gereken milletvekilleri ortada yoklar..
Henüz resmi bir açıklama bile yapılmadı, gerek görülmedi!
Ee, Nihat Karpuz da ‘genel merkez kararını’ görme bahanesiyle işi yokuşa sürüyor..
Yazık! Kim ne derse desin..
CHP’de referandum öncesinde yaşanan bu tartışmalar hiç hoş değil..
CHP Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’a yakın olan bir ismin yönetimin başına getirilmesini normal karşılıyorum, ama bundan sonra ‘bir ekip olma’ anlayışıyla düşünmek ve partinin gelecekteki konumunu masaya yatırmak gerekmiyor mu?
Şimdi, kendilerine ilçe başkanlığı sözü verilen ‘siyasette’ isim yapmış birçok ismin takınacağı tavrın CHP’de nasıl bir etki yaratacağını sanırım milletvekilleri düşünmüştür.. Sadece bazılarımızın beğendiği fikirlerin söylenebildiği, beğenilmeyen fikirlerin söylenemediği bir parti ne kadar başarılı olur, bilinmez..
Açıkça söylemeliyim ki.. Bu gidişat iyi değil..
Ancak, dost doğru ve acı söyler..
CHP sorunu çözmekte zorlanıyor..
Ve aklımda birkaç soru halen cevap arıyor:
– Nihat Karpuz’un görevden alınmasının gerekçesi nedir?
– Genel merkezin atamayla ilgili sunduğu belge var mıdır?
– Bundan sonra vekillerin ve belediye başkanının CHP’nin çıtasını yükseltmek adına uygulamaya koyacağı bir stratejik planı var mı?
– Dile getirilen fikirlerin “uygun” olup olmadığına kim karar verecek?

BU CHP İŞ YAPAR MI?
Türk siyasetinin önümüzdeki 1 yıl boyunca soracağı soru bu değil mi? Seçimlere kadar, ki tahminen mayıs ila temmuz arasında bir yerlerde yapılacak, bu sorunun yanıtı tartışılacak.
CHP’nin Hatay’da referandum için pek çalışmadığı ortada..
Bir koltuk kavgasıdır gidiyor..
Henüz normalleşme çanları çalmış değil, yarından sonrası için keskin bir kutuplaşma görünüyor.. Tamam, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde geçmişe göre oylarında ciddi bir artış yaşadığı kesin. Ama bu yeterli olacak mı?
Hiç kızmasınlar?
Liderlere baktığınız zaman Tayyip Erdoğan’ın tarzı, tavrı, karizması belli.
Tamamen farklı bir portre olarak başarılı.
Her iki lider de, halk tarafından, kendi kitleleri tarafından seviliyor, beğeniliyor.
Fakat birbirimizi kandırmayalım, gerçek şu ki..
AK Parti’nin’nin CHP’ye karşı ezici üstünlüğü var..
Hangi alanlar da mı?
Mesela “teşkilat”.
AK Parti, teşkilat konusunda CHP’nin kat be kat önünde..
Daha fazla kaynağa sahip olmaları bir yana, çok daha iyi çalışan bir teşkilatı var AK Parti’nin. Çok iyi örgütlenmiş, hiç boş alan bırakmayan bir yapı AK Parti.
Her şeyi izliyor, her şeyi gözlüyorlar. Ev ev, kapı kapı dolaşıyorlar.
Neredeyse bir haftadır Hatay Milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları meydanlarda, köylerde, her yerde..
Kadın kollarından inanılmaz bir biçimde yararlanıyorlar.
Hiçbir şekilde desteksiz kalmıyorlar..
CHP’de ise bu yok..
Halen parti içi kavga ve örgüt değişimleriyle uğraşmayı yeğliyorlar..
Koltuk kapmacayla vakit kaybediyorlar..
Topluma nüfuz edebilecek bir yapılanma içinde değiller.
Milletvekilleri henüz meydanlarda yoklar..
Sanırım, böyle bir gereksinimi, sorumluluk olarak da görmüyorlar..
Pek az yerde kapı kapı dolaşıyorlar. Evlere belirli bölgelerde girebiliyorlar..
Gözlem güçleri zayıf. Parti içi iletişim de güçlü olmadığı için, ‘evet’in zaaf noktalarını yakalayamıyor, bunun üzerine gidemiyorlar.
Siyasette çok boş alan bırakıyorlar. AK Parti’nin güçlü olduğu alanlara giremiyorlar.
Böyle bir CHP’nin Kılıçdaroğlu sayesinde seçimlerde geçmişe oranla çok daha iyi oy alacağından kuşkum yok.
Ama böyle bir CHP’ nin, AK Parti’yi iktidardan edebilmesi güç..

AK PARTİ YAPINCA GÜNAH,
CHP YAPINCA SEVAP MI!

Ne zaman ki, ramazan paketi, yardım paketi, kömür dağıtılsa, CHP bunu ‘oy avcılığı’yla nitelendiriyor.. Oysa, bugün aynı yardımı CHP’li İskenderun Belediyesi yapıyor.. Şimdi, Yusuf Civelek için ‘oy avcısı’ mı dememiz gerekiyor..
Oysa, aynı gıda yardımlarını işadamları da yapıyor, yapmalı da..
İhtiyaç sahibi insana el uzatmak sevaptır..
Yardım etmenin siyaseti olur mu?
Ayırım gütmeden, aklından bile geçirmeden..
Lütfen, yardımların ideolojik bağlantılara göre yapıldığını söylemeyin..
Ayırım gütmeden, aklından bile geçirmeden.. İskenderun Belediyesi, yerel seçimlerde CHP’ye oy verip de, vermeyen her semte ramazan paketi dağıttı..
Doğrusu da bu değil mi?
CHP kanadı bu duruma ses çıkarmıyorsa, aynı duyarlılığı AK Parti için de göstermelidir.. Sonuçta, yardım yardımdır..
Asıl engellemek günahtır!

YARDIMLARINIZI
KIZILAY’A YÖNLENDİRİN!

Türk Kızılay’ı, Ramazan ayında da yoksullara ulaşmak, onların sofralarına katkı sunmak için çabalıyor.. Biliyorum ki, herkes bütçesi dahilinde komşusuna, çevresine yardım etmeyi amaçlıyor.. Derneğe, yardım kuruluşlarına da katkı sağlıyor..
İşte bunlardan en önemlisi bence Türk Kızılayı’dır..
Tavsiyem, imkânı olanların Ramazan yardımlarını Kızılay’a yönlendirmeleridir..
Bu konuda Türk Kızılayı İskenderun Şube Başkanı Ümit Günay ’a kulak vermek gerekiyor. Diyor ki:
“- Gıda yardımlarını yoksul insanların sofrasına onları incitmeden ulaştıracağız. Fitrelerimiz ve zekâtlarımızın gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını istiyorsanız bankalarda bulunan 2868 yardım hesaplarımıza, internet adresimizde bulunan yardım hesabına veya şubemize ulaşarak yardım yapabilirsiniz.”
Okuyucularımın dikkatine sunuyorum..

GÜNÜN SÖZÜ
Her parlayan altın değildir.
Cervantes

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here