Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haftasonu Antakya’da on binlere seslendi.
Muhalefete yüklendi.. Kaos ortamından beslenenlere sert çıktı..
Türkiye için çok önemli bir kararın öncesinde birilerinin kirli oyunlarla sokakları tahrik ettiğini belirtti..
MHP, CHP ve BDP için de dedi ki:
“- BDP sağduyu çağrısı yapması gerekirken bir konvoyla ilçeye girmeye çalışıyor. Sana mı kalmış. Sen polis misin? Sen işine bak. MHP Dörtyol’daki gerginliği fırsat gibi görüyor. CHP bu kargaşadan ne koparabilirim derdinde..”
Özeti bu.. Ve ekledi:
“-Terör örgütü, gençleri sokağa dökmek istiyor. Sokağa dökülenler, polis araçlarını ateşe verenler terör örgütün tuzağına düşüyorlar. Öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır. Bu günler gelip geçecek. Bin yıldır olduğu gibi biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Ben Hataylı kardeşlerimin uyanık olmasını, dikkatli olmasını istiyorum.”
Yanlış mı?Başbakan’dan sağduyu mesajları..
Terör örgütü halk sokağa dökülsün istemiyor mu?
Hiddetlenmemizi istemiyor mu?
Kaos ortamına sürüklenmemizi istemiyor mu?
Lütfen bu tuzağa düşmeyelim!
Her defasında söylüyorum..
Sırf muhalefet olsun diye de, her karara itiraz etmek de doğru değildir..
Birlikte, kardeşçe hareket etmek zorundayız..
Başbakan Erdoğan’ın bu tespiti doğru.. Diyor ki:
“-Geçen günü İngiltere Başbakanı “Biz terörü muhalefetle birlikte çözdük” dedi. İspanya aynı şeyi söylüyor. Altındaki koltuğu sağlama almak uğruna sokakları tahrik etmeye değer mi?”
Değmez, değmemeli..
***
Ve Referandum..
Hiç kuşku yok ki, Türkiye sancılı bir kabuk değiştirme sürecini yaşıyor..
“Referandum” bunun bir parçasıysa, “darbecilerin yargılanması” öteki parçası..
Her 10 generalden biri hakkında tutuklama kararının çıkması, Ergenekon dostlarını çılgına çevirecek olaydır ve bir “karşı hamlenin” gelmesi beklenir..
Dörtyol’da benzer bir karanlık senaryo var mıdır, şüpheler şimdiden tartışılıyor..
Peki, olay sadece referandumla mı ilgili?
Mesela, referandumu güven oylamasına çevirmeye çalışanlar var..
“Hayır” onlar için çok önemli..
Çünkü 2002’den beri AK Parti karşısında kaybediyorlar..
Ve buna rağmen..
Ne var ki, sekiz yıllık iktidar yıpranmasına rağmen AK Parti hâlâ birinci parti.
Görünen o ki, 2011 genel seçiminden de hükümeti kuracak parti olarak çıkacak..
Çünkü muhalefet halen yalnışta ısrarcı..
Paketteki maddelere, “ak yerine kara”, “yazı yerine tura”, “su yerine ateş” olarak bakıyorlar.. Oysa, bir kez olsun ‘bizde aynı düşüncedeyiz’ deseler, belki de büyüyecekler..
İşte MHP’nin tabanında ‘evet’ rüzgarı esiyor..
Bazı STK’lar, meslek örgütleri ‘evet’ de birleşmeye başladı..
Bakınız..
12 Eylül’de işkence gören binlerce Ülkücü, Anayasa değişikliğine ‘evet’ diyeceklerini açıklarken, MHP teşkilatlarında da ‘hayır’ kampanyasına tepki gösterenler çoğalıyor..
Bu ne demek biliyor musunuz?
– Biz kendi doğrularımıza göre hareket ediyoruz.. Demokratik hakkımızı kullanıyoruz!
Bu hak CHP’nin de elinde, MHP’nin de..
Güya, ‘hayır’da diretiyorlar..
Ama CHP uyuyor, her zamanki gibi..
Milletvekillerinden ‘ses’ çıkmıyor..
İl ve ilçe teşkilatları sessiz, sakin..
Bunları niçin yazıyorum.. Çünkü ‘hayır’daki diretmenin manasını henüz kavrayabilmiş değiller de ondan..
Sanırım, neyin, ne olduğunu dahi bilmiyorlar..
Şaka değil.. Başbakan Erdoğan’ın Hatay programı öncesinde, AK Parti Hatay Milletvekili Orhan Karasayar basınla bir araya geldi..
Elinde bir kitapçık.. Anayasa değişiklik paketi ile ilgili sorular ve cevaplar var..
‘Evet’ demek için 40 nedeni tek tek sıralamış genel merkez..
Böyle bir çalışmayı AK Parti niçin yapar?
Çünkü inandığı değerlere, gelecek adına koyduğu hedeflere ulaşmak için de, ondan..
CHP sus/pus olmuşsa.. Demek ki, gerçek, samimi, anlık, kendiliğinden gelen tepkileri yok artık.. Yarın göreceksiniz ki, aynı CHP hemen “görmezden gelme”, “karalama”, “sulandırma”, “bulandırma” moduna geçecek..
Çünkü gönülleri “siyaset” yapmak istese de, “ideolojileri” onları baskılıyor.
Hatırlatayım..
CHP için, “İktidara geliyorlar” diyenler, AK Parti’nin Türkiye’yi değiştirdiğinin halen farkında değil..

VE KAYMAKAM GİDİYOR!

Haftalar öncesinden, ‘Duydum ki, kaymakam bey gitmek istiyor!’ başlıklı bir makale yazmış ve Sayın Cemil Aksak’ın ‘tayin’le ilgili bir dilekçe verdiğine işaret etmiştim..
O gün, Belen Kaymakamı Mehmet Öz hariç 7 kaymakamın gitmek istediğine dair bilgi almıştım.. Doğruymuş..
Zaten Sayın Cemil Aksak da, yazımdan sonra telefonla görüşmüş, aksine olumsuz bir cevapla karşılaşmamıştım.. Hayırlısı olsun..
Üzerinde fazla yorum yapacak değilim.. Kendi takdiridir, ama üzüldüm..
Sayın Cemil Aksak’ın, yeni görev yeri olan Anamur Kaymakamlığı’nda başarılı olacağına inanıyor, İskenderun’a atanan Samsun/Terme Kaymakamı Ali İhsan Su ’ya da ‘hayırlı olsun’ diyorum..

ÇELİK-İŞ’E AĞIR SUÇLAMA
İsdemir Emeklileri Derneği Başkanı Bayram Özarslan, “Bizi fişleyerek çocuklarımızı işe almıyorlar” iddiasıyla Çelik-İş Sendikası’nı topa tuttu.
Eylemin gerekçesi şuydu:
– % 11’lik hisseyi alabilmek..
Emekliler adına konuşan İsdemir Emeklileri Derneği Başkanı Bayram Özarslan, sendikaya ağır suçlamalarda bulundu, yıllardır haklarını alabilmek için yoğun çaba sarf ettiklerini ileri sürdü.. Yüzde 11’lik hisseyi vermemek için tüzükte değişikliğe gidildiğini iddia eden Özarslan, Çelik-İş Sendikası’nın kendilerini mağdur ettiklerini vurguladı ve dedi ki:
“- Bizler sendikayı mahkemeye verdiğimiz için fişleniyoruz ve bununla birlikte fişlendiğimiz için çocuklarımızı İsdemir’e işe almıyorlar. Bizler bu düzene karşıyız ve hakkımızı istiyoruz..”
Bayram Özarslan’ın iddiaları ortada..
Mağduriyetin boyutunu bilmiyorum, ama iddia edilen ‘Fişleme’, kelime itibariyle bile kendi başına ürkütücü geliyor bana..
Bu konuda yetkililer ne düşünüyor, merak ediyorum doğrusu!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 1 =