İnsanlar artık aralarında şu soruyu sormaya başladı:
“- Başkan beyin ‘A takımında’ bir rahatsızlık söz konusu..”
Evet, yanlış giden bişeyler var.. Ve bu karmaşık haller artık toplumu fena halde bozmaya başladı.. Bunun üzerine ciddi biçimde eğilmekte yarar var.
Alan genişliyor.. Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in oy deposu Süleymaniye Mahallesi muhtarı rahatsız.. Mustafa Kemal Mahallesi rahatsız.. Ve daha birçok mahallede feryatlar yükseliyor.. Şimdi ne yapalım?
Merak edip soruyorlar.. İşte bunlardan bir kaçı:
* Biliyoruz ki, Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk, çöp ihalesinde 51 (g)’yi gösterip, birilerini fena halde sobeledi. Bakıyorum da belediyeye müfettişler gelmeye başladı..
Şimdilik düzenlenen ilk raporun sonuçları merakla bekleniyor.
* Bir muhtarımız arıyor, ‘çöp aracının plakasını aldım. Aynı gün iki kez kum çekti’ diyor. Bununla ilgili kim arandı, olayların kapanması hususunda neler söylendi?
* Muhtarlarla bir araya gelip, ‘CHP’den milletvekili olmak istiyorum’ diyerek, destek arayışına giren meclis üyesi kim?
* İskenderun Belediyesi yemekhanesine gıda ürünleri taşıyan Maxi isimli şirket ayrıca, Ramazan paketlerinin ihalesini aldı mı? Bu şirkete ortak olan isimler kimler?
* ‘İskenderun Belediyesi 5. Katında boş odalarda görev yapan ve belediye başkanıyla birlikte ziyaretlere katılan isimler kadrolu mu değil mi?
* İ.Ş.D. ile Y.Yıldız’ın, sosyal tesislerdeki bir etkinlikte ve daha birçok programda ne işi var?
* Süper yetkilerle donatılan bir başkan yardımcısına halen ‘yetki’ devri yapılıyor..
Mali İşler’den sonra ile Fen İşleri’nin de imza, denetim yetkisinin bir başkan yardımcısına devri ne anlam taşıyor?
Yoksa belediyede A takımındaki şifreler kırılma noktasına mı geldi?
Şimdi diyorlar ki, ‘Hazır belediyede süper yetki devri yaşanıyorken, o görevliye başkanlığı da devredelim hepten kurtulalım..’
Bu nasıl bir yöneticilik anlayışıdır ki, diğer başkan yardımcıları pasifize ediliyor, birilerinin de yıldızı gün geçtikçe parlıyor?
* İskenderun Belediye Başkan Yardımcısı Haluk Arlı ‘yaz tatili’ moduna bakıp mı izne ayrıldı yoksa rahatsız edici bir takım uygulamaların verdiği sıkıntıdan ötürü mü ‘bir hafta’ tatildeyim mesajına sığındı..
İznin gerekçesinde ‘iş bırakma eylemi’ var mı?
* Su, kanal ve arıtmadan sorumlu bir başkan yardımcısına, stratejik birimler dururken ‘itfaiye müdürlüğünü de sana devredelim’, mantığının anlamı nedir?
* İskenderun Belediyesi’nde güvenlik firmasına ait bir oda var..
Güvenlik elemanları oturuyor.. Şimdi diyecekler ki, geçmişte de vardı..
Olsun.. Taşeronluk sistemi de olsa ‘eşitlik’ bunun neresinde?
Herhalde ÖNKA’nın bir ayrıcalığı var.. Herşeyden faydalanıyorlar..
Ancak, aynı hakkı diğer taşeron firmalara göstermeyen aynı belediye, bence ya eşitlik sağlamalı ya da bu keyfi ayrıcalığa son vermelidir.
Diyorlar ki, ÖNKA ile bu özel muhabbet niye?Hayırlara vesile olur inşallah!
Ve daha birçok iddia..
Kimse konuşmayacak anlaşılan ve ben yine haykırmaya başlıyorum..
– Bu iddialar ne zaman bitecek, ne zaman güzel şeyleri muhattap alacağız?
Neticede.. Ramazan ayındayız..
Zekât, fitre.. Hayır işi, hayır dua..
Ne diyim.. Hayırlara vesile olur inşallah!

SAKIN GEL-ME-YİN!
Dörtyol sınırlara ayrıldı.. Dipten gelen dalga, provakasyonla birlikte doruğa ulaştı.
Her yer asker, her yer polis.. Takviye sürüyor..
Niçin bu tedbirler?
Hainler polisimize saldırdı, 4 şehidimiz var..
Kim saldırdı? Kalleş PKK!
Ve PKK’ya açık destek veren BDP bugün Dörtyol’a geliyormuş.. Güya barış mesajı getirecekmiş, sükuneti tesis edecekmiş!
Güler misin, ağlar mısın! Kalleşler dilediğini yapacak ve utanmadan yandaşları BDP çıkıp, ‘Dörtyol’da insanlar 4 gündür bir katliam korkusuyla yaşıyor’ diyecek..
Uyanın beyler uyanın,.
Dörtyol’daki Kürt kardeşlerimizle kimsenin sorunu yok ki?
Yıllardır aynı ilçede, insanlarımızla kardeşçe yaşıyorlardı..
Kim bu noktaya getirdi?
Devlet mi?
Asker mi?
Yeter artık.. BDP misin, PKK/BDP misin ya da her neysen!
‘Dörtyol’da devlet yok’ diyerek öfkeni kusamazsın!
‘Bu barış dili değildir’ diyemezsin!
Barış dilini savunacaksan, çevireceksin yönünü Kandil’e oraya feryat edeceksin, haykıracaksın.. Diyeceksin ki:
“- Bu katliamı durdurun yada biz durdururuz!
Diyemiyorsan, susacaksın!
Gidemiyorsan Kandil’e, gelemezsin Dörtyol’a..
Gelmemelisin!
Bunun adı tahriktir..
Bunun adı provakasyondur!
Sevsinler sizin barış dilinizi..
Hiç kusura bakmayın, Kürtler’in ne Dörtyol’da sıkıntısı var ne de İskenderun’da..
Karışmayın yeter..
Kardeş kardeşe kırılmaz..
Aralarında problem varsa, her aile arasında çözüldüğü gibi çözülür..
Siz yeter ki, yanaşmayın bu bölgeye..
Gidin size mecliste sahip çıkanlarla bir araya gelin..
Çekin elinizi!
***
Tekrarı arzulanmıyorsa, gerekli derslerin çıkarılabilmesi açısından Dörtyol’daki olayın da bir röntgeninin çekilmesi gerekiyor.
İlk kıvılcımdan sonra tepkilerin ortaya konuş biçimi ve ardından olayların akış seyrini elbetteki doğru bulmuyoruz..
Ama yanan yürekler var ortada..
Nereye kadar sürecek?
Kim durduracak?

SAKİNLEŞTİRİCİ MESAJLARA İHTİYAÇ VAR
Türkiye PKK terörün en yoğun olduğu 1990’lı yılları, toplumsal barışını tehlikeye atmadan aşabilme olgunluğunu sergileyebilmişti. Geçmişte bu basiret ve sağduyuyu gösteren bir toplumun 2010 yılında bu hasletlerini yitirmesi, Türkiye için en son arzulanacak şeydir.
Toplumsal barış, bir ülkenin üzerine titremesi gereken en büyük değeridir. Bir ülkeye, kendi içinde barışını kaybetmiş, çatışan bir toplum görüntüsünden daha çok zarar verecek bir felaket yoktur. Böyle bir ülke ne bölgesel güç olur, ne de dünya politikasında muteber bir ülke muamelesi görür.
Benzer olayların tekrarını önleyebilmek için başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli olmak üzere bütün önde gelen siyasilere ve Hatay milletvekillerimize de çok büyük görevler düşüyor. Gerilimi aşağı çekecek, Türkiye’yi sakinleştirecek politikalara ve uyum mesajlarına ihtiyaç var. Özellikle yerel düzeydeki parti örgütlerinin uyanık davranması gerekiyor.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 + eight =