Pazar Günü, Hacı Pervin Tosyalı Sevgi Evleri’nin temel atma törenine katıldım..
Olağanüstü bir gün yaşadım, duygulandım..
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin de vardı..
Herşey çok güzeldi..
Herkes duygu yüklüydü..
Bir ara Hacı Pervin Anne’nin gözleri doldu..
Hayırsever İşadamı Fuat Tosyalı ise gözyaşlarını içine akıttı..
Ayhan Tosyalı ile Fatih Tosyalı ise bir o kadar gururluydu..
Müthiş bir duygu..
O tören öylesine etkiledi ki beni.. Hikayenin sevgiyle harmanlanıp kalplere ışık olmasını mutlu bir şekilde izledim..
Ve görüyorum ki, Türkiye’deki bu acı gerçeği okuyup, bizimle paylaşan Fuat Tosyalı hepimizi ilgi duyacağı konuların içine çekiyor.. Çünkü, insanın hayırsever kimliği söz konusu olunca ‘Sevgi Evleri’ örnek bir emsal olarak herkese sesleniyor.
Ama siz de düşünebilirsiniz, siz de yaşayabilirsiniz, yaşamış olabilirsiniz,.
Müzeyyen Aşık isimli kızımız da bize bunu anlatmaya çalıştı..
Okuduğu şiir muhteşemdi.. ‘Paranın değil sevginin gücüne inanın’ sözleri, bir ders niteliği taşıyordu..
‘Biz buradayız’ haykırışı..
Annesiz, babasız geçen günlerin acısı..
Sevginin öğretici kimliği, zıpkın gibi deldi yüreğimizi..
İşte o an hepimiz birbirimize baktık..
Önemli ve anlamlı bir mesajdı aslında, yaşanırlığını yazmak kolay işi değil..
İşte bu duyguyu yaşıyor, ta başından yaşatıyor Fuat Tosyalı..
İşte Özge’yi de böyle bir günde tanıdım..
Belki 6, bilemediniz 7 yaşındaydı..
Ve diğerleri..
Birbirinden güzel, tatlı ve neşeliydiler..
Ama Özge, öylesine sımsıkı tutuyordu ki, Fuat Tosyal’nın elini..
Hatta sarılıyor.. Öyle saf, öyle temiz ki..
Umutla bakıyor Fuat bey’in yüzüne..
Fuat Bey, dakikalarca sohbet ediyor küçük Özge”yle..
Gözleri doluyor.. Bir baba şefkatiyle yaklaşıyor..
Özge ise bir babanın verebileceği duyguları yaşıyor..
Anımsatmaya gerek var mı bilmem?
O bakışların mükemmelliğinden söz etmeye gerek bile yok?
Düşünüyorum..
Sevgiye uzanan bir yolculukta, rehberimizin Fuat Tosyalı olması aslında büyük bir şans.. Tosyalı, çoğu zaman şefkat dolu bir yaklaşımla, İskenderun’da yokluğu tartışılan, konuşulan bir konu ekseninde ‘Sevgi Evleri’yle ne denli önemli bir yapıt ortaya konulabileceğini ispatlıyor..
İşte bugün bu güzel kentte, Özge’lerin, Buse’lerin, Ali’lerin ya da Hüseyin’ler yaşamında olağanüstü bir değişim yaşanacak..
Sevgi Evleri böyle bir şey..
Kimsesiz çocuklarımıza en leziz ifadeyle sevgi ve şefkat eli uzatan kurumların en güzelidir.. Bugün o kurum, Hacı Pervin Tosyalı’nın evlatlarına sunduğu sevgi tohumlarının ürünüdür.. Bugün o kurum, yüreği geniş Tosyalı Ailesi’nin Türkiye’ye sunduğu hayır tarlasının en verimli gıdasıdır..
Ve bana öyle geliyor ki, merhum Hacı Şerif Tosyalı bulutların ardından, ailesinin Türkiye’ye kazandırdığı Sevgi Evleri’yle mutlu oluyor, her zaman ki gibi evlatlarıyla gururla övünüyordur.

BELEDİYEYİ YÖNETMEK CİDDİ İŞTİR!
Bazen öyle değişik bir yüz ifadesi takınıyor ki, şaka mı yapıyor, ciddi mi anlatıyor, ayırt etmekte zorlanıyorum..
Açıkça söylemeliyim ki..
Kendi grubundaki farklı seslere kulak tıkaması..
Diğer partilerin meclis üyeleriyle görüşmeyi askıya alması..
Bildiğini okuması..
Hayal dünyasında, herşeyin istediği şekilde olacağını sanması..
Ve en önemlisi.. Çevresindeki üç/beş kişinin fikir ve söylemleriyle hareket etmesi..
Bir belediye başkanının başına örülebilecek en büyük tehlikeye zemin hazırladı..
Oysa Başkan Yusuf Civelek’i defalarca uyardım, yazdım..
Oysa, meclise denk getirdiğim bir günde ‘Başkana samimi uyarı’ diyerek, perşembenin gelişini hatırlattım..
Nehirin sessiz aktığını, ama suyun derinliğini hesaba katması gerektiğini anlatmaya çalıştım.. Meclis üyeleriyle konuşması gerektiğini, aksi durumda yolda yalnız kalabileceğini duyurdum..
İstişare etmesi gerektiğini her fırsatta önerdim..
Meclis üyelerinin akıllarında oluşan soru işaretlerine cevap vermedikçe, her seferinde ‘sizleri seviyorum, herşey güzel olacak’ söylemlerine hiç kimsenin aldırış etmeyeceği, bilgisini paylaştım..
Eksik giden bişeyler var, halen farkında değil misin, diye sordum..
Yarın ikinci kez ‘red’ ihtimali doğarsa ya da ilgili maddeler ‘terk-i diyar’ edilirse, otoriten yıkılır, hakimiyetin yokolur, diye feryat türküsü yaktım..
Sabır taşı olsa, insan çatlar yahu..
Kim ne derse desin.. Başkan Yusuf Civelek, CHP ilçe teşkilatını önemsemeyerek büyük hata yaptı.. Meclis üyeleri arasındaki gruplaşmalara seyirci kalmakla, ‘farklılıkların’ engellenmesine izin verdi..
Dahası da var..
Olay aslında sadece ‘yatırım’la alakalı bir durum değildi..
Ta, haziran ayında yazdım..
“- Belediyede taşlar sanki yerine oturuyor.. Sanki bazı mesajlar verilmek isteniyor” demiştim. Başkan Civelek ne mi yaptı?
Hiç birşey..! Bugün işte o noktaya geldik..
Tüm uyarılara kulak tıkayan bir belediye başkanı, çevresinde birkaç kişinin ‘doğru yoldasın, bildiğinden şaşma’ dolduruşunu, meclis üyeleriyle yapacağı istişareden önemli saydı.. Ee, durum böyle olunca..
İmar planı değişikliğinden kaynaklanan durumlarda ‘şaibe var mı, yok mu?’ açılımını yeterince anlatabilmesi mümkün olmadı..
Şaşırtıcı bir durum.. Ve gerçekten çok üzülüyorum..
Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’i hiç böyle yalnız ve şaşkın görmedim..
Ve kulağımdaki o ses halen soruyor:
“- Bu maddeyi çekmeyeceğim. Arkadaşlar komisyona havale edelim.”
Beceremedi.. Evdeki hesap çarşıya uymadı..
İskenderunlu şimdi şunu soruyor:
“- Diyelim ki, bir belediye başkanı meclis üyelerine ‘yatırım’ düşüncesini anlatmakta zayıf kaldı. Peki, o yatırımcıya ‘kepçe’ yerine bir okul yada AMATEM yapılması fikrini de mi kabul ettiremedi?”
Zira hepimiz biliyoruz ki, her iki hayır işi, en az 10 parmağın havaya ‘kabul’ için kalkması demekti.. Bunu da yapmadı.. Diretmedi, parmak bile oynatmadı..
Hesapta ne vardı bilmiyorum, vahim bir manzara..
Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek bu tutumunu ne zaman değişterecek?
Partisiyle, ilçe örgütüyle, meclis üyeleriyle ne zaman bir araya gelecek?
Onların söylem ve düşüncelerine ne zaman itibar edecek?
Uyarıları ne zaman dinleyecek?
Hangi durumdan ne tür vazifeler çıkaracak?
Çevresinde kendisine zarar veren isimlerden ne zaman arınacak?
Kendisine doğru yolu göstermeye çalışan insanlara ne zaman ‘güvenmeyi’ bilecek..
Ve basına ne zaman açık yürekli olacaksın!
İşte bunu merak ediyorum gerçekten..
Belediyeyi yönetmek ciddi bir iştir..
Beceri ister, otorite ister..
Yusuf Başkana iki önerim var.
Hemen tüm meclis üyeleriyle bir araya gelsin, durumun niçin bu noktaya geldiğini dinlesin, mesajları iyi okusun.. Ve vakit kaybetmeden hizmete uzanan kararların alınmasıyla ilgilensin.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen + 12 =