Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Liderler bir araya gelip terörü konuşsunlar’ beklentisine şöyle bir yanıt verdi:
“-En kısa zamanda davetimi yapacağım, bakalım kimler gelecek göreceğiz.”
Başbakan, ne zaman ki böyle konuştu, gazeteler yazmaya başladı:
“-Ama liderler ile teke tek görüşülecekse, doğru olan randevu alıp görüşülecek kişiye gitmektir.”
Doğru söze ne denir.. Mesele Türkiye’nin geleceğiyse, kimin kime gittiği niçin bu kadar önem kazanıyor ki?..
Liderlerin konumu, bence ülke meselelerinde eşitler arası bir ilişkiye açık olmalı..
İskenderun’da durum daha kötü..
Kimse oralı değil.. Söz konusu İskenderun olduğu halde, bir araya gelemeyen onlarca siyasi temsilci, STK veya meslek örgütü var..
Ya İskenderun Belediyesi’ne ne demeli..
Doğrusunu söylemek gerekirse öyle bir irade gösteriliyor ki, zaten bu toplantıları en başından yapılamaz hale getiriyor..

KARIŞMA, BENDE!
Gerçekten bir araya gelip, oturup meseleleri konuşmak isteyen bir kişinin davranış biçimi böyle olmaz. Yok, şu çalışma AK Parti’ye yarıyor..
– Karışma, bende!
Yok, şu gelişme CHP iktidarındaki İskenderun Belediyesi’nin görev alanında değil..
– Karışma, bende!
Şeklindeki ifadelerle peynir gemisi yürümüyor.. Daha düne kadar her hizmete ‘siyasi kulp’ takmakla kaybettiğimizi halen göremedik mi?
Maalesef dersimize yeterince çalışamıyoruz! Kaybeden hep İskenderun oluyor..
Daha yeni yazdım.. Antakya kanatlandı!
Biz ise, halen ne yapacağımızı tam olarak bilemiyoruz..
Bilenler ise CHP’nin 18 maddelik seçim vaadine odaklanıyor..
Oysa, Antakya 10 adım önümüzde, hızla koşuyor..
O halde oturup, konuşmalıyız.. Peki nasıl?
Teorik olarak, kaymakam, belediye başkanı, siyasi partiler, meclis üyeleri, STK’larla birlikte hizmet politikasının tartışılacağı, gündemdeki konular ile ilgili fikirlerin geliştirileceği, milletvekillerinin parti politikalarının oluşturulmasında etkin bir rol almasına olanak sağlayacak toplantılar olmalı..
Üzgünüm ama yok!
Bir ara Vali Celalettin Lekesiz ilçelerde toplantılar tertipledi, onun da devamı gelmedi.. Ama böyle olmuyor..
Bana sorarsanız, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek bu işe önderlik yapmalı.. Siyasilere gitmeli, sorunları dinlemeli..
Hatta yükselen farklı seslere de kulak vermeli diye düşünüyorum..
Hatta bu işe girişmeden önce meclis üyeleriyle temasa geçmeli, randevu beklemeksizin ansızın ziyaretlere girişmelidir..
Yoksa her kafadan bir ses çıkıyor, çıkmaya da devam edecek..
Kaldı ki, bu tutumun parti propagandası açısından da bir işe yaradığını düşünmüyorum. Çünkü izleyebildiğim kadarıyla insanlar artık bu bağırış çığırıştan sıkılıyorlar, hizmetsiz geçen günlere burun kıvırıyorlar ve siyasilerin boş geçen vaadlerini oturup da sonuna kadar merakla izleyen birileri de pek kalmadı.
Başta Belediye Başkanı Yusuf Civelek ve milletvekilleri başta olmak üzere, tüm siyasi temsilcilerin bu konuda bişeyler yapabileceğini umut ediyorum..
Hem biz kurtuluruz, hem de memleketin her insanının sanki ‘üvey evlat’ duygusuna kapılmasının önüne geçeriz!

MKÜ MEYDANI YERİNE ÜST VEYA ALT GEÇİT!
Hafife alınacak bir proje değil..
Bir yandan Primemall.. Bir yandan Adliye Sarayı..
Ve diğer yandan inşaatı bitmek üzere olan İskenderun Devlet Hastanesi..
Görüyorsunuz ki, MKÜ Kampusu’nde de hem bölüm sayısı hem de öğrenci sayısı gün geçtikçe artıyor.. Şimdi tüm bu gelişmeleri bir kenara yazın..
Düşünün şimdi.. O bölgede üst üste açılışlarla birlikte yaşanacak yoğunluğa dikkatinizi verebiliyor musunuz? Evet, müthiş bir potansiyel var o bölgede..
Ve biliyorum ki, o bölge için İskenderun Belediyesi’nin bir MKÜ Meydanı projesi var.. Ama yetmez..
Çünkü, böyle bir çekim alanı için ancak bir üst geçit ve alt geçitten söz etmemiz gerekiyor.. Bunun altında bir çalışmayı, o meydanın kaldıracağı düşüncesinde değilim.. Tıpkı Antakya örneği gibi.. Antakya Belediyesi bunu becerebiliyorsa, İskenderun Belediyesi de gereğini yapmalıdır..
İşte Cuma günü meclis var.. Bence her meclis üyesinin, şimdiden MKÜ kavşağının gelecek 100 yıl sonrasını düşünmek ve değerlendirmek zorunluluğu vardır..
Herkes gocunmadan gider, görüşlerini söyler..
Belediye başkanına bu gerçeği söyleme cesaretinde olacak kimse çıkmazsa eğer..
Ben söylemiş olayım da milletin “artık bir araya gelsinler” dileğinin gerçekleşmesine küçük bir katkım olsun.

MAYMUNA SORMUŞLAR!
Bakıyorum da, attığımız her manşet, yazdığım köşeler birilerine dert oluyor..
Önemli olan da bu değil mi?
Güzel şeyleri yazmakla, yanlışları da eleştirmekle dert ediyorsam birilerini, beter olsunlar.. Aklıma bir maymun hikayesi geldi:
“-Adamın biri çarşıda gezinirken bir evcil hayvanlar mağazasının önünden geçer ve merak edip ne var ne yok diye içeri girip gezinmeye başlar. Maymunların olduğu yere gelince bir müşterinin maymunu alıp mağaza sahibine fiyatı sorduğunu görür. Satıcı 5.000 $ der ve müşteri hiç itiraz etmeden ödeyip çıkar.
Gezinen adam merak edip satıcıya sorar.
Bu maymun neden bu kadar pahalı. Satıcı:
– O maymun otocad, catıa, excell, word’ü iyi bilir. Her türlü çizimi yapabilir, yazı yazabilir der.
Adam şaşırır. Ardından başka bir müşteri bir maymun alır. O da 5.000 $’dır ve müşteri itiraz etmeden ödeyip çıkar. Gezinen adam tekrar şaşırıp satıcıya sorar. Satıcı:
– O maymun herlü projenin takibini onayını yapacak kabiliyettedir, der.
Adam iyice şaşırmıştır. Ardından başka bir adam bir maymun alır ve satıcıya 25.000 $ öder ve çıkar. Zaten şaşırmış olan gezinen adam bu kez kafayı yer ve satıcıya:
– Bu maymun neden ötekilerden pahalı, diye sorar. Satıcı:
– Valla o maymun hepsini çok iyi bildiğini iddia ediyor ama ne kadar denediysem yapmıyor. Kendisinin proje müdürü olduğunu söylüyor, der.”
Bu fıkra, kendisini Karaağaç’tan kurtarıp Payas’a adayan ama aynı anda gazete sayfalarındaki satırbaşlarından ‘aptalca’ yorumlar çıkaran ve güya belediyelerin ‘proje’ müdürlüğünü üstlendiğini sanan kişiler için yazılmıştır..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 − four =