Tabutlar geçiyor üç gündür önümüzden..
İstanbul Halkalı’da, askeri personel taşıyan otobüse yapılan hain bombalı saldırı sonucu şehit olan askerlerimizden Jandarma Uzman Çavuş Uğur Ekiz’i Erzin’de, Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş Bekir Çelik’i ise İskenderun’da uğurladık..
Ve ben haykıranlara bakıyorum:
“- İskenderun size minettar, kahraman yiğitlerimiz!”
Yine gözyaşları dinmedi..
Terörü lanetleyen kalabalık, Cumhuriyet meydanından Şehit Pamir caddesine doğru akın ediyordu.. Herkes oradaydı..
Sonra bir sessizlik.. Ama gözler öfke çanağına dönüşmüş..
Herkes birbirine soruyor:
“- Bundan sonra ne olacak?”
Cevap yok!
Hangi baba ister böyle bir şeyi. Hangi kötü kader yazar bunu..
Ne yapmalıyız!
Biz derken sizi, beni, hepimizi kastediyorum..
Ofise dönüyorum.. Aklıma hiçbirşey gelmiyor.. İnterneti kurcalıyorum..
Hareket yok..
Aklıma ETA geldi..
Ayrılıkçı ETA terörü İspanya’da aynı şeyi yaptığı zaman İspanyollar ne yaptı hatırlıyor musunuz?
1 milyon İspanyol “Teröre hayır” diyerek sokağa indi.
1 milyon kişi Bask’ıyla, Katalan’ıyla, İspanyol’uyla el ele yürüdü.
Tek yürek oldu. Tek beden oldu. Tek fikir oldu tüm İspanya teröre karşı..
Üstelik, hiçbiri “Biz kimiz?” diye sormadı birbirine..
Kürt sorunu var diyorlar..
Kaptanpaşa Camii’nde Türk/Kürt bir aradaydı..
Gizlenecek ne sorun kaldı ki, bilmiyoruz..
Oysa, İspanyol’un yaptığını biz yapamıyor muyuz?
Diyarbakır ayrı konuşuyor.. Tunceli ayrı..
İskenderun ayrı konuşuyor.. Hakkari, Batman ayrı..
Yok mu 1, 5, 10 milyon kişi toplayıp Türkiye’nin her yerinde “barış içinde” “Teröre hayır” diye haykırtacak “ruh”.
İspanya’da 1 milyon kişi, ETA’ya diz çöktürdü.
Ya biz!

BİRLİK MESAJI VERİYORLAR,
BİR ARADA OLAMIYORLAR!

Bunda bir yanlışlık olmalı diye düşünmekte haksız mıyım, bilemiyorum..
Öyle ya.. Siyasiler bir topluluk önünde konuşsun, sağa sola yıldırımlar yağdırsınlar, sonra da.. “Birlik beraberliğe her zamandan fazla ihtiyacımız olduğu dönemde..” şeklinde mesajlar vermesinler mi, bitiyorum işe o an..
Olacak şey değil!
Dün bu manzarayı rahat bir şekilde izledim..
Üzüldüm.. Siyaset böyle bir şey mi?
Sanki siyasiler birbirine karşı, “Alçak dağları ben yarattım” havasındalar!
Oysa ‘terör’ hepimizin sorunu.. Kime, neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz ki?
Kaptanpaşa Camii’nde gördüm.. Karşımda duruyorlar..
AK Parti grubu ayrı.. Geldi geçti!
Bir ara MHP grup halinde geldi, geçti..
CHP’de de durum farklı değil..
Bir saat etrafa bakındım.. Sanki siyasiler, birbirlerinin gözüne bakmaya çekiniyorlardı.. Aklıma geldi yine o söz:
“- Birlik beraberliğe her zamandan fazla ihtiyacımız olduğu dönemde..”
Hangi birlik ve beraberlik?
Siyasilerin bunu yapmaya hakkı var mı?
Sayın Hatay Milletvekilleri, sözüm sizlere:
Bu yol, yol değil.. O çözüm de çözüm değil!

MEDYA ‘DUR’ ARTIK!
Şehit cenazeleri saatlerce..
İzlenecek strateji günlerce..
Siyasilerin tartışmaları haftalarca televizyonlarda gösterilmez, gösterilmemeli..
Amerika, Irak’a girdiğinde ülkenin televizyonları neredeyse arşiv çalışıyordu..
Nereden mi biliyorum? Açtım interneti, karıştırdım..
ABD’de ‘Barış Gazeteciliği’ dersi veren Dr. Susan Dente Ross’un röportajına baktım.. Diyor ki: “-Örneğin Irak Savaşı sırasında ölü ve yaralılarla ilgili haberler medyada uzun süre verilmedi. Irak Savaşı uzun süre çok taktiksel, çok iyi koordine edilmiş, yüksek teknolojiyle yürütülen ve sadece altyapı ve binaların yok edildiği bir olaymış gibi gösterildi bize. Ancak insanlardan bahseden yoktu.”
Peki ABD’li askerlerden ölen olmadı mı, oldu..
Halkın yüreğine ateş düşmüyor muydu? Düşüyordu!
Tepki yok muydu? Vardı!
Ancak, Türk halkı bu acıyı 30 yıldır yaşıyor..
Ama bir eksik var..
Biz ise varsa yoksa konuşuyoruz, olumsuzluklara bağlanıyoruz..
Bir de akıl veriyoruz..
Birileri ise izliyor, mutlu oluyor!
Şimdi herkese soruyorum..
Bu karmaşık duygularımızı göstermek, terör örgütüne mi hizmet eder, ülkeye mi?

ANTAKYA PRIMEMALL’DE
ORGANİZASYON FİYASKOSU!

Dün öğleden sonraydı..
Tam da, İskenderun’da iki şehidimizin acısı ateş olmuş, yüreğimize düşmüş..
Bir telefon:
“- Antakya Primemall temel atma törenine katılacak mısınız?
Sevgili okuyucularım..
Ne dememi bekliyorsunuz?
Oysa en sade vatandaş bile bilir ki, o gün İskenderun mahşer yerine döner..
Öfkeler birikir.. Tepkiler, ağıtlar gökyüzünde bile yankı bulur..
Ama bunu düşünmeyen Primemall’den nedense bir tepki yükselmedi..
Telefondaki ses bir de ekliyor:
“- Sayın valimiz ve Antakya belediye başkanımız da katılacak!”
Oysa katılamayacakları aşikardı!
Hem katılsalar da ne farkeder ki?
Suçlamıyorum hiç kimseyi..
Acıya ortak olduğumuz bir günde biliyorum ki.. İskenderunlular değil bir açılışa, Primemall hisselerini şimdiden kendilerine arz etseniz bile, şehit cenazesini bırakıp hiçbir yere gitmezler!
Kime kızıyorum biliyor musunuz?
Aynı anda.. İskenderun’daki acımıza ortak olacak tek kelimelik bir bilgiyi basına seslendiremeyenlere kızıyorum..
Koca Primemall’un hiçbir yetkilisi çıkıp da, aynı gün:
“- Acımız büyük, tören ileriki bir tarihe ertelenmiştir” diyemedi..
Diyemeyince de.. Organizasyon benim açımdan olduğu kadar, İskenderunlular’ın da açısından bir fiyaskoya dönüşmüştür..
Bilmem anlatabildim mi?

KENT KONSEYİ’NDE ÇÖZÜM KİMDE?
Kent Konseyi yazım üzerine dün tepkiler aldım..
‘- Belediyesi idaresi neden ilgilenmiyor?’ diyenler oldu..
‘- O zaman rapor neden yayınladı?’ şeklinde aykırı ses çıkaranlar oldu..
Aldım telefonu, Kent Konseyi Başkanvekili sıfatıyla Müfit Tennioğlu’nu aradım.. Dedi ki:
“- Çalışma kurullarında 120’nin üzerinde kurum, kuruluş, oda temsilcisi görev aldı. Fikirler, görüşler paylaşıldı. Ve tüm bu öneriler, bir kitapçıkta rapor halinde düzenlendi, ilgili yerlere iletildi.”
İlgili dediği yerler sanırım, belediye idaresi ile meclis üyeleri..
Hal böyle iken..
Dün Kent Konseyi ile ilgili çalışmaları belediye meclis üyelerine sordum..
Kime mi? Av. Bülent Akbay ve Dr. Cemil Uğutmen..
Her iki meclis üyesinin yanıtları benzerlik içeriyordu.. Mesaj şu:
“- Biz sadece raporu okuduk. Bize şu konuları ele alın diyen, çağıran, talep eden olmadı..”
O halde Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’e ‘Kent Konseyi Başkanı’ sıfatıyla sorayım:
“- Kent Konseyi’nde çıkan sonuçlar neden bir toplantıyla meclis üyeleriyle paylaşılmıyor? İskenderun’un menfaatine olan öneriler neden ciddiye alınmıyor?”

ESKİYEN FOTOLAR!
Zamanı değil ama, dayanamıyorum..
Yazmasam da çatlarım..
Efendim, Hatay Valisi dün İskenderun’da idi..
Ve her seferinde gelsin, gelmesin.. Biliyoruz ki, vali bey göreve başladıktan bir süre sonra o bıyıkları kestirdi..
Ama halen İskenderun’daki yerel gazetelerde bıyıklı resimleri çıkıyor..
Allah aşkına yapmayın arkadaşlar.. Hadi arşiv çalışıyorsunuz, anladık..
Ama MSN’de veya Facebook’da ‘amelelik’ yapmak yerine, girin ‘hatay.gov.tr’ye, güncellenmiş yeni bir resmini indirin..
Valla yakışmıyor!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here