SÖZLERİ ‘MATKAP’ GİBİ DELDİ!
CHP Parti Meclisi Üyesi Nihat Matkap, İskenderun ilçe örgütünü ziyareti sırasında anlamlı sözler sarfetti.. Bir kısmıysa, koltuk peşinde koşanlara aslında mesaj niteliğindeydi.. Dedi ki:
“- Ben yüzde 20’lik bir CHP’nin vekili olmak yerine yüzde 40’larda iktidar olmuş bir CHP’nin sade üyesi olmaya hazırım..”
Bence, PM Üyesi Matkap’ın tüm konuşma metni arasında, iyice analiz edilmiş, bilerek detaya yerleştirilmiş en çarpıcı sözü buydu..
Ne dereniz deyin.. Bugüne kadar yüzde 20 barajında seyreden bir parti için, CHP’lileri derinden etkileyecek bundan daha etkili bir söz bulunamazdı..
Bu bir nevi, ‘Arkadaşlar, toparlanmanın zamanı geldi.. Siyasi ihtirasları, kavgaları, öfkeleri bir kenara bırakamazsak, yüzde 20’lerde seyreder dururuz. Oysa, yüzde 40 hayal değil, yeter ki birlik olalım..” vurgusuydu..
Biliyoruz ki.. Yüzde 20’lik bir ana muhalefetin yaptırımı ortada..
CHP’li Hatay milletvekillerinin bugüne dek neler yaptıklarını anlatmam gerekmiyor..
Herşey ortada.. Oysa, Nihat Matkap’ın ‘hizmet’ler ve ‘değişim’ler yumağı için ‘iktidar’ şartı doğru bir yaklaşımdır.. ‘Yüzde 40’larda sade vatandaş’ tanımlaması bu yüzdendir.. O halde, CHP bu havayı lehte çevirecek bir akım, bir potansiyel güç takviyesi yapmalıdır.. Bence, en doğru kurtuluş reçetesini CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz sundu. Dedi ki:
“- CHP’yi iktidara taşımanın yolu, camdan cama bakarak değil, candan cana saf tutmaktan geçer!”
Kulağa hoş geliyor.. Bence, CHP’yi ileriye taşıyacak yegane çıkış yolu da bundan geçiyor.. Sözde değil, özde bir yaptırım CHP için kapıyı aralamaya yeter..

İSKENDERUN EV SAHİBİ NETİCEDE!
CHP, PM üyesi Nihat Matkap’ı İskenderun’da bakan gibi karşıladı..
Matkap deneyimli bir siyasetçi.. Tecrübeli de..
Her ne kadar 9 yıl aramızda olmasa da, sarfettiği cümleler birlik ve beraberliğe işaret ediyordu.. Dün Gazeteci Doğan Süslü yazdı.. Bazı mesajlara dikkat çekmiş..
Mesela, CHP’li İbrahim Çolakoğlu’nun ‘hoşgeldin’i Başkan Civelek için tek bir kez kullanmasının altında bir mesaj aramış.. Durumu, Matkap ile Tiftikçi’ye birkaç kez ‘hoşgeldin’ denmesine bağlamış.. Farklı ve dikkat çekici bir ayrıntı..
Ama benim tanıdığım Çolakoğlu, Nihat Matkap’la Hatay’da hava yakalamaya çalışan CHP’de böyle küçük detaylar peşinde koşmaz.. Kaldı ki Çolakoğlu, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in de ev sahibi pozisyonunda olduğunu bilecek kadar siyasi terbiyeye sahiptir.. Öyleyse ev sahiplerinin birbirlerine sürekli ‘hoşgeldiniz’ demesi de çok da önemsenecek bir durum değildir.. Hem, 61. Hükümeti kurmaktan söz eden CHP’de bir deneyimli siyasetçi, kırgınlıkların, küskünlüklerin, kapalı devre atıfların örgüte zarar vereceğini bilir..
Hazır belediye idaresi, meclis üyeleri kenetlenmişken, parti ilçe örgütünün bu duruma kayıtsız kaldığını sanmıyorum.. İbrahim Çolakoğlu’nu tanırım..
Kıracak, darılacak bir siyaset adamı değildir..
Benim bildiğim budur!

MİLLETVEKİLİ DEDİĞİN..!
CHP Parti Meclisi Üyesi Nihat Matkap’ı İskenderun’daki ziyaret programında yalnız bırakmayanlar arasında Çelik İş Sendikası Şube Başkanı Cengiz Gül de vardı..
Cengiz Gül’ün CHP’li olduğunu biliyoruz. Ama, her seferinde bir etkinliğe işçileri çağırması, ardından da ‘en büyük başkan, bizim başkan’ şeklinde sloganı attırmasını da pek yerinde bir davranış olarak görmüyorum..
Gazeteci Doğan Süslü’yü anlıyorum.. Cengiz Gül lehine atılan sloganları anlamlı bulmasını da ‘tebessüm’le karşılıyorum..
Düşüncesine de saygı duyuyorum.. Ama söz konusu Nihat Matkap’ın ziyareti iken, kendisine slogan attıran pek nadir insan vardır İskenderun’da..
Mesela, Cengiz Gül’ün teröre lanet mitinginde omuzlara alınmasını da pek hoş karşılamadığım gibi, her organizasyonda boy göstermesine de anlam veremiyorum..
Oysa Cengiz Gül’den beklediğim şudur..
Bir elin yaptığını, diğer elin duymamasıdır..
Yine de garipsemiyorum.. Siyasi anlayış bunu gerektiyorsa, Cengiz Gül yapmış ne fark eder? Tabi ki, sevgili Doğan Süslü’nün, Cengiz Gül’ü milletvekili adayı olarak görmesi kadar doğal bir şey yok.. Ama velakin..
Milletvekili dediğin, iyi ya da kötü herkesle iyi yaşamayı öğrenmeli..
Milletvekili dediğin, hakkında ne yazılırsa yazılsın gülüp geçmeyi başarmalı..
Milletvekili dediğin, başkalarına karşı tahammülü olmayı öğrenmeli..
Milletvekili dediğin, açık haksızlıklarla karşılaşsan bile “zamanın cilveleri” diyebilmeli..
Milletvekili dediğin, İskenderun’da olup bitenlere kayıtsız kalmamalı, şampiyon olmuş bir takıma ‘tebrik ederim’ diyebilecek kadar yüreği geniş olmalı..
Milletvekili dediğin, haksızlıklara karşı durmalı, kibir taşımamalı.. Her kim olursa olsun sorunlarını dinlemeli. Ayırım yapmamalıdır..
Geriye ne kaldı?!

SAMİMİYET BUDUR!
AK Parti Belediye Meclis Üyesi İbrahim Yaran, neşesi, dostluğu, birikimi ve tecrübesiyle sevilen bir simadır..
Etkinlik adamıdır.. Okumayı, araştırmayı sever..
İşte bunlardan biri.. TUSKON’un ‘Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü 2010′ programına katılmak üzere İstanbul’a giden İbrahim Yaran, bir de dış ülkelerin temsilcileriyle fotoğraf çektirir.. Ne var bunda diyebilirsiniz?
Aslında çok şey var..
Samimiyet var.. Dostluk var.. Dayanışma var..
Var oğlu var.. Birincisi, elin adamı içten gülüyor..
Doğallar.. İşte bu resimde o doğallığı gördüm..
Adam yabancı, İbrahim Yaran’ı belki de ilk defa görüyor..
Önemli değil onlar için.. Tanışıyorlar, sohbet ediyorlar..
Güzel tarafı şu.. Birbirlerine sarılıyor.. İçten davranıyorlar..
Sahte suretler yok..
Ayak kaydırmaca yok..
‘Bu da kim oluyor?” demek yok..
Tepeden bakmak yok..
Bu resmi de o yüzden beğendim.. Dikkat edin, gazete sayfalarında uzun zamandır şöyle keyifli, tebessüm dolu, içten bir resim görmedim..
Bu kadar mı, yabancıyız birbirimize?
Bu kadar mı, koptuk birbirimizden?
Yok mu artık, bir yabancının gösterdiği bu insani duyguyu doğal haliyle yansıtabilecek biri?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here