İskenderun sahil kordonundan söz etmiyorum..
Bizim sahil şeridimiz temiz.. Düzenli ve güzel..
Ama çevre beldeler için aynı temmeni de bulunmam söz konusu değil..
Mesela Üçgüllük Beldesi..
Gülcihan’ın denizi temiz olmasına rağmen, sahil şeridini kirletmek gibi bir çaba var sanki.. Mal Müdürlüğü yıkım yapıyor..
Ama molozlar ortada duruyor..
Sahil kötü, pis.. Temizleyecek birim yok..
Arıtma deseniz, zaten belediyenin bütçesi yok..
Doğru ya.. Çöp fabrikası için itiraz eden, arıtma tesisi için ne yapsın?
Geçiştiriyorlar, öylece..
Oysa çöp vergisi, emlak vergisi vatandaştan düzenli alınıyor..
Bir gün geciktirin, tepenize çökerler..
Bunca para nereye gidiyor?
Belediyenin işçisine, personeline..
Bir de parke, kaldırım, refüj yaptınız mı? İş bitiyor demek ki?
Bunun adına belediye başkanlığı deniyor..
Oysa, Madenli Belediye Başkanı Dr. Asaf Güven ne güzel de söyledi:
“- Belediyeleri birleştirin, masraftan kurtulalım.. Bu şekilde giderimiz büyüyor, zorlanıyoruz.. Çünkü, bütçemiz kısıtlı, para yetişmiyor..”
Haksız mı?
Buna rağmen, Madenli Belediye Başkanı bişeyler yapmaya çalışıyor..
Ya Üçgüllük Belediyesi? Gülcihan’a sahip çıkmaya zorlanıyor..
Samandağ sahili gibi kirli kalmasına müsaade ediyor..
Aklıma Akçalı Belediyesi geldi.. Arıtma, emlak, çöp derken sitelerden düzenli para tahsil edilir, bu çalışmalar karşılığında..(!)
Nerede o çalışma? Akçalı Belediyesi ne iş yapar? Hiç merak ettiniz mi?
Gidin, görün..
Mercan köy civarında sahili gezin de, ‘olmayan çalışmanın’ keyfini çıkarmak nasılmış görebilirsiniz!
Doğanın biz insanoğluna bahşettiği o güzelim kumsal, Allah’a emanet..
Akçalı Belediye Başkanı Ali Sabahoğlu bu konuda ne düşünür, ne yapar, bilemiyorum.. Yıllardır, o kumsal aynı.. ‘Tık’ yok!
Vatandaş yer, içer, pisletir.. Doğa da temizler.. Nereye kadar?
Üçgüllük Belediyesi de aynı keza.. Belediye Başkanı Bedi Palta’nın ne düşündüğünü kestirmek zor.. Çünkü onları, proje üretirken görmek pek mümkün değil..
Oysa biliyoruz ki.. Çevreyi kirletmenin yasal yaptırımı var.
Ama uygulayan yok. Belediyenin görevlileri ne iş yapar?
Sahili kontrol eden bir zabıta memuru var mı, o da şüpheli..
Gençlerimiz çok sorumsuz.
Sahillerimiz çöplük gibi.
Ayçekirdeği başta olmak üzere çimler üzerinde, denizde ne arasanız var.
İnsanlar sanki körelmiş.
İşte az gelişmişlik esas bu.
Türkiye’de çöplerin yüzde 70’inin denize döküldüğü ileri sürülüyor. Yaşadığı topraklara, girdiği denizlere karşı bu kadar acımasızca davranan başka bir toplum var mıdır, bilmiyorum..
Bir rakamla bitireyim: Türkiye’deki 3 bin 225 belediyenin sadece ve sadece 172’sinde atık arıtma tesisi bulunuyor! İyi mi?!
Ama çevrenize bir bakın.. Örneğin, Üçgüllük gibi yeni yaptırılan belediye hizmet binalarını hiç kimse sorgulamıyor.. Madem belediye binasına para bulunabiliyor.. O halde aynı belediye, Gülcihan’ın kaderi için de bir öneriyle gelmeli..
Gülcihan’ı kurtarıyorum demeli?!

TAŞOCAKLARI MESELESİ!
Gazeteniz GÜNEY’de yer alan haber yankı buldu.. Taş ocaklarından malzeme almaya giden bir kamyonun dar yollarda seyir ederken bir evin bahçe duvarını yıkmasıyla sonuçlanan kaza sonrası hepimizin yüreği ağzına geldi..
Çok şükür can kaybı yok..
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek hemen bir gün sonra olay yerindeydi.. Muhtarla, mahalle sakinleriyle toplantı yaptı.. İşte çıkan sonuç:
“Taşocaklarına giden kamyonların yol güzergahı değişiyor.”
Yerinde bir hareket..
Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in ‘taşocağı çıkarmaları’ artık çözüme uzanıyor..
Her seferinde birşeyler yapmak istiyordu, yaptı da..
Demem o ki..
Başkan Civelek, bu sorunun kökünü kaldırmak için çalışıyor..
Artık kamyonlar buradan geçmeyecek.. Bu daha ilk adım..
Örneğin, belediye artık ses ölçümü yapıyor, çalışmalar sırasında sınırı aşanlara ceza kesiliyor.. Umarım, o bölgede çalışan firmalar da kendilerine çeki düzen verir..
Çünkü gitmelerine az kaldı.. Çünkü taşocağı dosyası bugün itibariyle açıldı..
Şapkayı önünüze koyma zamanı gelmiştir..!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here