Kusura bakmayın.. Helenistik çağında insanların niçin daha akıllı olduklarını örneklerle aktaracağım sizlere..
Allah rahmet eylesin.. Mesela, Türkiye’ye ikinci bir Mimar Sinan gelmedi..
Bakın, tel tel dökülüyoruz..
Hayatımız promosyon olmuş..
Yaptığımız her iş, ürettiğimiz her ürün için 2 veya 4 yıllık garanti koyuyoruz..
Oysa Mimar Sinan’ın garantiye ihtiyacı mı vardı?..
Ölüm tarihi 1588..
Çıkarın 2010’dan, eder 422 yıl..
O tarihle bugünü kıyaslayın..
Eserleri halen Türkiye’ye can katıyor..
Hiç unutmam.. O dönemin Avrupası’nda, Roma’da inşası 160 yıl süren San Pietro Katedrali ve Londra’da, Sir Christopher Wren tarafından, 40 yılda tamamlanabilen St. Pauls Katedrali göz önünde bulundurulduğunda, Mimar Sinan’ın, İstanbul’daki Süleymaniye Külliyesi’ni 7, Edirne’deki Selimiye Camisi’ni de 6 yılda tamamlamış olması, 16. Yüzyıl Osmanlı mimarlık ve yapı kurumlarının hızlı ve verimini kanıtlar.
Şimdi ki evler öyle mi? Yeni yapılan binaların badanası boyası daha ilk üç ayda dökülüveriyor, iyi mi?
Örneğin, Modern Evler gibi birçok mahallede –müstakillerde- evler yığma, yani neredeyse 50-60 yıllık ama yeni yapılan konutlardan daha dayanıklı..
Vurun duvarına balyozu, biriketi yere indiremezsiniz.. Fire yok!
İnsan hayatının bir önemi var anlayacağınız..
Neticede İskenderun deprem fay hattında kurulmuş bir şehir..
Ama gelin görün ki, geleceği şekillendirecek çalışmalarda yeterince sorumluluk sahibi değiliz.. Ya da önemsemiyoruz yaptığımız işi..
Bakın Fransızlar’a.. İskenderun’da inşaa ettikleri binalar sanat sayfalarında ‘tarihi bina’ özelliği görüyor.. Peki, İskenderunlular’ın bırakacağı sanat üstü yapılar var mı?
Neyse.. Benim konum aslında kanalizsyon..
Yanlış okumadınız.. Mesela, Numune mahallesi civarında yapılan menfez çalışmaları gelecek 100 yılı ön görüyor.. Sel, taşma, kayma olmasın diye, 2 metre üzerinde kanallar oluşturuluyor.. Ne mutlu bize.. Dün niye görmedik bu eksikliği?
Oysa, Fransızlar görmüş.. Pac civarında yol yapım çalışmaları sırasında açılan çukurlarda gördük ki, tahliye kanalları o yıllar sağlam bir mühendislik elinden geçmiş.. Avrupa’da sistem öyle..
Yerin altına kamyonun geçebileceği borular döşenir.. Telekom, elektrik vb. tüm kablolar o borulardan geçirilir. Kapak açılır, her kurum kendi işini görür..
Bu kadar basit..
Oysa Türkiye’de sistem bozuk..
Kazarsın asfaltı, her kurum bütçesine göre işini görür, çalışır..
Sonra, yollar delik deşik, asfalt yamalı.. Bekle ki, para gelsin!
Belediyenin günahı yok.. Onun da bütçesi yetmiyor..
Belediyeler proje çizdirip, kabul ettirecek de..
Merkezi hükümetler para gönderecek de, falan filan.. Uzun hikaye..
Atlayın o sayfayı.. Asıl Helenistik çağında yaşamak vardı..
Dün haberlere düştü..
Antakya Belediyesi tarafından Bağrıyanık Mahallesi ve Saray Caddesi’nde başlatılan alt yapı çalışmalarında, Helenistik Çağa ait bir su kanalizasyon tüneli bulundu.
Kanalizasyon tünelinin, özel kesme taşlardan yapıldığı, yüksekliğinin 4 metre genişliğin ise 3,5 metre olduğu öğrenildi.
Bu da bize kapak olsun..
Bilmeyenleriniz için yazayım..
Büyük İskender dönemine Helenistik Çağ adı verilir.
Yani üç aşağı, beş yukarı MÖ.334-323 yılları..
Şaşırdınız değil mi?
Elin adamı ta o yıllarda özel kesme taş kullanıp, elleriyle diziyor..
Biz de sistem son teknoloji ama para yok..
Ne diyeceğiz bu duruma?
Durun bi dakika, ben cevap vereyim.. Ne diyor bir reklamda Erman Toroğlu abimiz:
“-Bu boruuu başka boruuuu, boru değil bu boruuuu.. Hiç bişeye benzemezzz…”

KONFÜÇYÜS DER Kİ..
“Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.
Birincisi “akıl yürüterek”, ki en saygı değeridir.
İkincisi “benzeterek” ki en kolayıdır.
Üçüncüsü “tecrübeyle”, ki en acısıdır..”

GÜNÜN SÖZÜ
Bazıları büyük doğar, bazıları sonradan büyüklük kazanır, bazılarını da zorla büyük yaparlar. W.Shakespeare

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here