Ülkede her çıkış ayrı bir macera, bazen ayrı bir skandal.
Siyasetçilerin bır kısmı ne zaman konuşma yapsa, mutlaka ‘karamsarlığa’ düşüyoruz.
Çok tatsız, çok yakışıksız çıkışlar ve soğuk bir gündem görüyoruz..
Şimdi sırada asker var..
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘yeter yahu’suna ‘yetmez yahu’ yanıtı..
Her kafadan bir ses yükseliyor..
Halk tepkili..
Gazeteleri açıyorum.. ‘Balyoz’ denen operasyonda, İskenderun Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Turgay Erdağ’ın ismi var..
Görebildiğim kadarıyla ifadeleri alınıyor..
Oysa, Sayın Turgay Erdağ’ın, kişiliği, duruşu, İskenderun halkıyla olan diyaloğu tartışılmaz.. Her yönüyle, insan sevgisiyle dolu..
Sosyal ve kültürel her çalışmayı toplumla paylaşıyor..
İskenderun’a kazandırılan Deniz Müzesi buna en güzel örnek..
Kibar, sempatik, üstelik beyefendi..
Tuğamiral olması ya da asker olması birşeylerin varlığını değiştirmiş değil..
Girişken ve toplumun menfaatlerini gerektiren her çalışmanın içinde..
En başından vicdan sahibi..
Ama bakıyorum ki, hükümeti devirmeye teşebbüsten gözaltında..
İsmi geçiyor..
Daha kimlerin geçmiyor ki..
Alın o halde.. Bizleri de gözaltına alın..
Sırada kim var?
Gazeteciler mi? Yoksa..
Garnizon Komutanımız Tuğgeneral Gürsel Öztürk’ mü?
Halkla iç içe olmaktan suçlu mu bulunacak?
Sevgililer Günü’nde, İskenderunlular’a karargah kapısını açtığı için operasyona mı tabi tutulacak? Ya da..
\”Kınalı Kuzularım\” olarak hitap ettiği askerlerinin, yaz sezonunda başta satranç ve güreş olmak üzere birçok spor alanında yetiştirmek istemesini bir ‘komplo’ olarak mı değerlendireceğiz?
Hatta ve hatta, 5 Temmuz Festivali’nde İskenderun’da ilkleri yaşattığı için, bu etkinliklerde bir kasıt mı arayacağız?
Bunları yazarken bile fena oluyorum, daralıyorum..
Olayın seyrini bilmiyorum ama, ben şahsen Tuğamiral Turgay Erdağ’ın böyle saçmalıklara çanak tutmaya çalışan bir insan olduğunu sanmıyorum..
Bu kadar yoğun bir çalışma programı içinde nasıl oluyor da ‘siyasi’ bir reaksiyon göstermeye çalışsın ki?
Yeter artık..
Türkiye, Türkiye olalı böyle bir ‘gerginlik’ yaşamadı..
Oysa, ‘fişleme sırası bizde’ diyenler, medyaya tükürenler, elini kolunu sallayıp, aramızda rahatça dolaşabiliyor.. Üstelik siyasetçi ünvanı taşıyor..
Bunlara ne diyeceğiz?
Bununla ilgili ne yapacağız?
Yine de, bazı sorular var.
Ne demek, “biz” ve “onlar”?
Biz kim, onlar kim?
Fişlemek nasıl ve neye göre yapılıyor?
Ve kritik soru.. Bu soruşturma neden ve neye dayanarak yapılıyor?
Malum çoğumuz dinleniyoruz, bir de fişleniyor muyuz?
Bu nedir? Yoksa, gelişi güzel söylenmiş saçmalık mı?

KENT MÜZESİ
Kent Müzesi için çok defa yazı yazdım.. Ama bakıyorum ki, Rektör Şerefettin Canda bir adım önde.. Bugün kısa ve öz yazacağım..
Sayın Rektörün Antakya’da açık hava müzesi çalışmalarını önemsiyorum.. Ama İskenderun için de birşeylerin yapılabileceğini ümit ediyorum..
Bugün net olarak şunu söyleyeceğim..
İskenderun Belediyesi’nin öncelikleri olduğunu biliyorum.
Malumunuz, su ve çöp gündemin ön sıralarında yer alıyor.. O halde, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’i ‘tasarruf’ tedbirleri arasında rahat bırakalım ve kent müzesinin İskenderun’a kazandırılması için işadamlarımıza bir talepte bulunalım..
Yanılmıyorsam, fazlaca bir maliyeti de yok..
Sosyal sorumluluk adına elini taşın altına koyacak bir işadamımız, kent müzesine ‘talip’ olsun.. Ne dersiniz, aklıma birkaç isim geldi, ya sizin!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here