Genç beyinlere güveniyoruz, güveneceğiz
de..

Türkiye’nin üretim gücüne katkı sağlayacak
evlatlarımızla övünüyoruz neticede..

Ne güzel değil mi?

Biz bunları düşünürken..

Yeni bir heyecan, yeni bir başlangıç ve
umutla dolu geçmesi planlanan bir öğretim dönemi daha beklerken, nelerle
karşılaşıyoruz..

Aslında bugünü, dün görmüştü Hatay Valisi
M. Celalettin Lekesiz.. Eğitimdeki zaafiyetin merkezine inmiş..
Kaymakamlarımızı, milli eğitim müdürlerimizi uyarmıştı.. Diyordu ki:

“- Eğitimde geldiğimiz nokta yetersiz!”

Haksız mıydı?

Bugün, Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu’nda
yaşanan şiddet, aslında hepimizin aynaya zaman zaman bakmamız gerektiğini
de  anlatıyor..

Eğitim ile toplumsal yaşantı arasındaki
‘yapısal’ halkaları çok iyi bilmemiz gerekirken, maalesef son yıllarda
okullarımızda ve eğitim camiasında gördüğüm olaylar karşısında dehşete düşmeye
başladım. Türkiye’de örnekleri çok..

Çok şükür, İskenderun’da öğrencilerin zaman
zaman ‘kapsam dışına’ çıkmaları büyütülecek boyutlarda değil ama..

Bugün, Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu’nda
bir öğretmene veya masum bir çocuğa yönelik yapılan bir saldırı, yarın birçok
olayın tetikleyicisi olabilir..

Üzüldüm doğrusu..

Toplumumuzun temel direkleri evlatlarımızın
yetiştirilmeleri, iyi bir öğrenim görmeleri, topluma ve insanlığa faydalı
bireyler olmaları açısından acaba yapılanlar yeterli mi?

Okullarımızda son yıllarda hızla artış
gösteren uyuşturucu, sigara, alkol kullanımı, kumar merakı, kavga, dövüş,
ahlaksızlık, cinsel istismar gibi olaylar toplumsal yapılanma adına üzücü
sonuçlar doğuruyor,,

Öğrencilerimizin okula olan inancı ve
güveni sarsılıyor..

Bu yüzden, eğitim inancını yeniden
kazandırmamız gerekir.

Bu konuda başta idareciler olmak üzere,
öğretmenlerimiz sorumluluklarının kapsamını genişletmeleri gerekir.

‘Bana ne’ci zihniyetler, sonuçta birlikte
yaşadığımız çatıya zarar vermektedir..

‘Bu benim görevim değil, annesi babası
uğraşsın’ demek yanlış bir tutumdur..

Bazı konuların geri dönüşü olmaz, hataların
faturası herkesi etkilediği için fatura kabarık gelir..

Velilerimizden özellikle bir isteğim var..

Lütfen evlatlarımızla ilgili işlemlerde
daha duyarlı olalım..

Öğretmenlerin uyarılarını dikkate alalım..

Çocuklarımıza vakit ayıralım..

Çünkü evlatlarımız söz konusu..

Onların ileride birer vahşet makinesi
olmaması için, onların ileride ahlaksızlık ve uyuşturucu batağına düşmemeleri
için onların velisi olduğumuzu unutmayalım..

Polise yardımcı olalım.. Kötü niyetli
çevreleri şikayet edelim..

Sadece veli toplantılarında, karne
notlarında veli olmayalım..

Matematik ne kadar önemli ise,
çocuklarımızın insan gibi yetişmesi daha da önemlidir..

Adı üstünde önce eğitim gelir..

Gençlerimizin görmedikleri ve yaşamadıkları
şekildeki bir yaşam tarzının ortaya konulması noktasında, gençlerimizin buna
özenti bir tavır göstererek yaklaşmaları normal karşılanabilir, ama en büyük
tehlike ise kendi benliklerinden uzaklaşmalarıdır..

İşte bunun adına kültür yozlaşması
diyorlar..

Temiz toplum isteniyorsa, aile kurumunun
sağlam temeller üzerindeki konumu devam ettirilmeli; bireyleri yabancı etkilere
karşı eğitilmeli ve korunmalıdır..

Bunun önüne geçmek için, yetkililerimizden
gerekli olan adımları atmalarını bekliyoruz..

Uzatmayım..

Sevgili çocuklar.. Başınızı iki elinizin
arasına alarak bir düşünün:

– Bir öğretmen niye var?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here