Türk Eğitim-Sen, 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili bir anket çalışması yaptı, sonuçlarını da açıkladı.
Tablo hiç de iç açıcı değil..
3 bin 65 öğretmenle yapılan anket, Türkiye’de öğretmenlerin hangi koşullarda çalıştığını ortaya koydu.
İşte satır başları..
Ankete katılan öğretmenlerin;
Yüzde 60.4’ü kirada oturuyor..
Yüzde 70.5’inin kredi kartı borcu var..
Üstelik..
Yüzde 43.9’unun 1001-5000 TL, yüzde 18.6’sının 5001-10.000 TL, yüzde 16.4’ünün 10.001-20.000 TL, yüzde 7.1’inin 20.001-30.000 TL, yüzde 3.7’sinin 30.001-40.000 TL, yüzde 2.4’ünün 40.001-50.000 TL, yüzde 1.5’inin 50.001-60.000 TL, yüzde 1.7’sinin 60.001-70.000 TL, yüzde 4.4’ünün de 70.001 TL ve üzerinde borcu bulunuyor.
Açıkça itiraf etmeliyim ki, bu kadarını da beklemiyordum.
Dahası var..
Maddi sorunlar öğretmenlerin aile hayatını da olumsuz yönde etkiliyor..
Nasıl mı?
Ankete katılanların yüzde 33.3’ü ailesiyle yeteri kadar ilgilenemediğini söylüyor..
Yüzde 18.7’si ailesine yönelik saldırgan tutum ve davranışlar sergilediğini bildiriyor..
Yüzde 14.7’si de eşiyle ve çocukları ile iyi bir diyalog kuramadığını anlatıyor..
Yüzde 21.6’sı maddi konular nedeniyle eşiyle ayrılma noktasına geldiğini hatırlatıyor.
Bir de, samimiyetsizlik üzerine yöneltilen sorular dikkatimi çekti..
Mesela.. Soru şu:
Öğretmenler meslektaşları ile olan ilişkilerinde ne tür sorunlar yaşıyor?
İşte cevabı..
Yüzde 61.4’ü ilişkilerde samimiyetsizlik..
Yüzde 19.9’u düşünce farklılıklarında..
Yüzde 11.3’ü konuşma ve hitap şekillerinde..
Yüzde 6,2’si uyum sorunu yaşıyor.

ADAM KAYIRMA VE AYRIMCILIK!
İşte, ankete yansıyan ilginç bir sonuç daha..
Öğretmenlere, idarecilerle olan ilişkilerinde ne tür sorunlarla karşılaştıkları soruldu..
Öğretmenlerin yüzde 42.5’i adam kayırma ve ayrımcılık..
Yüzde 29.4’ü okulda yaşanan sorunlara duyarsızlık..
Yüzde 14.1’i baskıcı ve dayatmacı tutum..
Yüzde 13.9’u da sendikal farklılıklara göre davranma cevabını veriyor.

DERSE İLGİSİZLİK!
Hatay’da okuma yazma bilmeyenlerin sayısı 110 bini bulunca, insan ister istemez, eğitim gören öğrencilerin okul ilişkisini de merak ediyor..
Ankette bu sorunun da cevabı var..
Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 34.6’sı öğrencilerin derse ilgisizliğinden..
Yüzde 24.6’sı öğrencilerin saygısız davranışlarından..
Yüzde 17.5’i öğrencilerin kendilerini ifade edememelerinden..
Yüzde 16.4’ü sınıfların kalabalıklığı nedeniyle yaşanan iletişim sorunundan..
Yüzde 6.7’si ise velilerin baskı ve tehditlerinden yakınıyor..
Buna rağmen, ankete yansıyan güzel gelişmeler de var..
Öğretmenler, herşeye rağmen mesleğini severek yapıyor..
İşte sonuç..
Mesleğini sevenlerin oranı yüzde 62.7..
Peki, mesleğini sevmeyenlerin gerekçesi ne?
Bir, yüzde 41.3’ü mesleğini MEB’in öğretmenlere yanlış tutumu dolayısıyla severek yapmadığını söylüyor..
İki, yüzde 28.4’ü öğretmenlik mesleğinin ücret ve özlük hakları açısından yetersiz olduğuna vurgu yapıyor.
Üç, yüzde 22.9’u kadrolaşma faaliyetlerinin hevesini kırdığını anlatıyor..
Dört, yüzde 7.2’si de öğretmenlik mesleğinin ideali olmadığını ifade ediyor..
***
Görüyorum ki, eğitim camiasındaki sıkıntı büyüyor..
Öğretmenlerin ‘kırmızı çizgileri’nde çoktandır tehlike çanları çalıyor..
MEB’in, öğretmenlere sağladığı destekse, tam bir hayal kırıklığı..
Şu sonuca bakar mısınız?
Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 96.7’si MEB’in öğretmenlere maddi, sosyal ve psikolojik olarak yeterli desteği vermediğini düşünüyor..
Kritik bir manzara tabii ki..
Tam, Öğretmenler Günü’nün yaşandığı bir haftaya böylesine bir yazıyı denk getirmek istemezdim..
Bu sonuçlar elbetteki, beni de üzüyor..
Ama..
Eğer vahim durum, Hatay Valisi Sayın M. Celalettin Lekesiz’in anlattığı şekliyle, “Hatay’da 110 bin kişi okuma yazma bilmiyorsa”, eğitimdeki karnemiz gerçekten de zayıf..
Bunun için, en başından öğretmenler için birşeyler yapmak gerek..
Türk Eğitim-Sen’in yaptığı bu anketin dikkate alınmasını, öğretmenlerin beklentilerine cevap verilmesini, sorunların en kısa zamanda çözülmesini diliyorum.. Aksi takdirde mutsuz, umutsuz öğretmenlerle eğitimi yarınlara taşımak, kaliteli, kalifiye öğrenci yetiştirmek mümkün olmayacaktır.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Türk Büro Sen Hatay Şube Başkanı Uğur Muratoğlu anlatmasaydı, belki de hiç bilmeyecektim?
Aynen aktarıyorum:
Halk Bankası,  bin 500 personel alınmasına karar veriyor..
Başvuru sayısı ne kadar?
300 bin!
Kişi başına ne kadar para alınıyor?
50 lira..
Ne eder toplamda?
15 milyon lira!
İşte tam bu esnada söze, Uğur Muratoğlu giriyor:
“- 300 bin kişiden toplanan 15 milyon lira, işe alacakları bin 500 personelin 5 yıllık maaşlarının toplamı demek!”
Oh ne güzel.. Hem personel alacaksın, hem de bedava getireceksin!
Sizce bu anlayışın adı nedir?

ELÇİYE ZEVAL OLMAZ!
Hatırlarsanız.. İsdemir, Ramazan Bayramı arefesinde çalışanlarına ikramiye müjdesi vermiş, hayır duası almıştı. Bugünlerde benzer bir talep yine gündemde..
Telefonlarımızı arayıp, ‘Kurban Bayramı’nda da İsdemir bir güzellik yapar mı?” diye soruyorlar..
Bir firmanın, içişlerine karışmaktan hoşlanmam..
Affıma sığınsınlar..
Ama, talep İsdemir’in ‘yüz akı’ işçilerinden gelince, çekinmeden yazıyorum işte..
Hem, bu bayramın kurbanlığı da var, di mi..
Hadi İsdemir yöneticileri..
Yapın bir güzellik de, bu bayram da çalışanlarınızdan hayır duası alın!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + 19 =