NİHAT KARPUZ YANLIŞ YOLDA..

O kongrenin arkası!

Öfke, aklın önüne geçerse..

Acıklı bir hikaye.. Bir Pazar sabahı..
Hava ılık ve parçalı bulutlu.. Güneş bir açıyor, bir kapanıyor..
Telefonlarım zır zır çalıyor..
CHP İlçe Teşkilatı yine karışmış..
Efendim, partinin il kongresi nedeniyle İskenderun’dan hareket edecek otobüsler ayrı ayrı yerlerden kalkıyormuş da..
CHP Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın ekibi Çıkan Petrol’de..
Belediye Başkanı Yusuf Civelek’in ekibi Doğan Gazinosu’nda toplanıyormuş..
Neymiş doğrusu?
Bütün otobüsler, CHP İlçe Teşkilatı’ndan kalkmalıymış!
Düşünün artık.. CHP’de başka bir konu kalmadı, tartışmanın uzantılarına bakın.. CHP’nin düşürüldüğü durum bu işte..
Oysa, Yusuf  Civelek aracına bindiği gibi tek başına Antakya yollarına düştü..
Kimseleri de yönlendirmedi, katılımlar üzerinde müdahil olmadı..
Bir konuda daha itirazım olacak..
CHP ilçe teşkilatı’yla sorunu olanlar, Doğan Gazinosu’nun yolunu tutmaşsa, bunda Yusuf Civelek’in günahı ne?
Teşkilatla her ters düşen CHP’linin ‘Baş kaldırış’ dergahı, İskenderun Belediyesi mi?
Böyle bir tavrı, benimsemek mümkün değil..
CHP İlçe Teşkilatı bu durumu neden kabullenmek istemiyor?
Nihat Karpuz nereye kadar muhalefet bayrağını çekecek, inanın pek bir önemi de yok artık! Varsa yoksa, Yusuf Civelek şöyle yapmalı, böyle davranmalı..
Milletvekili Abdulaziz Yazar, şöyle hareket etmeli, böyle düşünmeli..
‘Kişiselleştirilmiş’ bir siyasi düşünce..
Ayrıca ilkel de.. Bir belediye başkanından veya bir milletvekilinden bunu beklemek, doğru bir yaklaşım değildir, haksızlıktır..
O halde sessizce soruyorum..
Biliyorum ki ortada bir sorun var..
Dün otobüsler İskenderun’dan hareket ederken bir şeyler yaşandı..
Telefonun öteki ucundan çıkan sese kulak verseydik, bize servis edilen bilgileri yazmış olsaydık, bugün bu durumdan kim zararlı çıkacaktı?
Benim tespitim şu.. Kişiler değil, CHP büyük yara alıyor bu kavgadan..
Önümüz seçim!
CHP’nin İskenderun’a ne verdiğini, nasıl açıklayacaklar?
Oysa, CHP’yi ayakta tutacak bir isim varsa, o da Belediye Başkanı Yusuf Civelek’tir..
Onu da, yıpratmak için birileri sanki söz vermişçesine, hançeresini patlatıyor..
O yüzdendir ki, birileri gibi bu servis haberin üzerine balıklama dalmadık, yazmadık!
Peki asıl gerçekler, kulağa fısıldananlar gibi mi? Hayır..
Bunu birileri biliyor..
Ama yazmıyor, yazamıyor, sormuyor?
Eğer hakkımız varsa biz de bileceğiz. Hakkı var ki, bu halk da bilecek..
Onlar yorulmasın.. Dün, eski Bit Pazarı civarında rastladığım belediye başkanına bizzat sordum:
– Kurultay delegeleri arasında isminizi göremedik, sebep?
Sayın Civelek sakin bir şekilde cevapladı:
– Öyle bir talebim olmadı, çok yoğun bir gündemim var. İskenderun’u düşünüyorum, çalışıyorum..
– Peki, Kurultay’da yer almak istemez miydiniz?
Başkan Civelek gülüyor:
– Temsil bazında, o nezaketi ben değil, onlar göstermeliydi..
Cevaplar kısa ama anlamlı..
Başkan gayet rahat.. Bir soru daha soruyorum:
– Ya otobüs meselesi..
Başkan Civelek, parmağını uzatıp, Bit Pazarı’nı gösteriyor:
– Otobüsler burada da  durabilirdi, sahilde de.. Bu durumdan ben mi sorumluyum? Gideceğimiz yer, CHP’nin il kongresi’ydi.. Ben oradaydım.. Partililerimle kucaklaştım, sohbet ettim.. Bir yanım İskenderun’da, diğer yanım Antakya’dadır.. Bakınız, İskenderun’a Fransız’lar geldi.. Şimdi gidip, kardeş şehir olmanın mutluluğunu yaşamak varken, kavga mı edelim?
Kimsenin kimseyi üzmesine hakkı yok.. İnsanız neticede.. Benim tek bir hayalim var, o da İskenderun için gece gündüz çalışmaktır, halkıma layık olmaktır.. Bu uğurda yanımda olan herkese minnettarım..
Görüyorsunuz işte.. Başkan Civelek halen umudunu yitirmiyor, halen beyefendi..
Unutmadan.. Antakya’daki kongrede 10 dakika kalıp, ilgisizlikten ötürü ayrıldığını söyleyenlere de cevap verdi:
– Gülüyorum bu olup bitenlere.. Az önce söyledim. Bir yanım Antakya’ya bakar.. O salondan içeri girdiğimde, anons üzerine yoğun bir alkış temposu tuttular.. Bu mutluluk bana yeter.. Amaçları, kentin çıkarlarını sekteye uğratmak olan insanların öfkelerine bakıyorum da.. Öfke, hep aklın bir adım ilerisinde.. O yüzden doğru karar almakta zorlanıyorlar.. Ben rahatım ve insanlarımla mutluyum.. İskenderun Belediyesi çatısı altında görev yapan hiçbir arkadaşımın enerjisini boşa harcamasını istemiyorum.. Çevremizdeki tüm değerli insanlarla, hedefim İskenderun için büyük düşünmektir..
Ne demek bu?
Öfkeyle bir yere varamazsınız..
Güzel bir söz..
Bu arada, dün çevremdeki CHP’lilere aradım.. Başkanla mülakatımızı anlattım ve sordum:
– Taban bu durumdan etkileniyor mu?
Yanıt tek bir cümle:
– Her şey açık seçik ortada!
O halde telefondaki sese soralım, yani Nihat Karpuz’a:
– Bunun anlamı ne?
Bir halkın vicdanına doğru sessizce soruyorum.
Yalnızca soruyorum…
Vicdanımızın kıyılarına doğru hangi cevaplar vuracak, bekliyorum…

BU AYIP KİMİN!
Haber şu..
Fransa Büyükelçisi’nin limanda demirli savaş gemisinde verdiği kokteyle Kaymakamlık tarafından davetli olmalarına rağmen bazı gazeteciler alınmadı.
Oysa İGC Başkanı oradaydı..
Dahası.. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie’nin  ve Jean Bart isimli savaş gemisinin İskenderun’a geleceği ve limana demirleyeceği günler öncesinden Kaymakamlık Basın Halkla ilişkiler tarafından basına duyurulmuş ve programda nerelerin ziyaret edileceği ve hangi programların yapılacağı saatleriyle belirtilmişti.  Büyükelçi geldi ve gerekli ziyaretleri yaptı. Basın mensupları da görevini yaptı..
Ta ki, savaş gemisinde verilen kokteyle kadar..
Bundan sonrası ilginç.. Çünkü gazeteciler görevlerini yapmak için İskenderun Liman’ı A kapısından giriş yapmak istediler. Fakat kapıdaki güvenlik görevlileri itiraz etti.. Diyalog şu:
– Eğer yanınızda fotoğraf makinası veya kamera varsa kapıya bırakmak durumundasınız. Sizi bu şekilde liman sahasına alamayız. Burası gümrük sahasıdır. Burada Liman Müdürlüğü ve Gümrük Muhafaza olarak iki ayrı kurum var ve bu kurumlardan izin almak zorundasınız. Eğer Kaymakamlık davet ettiyse, kaymakamın bize yazı göndermesi gerekirdi.”
Sonrası daha gülünç..
Gazeteciler ısrarlı.. Neden?
Çünkü, kokteylin verildiği savaş gemisinde fotoğraf çeken bazı gazeteciler var..
Kim mesela.. İGC Başkanı Şehmus Aslan..
Kim mesela.. Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Aktuğ..
Peki içeri giremeyenler arasında kim var?
Yine İGC üyesi Ahmet Seher.. Üstelik İHA muhabiri..
Ben kaymakamlığa değil, tersine İGC’nin tavrına takıldım..
– Benim yönetim kurulu üyem ve gazeteciler kapıda bekletilecek ve ben o kokteylde hiçbir şey olmamış gibi davranacağım, öyle mi?
Bu mudur çıkış yolu..
Bu mudur mazeret!
Bitti mi yani, kapandı mı mesele!
Hadi o gece haberiniz yoktu..
Ahmet Seher’in o vakit telefonlarına neden çıkılmadı..
Hadi bunu da geçtim.. Peki dün, tepki mahiyetinde İGC’den tek bir satır açıklama yapılmazken, sadece ve sadece kocaman sütunlarda tek bir gazetede kokteyl haberi vardı..
Hangi gazetede dersiniz?
SÖZ’üm SÖZ! Sonra söylerim..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here