* Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar, yol kenarında. Hayli merak eder, bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini..
Biri karga, biri leylek..
O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de, birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine..
Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle..
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları..
Tâ ki, her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar..
O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar..
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.. Topal kuşlar birbirlerinin \’arızalarını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine..
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır. Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların, ortak paydaları sabun köpüğü gibidir, uçar..
Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran..

KIZILAY..
* Türk Kızılayı İskenderun Şube Başkanı Ümit Günay’ın, ‘Türkiye iyilikte birleşiyor’ kampanyası nedeniyle gösterdiği çabayı anlamlı buluyorum..
Bir yandan erzak yardımı..
Bir yandan kurban bağışı nedeniyle, ekibiyle birlikte gösterdiği hassasiyet..
Ve diğer yandan, ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kavurmalar..
Böylesine bir çabayı takdir etmemiz için yeterli bir nedendir diye düşünüyorum..
Hazır söz, yardımlardan ve sevgiye dayalı yaklaşımlardan açılmışken, şu hikayeyi paylaşmak isterim:
Japonya\’da yaşanmış gerçek bir olay şöyledir:
“- Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce..
Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış ? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı.
Böylece adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar. Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle..
Adamı sersemletir gördüğü manzara.. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir..”
İhtiyaç sahiplerine destek çıkmak da, böylesine hikayelerin ana temasıdır bence..
Yaygın basının.. Kore gazisinin açlıktan ve sefaletten ötürü, yaşama yenik düştüğü haberiyle ilgili üzülmeyen veya duruma içerlemeyen insan var mı?
Lütfen, kalbinizdeki sevgiyi asla öldürmeyin..

DOĞUMGÜNÜ SÜRPRİZİ
Haber şu:
“- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül\’ün Slovakya ziyaretine katılan MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan\’a doğum günü süprizi yapıldı. Gül\’le aynı heyette bulunan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Vardan\’ın 47 yaşına bastığını öğrenince yakın arkadaşına bir sürpriz yaparak doğum günü pastasını hazırlattı. Üstelik aynı kutlamada Hisarcıklıoğlu, Vardan\’a kendi elleriyle pasta ikram etti.”
Haberin ilginç yanı yok..
Sadece her iki dostluğun, koltuk sevdasından üstün bir değere sahip olduğunu gösteren bir güzelliği var.. Makamların gelip, geçici olduğunu gösteren ölçüler var..
Söz konusu, Türkiye ekonomisine sağlanan katma değer olunca, ‘ortak aklın’ birleşik gücü var..
Bu sonucun doğumgünü pastasıyla da ilgisi var..
Siz hiç, İskenderun’da.. Bir oda başkanının, bir diğerine böyle doğumgünü sürpriz yaptığına dikkat ettiniz mi? Ya da başka bir deyişle, insanların birbirine basın mensupları önünde, içten, samimi ve de derinden bir hissiyat beslediğine tanıklık ettiniz mi?
Tamam, İskenderun’da oda ve dernek başkanları arasında zaman zaman istenmeyen bazı hadiselerin yaşandığı bir gerçek..
Böyle durumlarda yapmamız gereken şey, sadece ve sadece içimizden geleni yapmak ve samimi davranmak..
Bırakalım da artık, ‘egolar’ sönsün yahu!

MODALAR/DEMODELER
DEMODE Kent Konseyi
MODA Belediye Meclisi..

DEMODE Oturan ve gelişmelere sessiz kalan siyasetçi..
MODA Herkesle kucaklaşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin..

DEMODE Cemiyet gazeteciliği..
MODA Bireysel gazetecilik..

DEMODE Öfkeli olmak ve bilmeden konuşmak..
MODA Sakin ve akıllıca davranmak..

DEMODE Kapalı kutu İskenderun Belediyesi..
MODA Açık ve şeffaf İskenderun Belediyesi..

DEMODE Çevre Koruma Derneği..
MODA Türk Kızılayı..

DEMODE Dar alanda paslaşan işadamı..
MODA Uluslarası pazarda koşturan işadamı..

DEMODE Kendine çalışmak..
MODA Paylaşımcı ve hayırsever olmak..

HAFTANIN BEŞİ
* Kimsesiz çocukları koruma altına almak için toplantılar tertipleyen..
İSKENDERUN KORUMA KURULU

* Susuzluk çeken bir kente ‘su getiren’, fakat bununla kalmayıp, borcu birikmiş ve yıllardan beri su parası ödeyemeyen vatandaşlardan gecikme faizi almayan..
BELEN BELEDİYE BAŞKANI CEMİL YILMAZLAR

* Denizciler Belediyesi’ne modern bir yapı kazandıran, hizmetlerini hazmedemeyenlerin attığı çamurlara karşı, iyi niyetli ve hoşgörüyle yaklaşan..
DENİZCİLER BELEDİYE BAŞKANI
ESABİL SOYDAN

* Yüzünü çağdaş eğitimden esirgemeyen ve liselerarası matematik yarışmalarıyla, öğrencilere ‘şevk ve güç’ aşılayan..
İSDEMİR

* 10 Kasım tarihine denk getirdiği ‘Basında Atatürk’ün vefatı’ konulu sergi için kendi arşivini kullanan..
HİLMİ DİKEN

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − 17 =