Önceki gün iftar yemeği sonrasında gazeteden telefonla haber verdiler.. Pınarbaşı Mahallesi’nde köprünün hemen üzerinde su borusunun patladığı ve suyun aktığı yönde bir evin hasar gördüğü bildirildi bana..
Öfkelendim..
Bir haftadır aralıksız suyla ilgili yayınlar yapıyoruz.
Aklıma, Antakya Belediye Başkanı Mehmet Yeloğlu’nun gazetecilere verdiği mülakat geldi:
* Suyu düzenli kullanalım..
* Sınırlı düzeyde suyumuz kaldı..
* Antakya’da birkaç yıl içerisinde su sorunu yaşanabilir..
Ben Antakya haber sitelerinde bu açıklamaları okurken, İskenderun Belediye Başkanı Mete Aslan’ın “Su sıkıntımız yok. Ancak, su kaybını (kaçakları) önleyemediğimiz takdirde tehlikenin yaşanması an meselesidir” demecini anımsadım..
Daha birkaç gün önce Sakarya Mahallesi’nde devreye alınan bir su kuyusu bağlantısını ibretle izledim.. Şebekelerin güçlenmesi amacıyla tasarlanan bu çalışmada, su borularının ne kadar eskimiş olduğunu, hatta çürüdüğünü gözlerimle gördüm..
Ardından, belediye başkanvekili sıfatıyla dün basına konuşan Ali Kocaman’ın “Su şebekesinin yenilenmesi hususunda, ilçe başkanlarının sergiledikleri tavır ve yaklaşımlarını anlamak mümkün değil” şeklindeki demecinden yaklaşık 4 saat sonra, Pınarbaşı’ndaki büyük su patlağı haberiyle irkildim..
Olay yerine ilk koşan İskenderun Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Garip Sönmez oldu.. Suyun vanasını kapattırıp, olaya iki vidanjör ve bir kepçeyle müdahale etti. Çevre sakinlerine durum hakkında kısa bir bilgi notu verip, evi hasar gören bir vatandaşı da teskin etti.
Daha aradan 15 dakika geçmedi ki, bu kez Ali Kocaman olay yerindeydi.
Buraya kadar herşey normal..
Aklıma İskenderun Gazeteciler Cemiyeti’ndeki, önce 3, sonra 7 ilçe başkanının katıldığı toplantı geldi.
O saatlerde sözcü olarak CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz konuşuyordu.
Sadece eskiyen su şebekesi için değil, tepelerin altyapısını da kapsayan yenileme çalışmaları için düşünülen gayrımenkul satışları için tepki gösteriyorlardı.
“Belediyenin tek bir yerini sattırmayacağız” diyerek atıfta bulunuyorlardı.
O vakitler, bir çözüm yolu hususunda fikir beyanında bulunması gerektiği ihtiyacını yazmış.. Tepkiyle veya karşı durmakla, sorunların çözülemeyeceğini vurgulamıştım yazımda..
Ne yazık ki, ilçe başkanları “ifadelerimizde kasıt arar gibi” bir süre sessiz kalmayı tercih ettiler..
Her şeyin gayet güzel gideceğini(!) sanarak, yanıldılar..
Ta ki, Pirireis’teki şebekenin patlak verdiği güne kadar..
İrili ufaklı su patlaklarını yazmıyorum bile..
Şimdi yine kızacaklar..
Her hafta ortalama 5-10 söz ve hakaret yazısına muhatap olan bir kişi için, bir fazla bir eksik ne fark eder ki..
Artık bunlara alıştım.
Allah bana dayanma gücü vermiş.
Ama, söz konusu küresel ısınmanın etkilerini yaşadığımız şu günlerde, nezdimde altın kadar değeri olan suyun kaybı ise, bırakında sinirleneyim, öfkeleneyim..
Buna hakkım var..
Kaldı ki, aynı öfkeyi taşıyan Pınarbaşı sakinlerine de hak vermek gerekmiyor mu?
Söyleyin Allah aşkına.. Suyun, birileri tarafından ‘hasır altı” edilmesini kim kabullenebilir ki?
Böyle bir şey kime dokunmaz?..
Kaldı ki, bir çözüm önerisi sunmak varken, aylardır ‘gereksiz çekişme’ye maruz kalan, su şebekesinin yenilenmesine ilişkin, bir tek beyanat işitmedik ilçe başkanlarından..
***
Şunu herkes bilsin..
Parasını ödediğim suyun heba olmasını göz yumacak biri değilim..
Kimseler, sessiz kalmamı da istemesin..
Ortada bir su sorunu tehlikesi olduğunu kimler ne zaman görecek?
Madem gayrımenkul satışlarından elde edilecek parayla şebekenin yenilenmesi gerekiyor, o zaman bu satışları takip ederek, en ufak bir yanlışta koyun postanızı..
Olmadı mı?
İskenderun Belediyesi’ne isteyen herkes gidebilir.. Alın randevunuzu, çıkın Başkan Mete Aslan’ın karşısına, ne diyecekseniz deyin!
Hangi konuda uzlaşmanız gerekiyorsa, uzlaşın!
Kimse kusur aramasın..
Sözüne ettiğimiz şey su ısrafı..
Zıtlaşmayaya düşkün insanlar için affedilmez bir şeydir bu.
Bırakın artık kavgayı..
Bugün suyumuz var diye hiçe saydığımız ısrafın faturasını, yarın susuz kaldığımız vakit, sizler değil, geleceği emanet edeceğimiz çocuklarımız çekecektir.
Bunu onlara yaşatmaya hakkınız yok!
Ya İskenderun Belediyesi’ne su şebekesini yenilemesi için fırsat tanıyın ya da su probleminin önüne geçebilecek kalıcı çözümler ortaya koyun..
Yoksa, İskenderunlular’dan gelecek her bir eleştiri, siyasi gerilim yaratmak isteyenlerin damarından girip, bıçak yarası gibi ruhunda kanlı bir iz bırakacaktır.
Oysa böyle anlarda yapılması gereken şey basit.
Kalkıp ilk aynanın karşısına geçmek..
Eğer ayna karşısındaki 10 dakikalık sorgulama seansınız bitiyse, sormam gerekiyor:
Kime öfkelenmeliyiz?!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − twelve =