Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası haklı olarak, Türkiye’nin En Büyük İlk 500 Firması arasında boy gösteren Dörtyol’lu müteşebbislere plaket takdim etti.
Gönül arzu ederdi ki, İskenderunlu firmalara da bir ‘kardeşlik’ hakkaniyetiyle aynı yaklaşım gösterilebilseydi..
Olmadı..
Ne yazık ki, yönetimden biri dahi bile bunu düşünemedi..
Canları sağolsun!
Bilirsiniz ki, İskenderun ile Dörtyol arasında sadece 30 km. vardır.
Sanayi bölgeleri birbirine 15 km. daha yakındır.
Ama İskenderun hem daha büyük ve ekonomik değeri daha yüksektir
İçiçe olan iki kente baktığımızda, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası’nı, getirisi sadece ‘moral’ olan bir ödül törenini sanayicilerinden esirgemesine bir anlam veremiyorum..
Üzülüyorum, Çünkü..
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ta Ankara’dan teşrif edip, ‘Aman bölünmeyin.. Ama birbirinizin kuyusunu kazmayın.. Birbirinize destek olun. İskenderun körfezi enerji ve yatırım bölgesi.. Türkiye’nin en büyüğü sizlersiniz.. Herkes sizi konuşuyor” ruh haliyle, teşvik buyuracak..
3 bin 500 üyesi bulunan koca İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası ‘Ben yokum’ tavırlarıyla masa altına çekilecek.
Yok öyle şey?
Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası, Dörtyollu firmalara sahip çıkarken, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası kafasını toprağa gömmüş neyi bekliyor?
Yoksa İskenderunlu firmalar, ‘tampon bölge’ diye bilmediğimiz topraklarda mı faaliyet gösteriyorlar?
Söyler misin?
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Başarının anahtarı bütünleşmektir” sözünü anımsatırken, o sıralar İTSO yöneticileri neredeydi?
Ayrılmak..
Kamplaşmak..
Gruplaşmak..
Bu mu istediğiniz?
İnanın bana çok kolay?
Hayatta en basit şey kalp kırıp, ayrışmaktır!
Birleştirmek..
Gönül almak..
Teşvik etmek..
Moral aşılamak..
Bu duygu paylaşımını sağlamakla görevli tek bir oda veya dernek yok mu, koca İskenderun’da..
Türkiye’nin en büyükleri İskenderun’da istihdam oluşturacak, yatırım yapacak, eğitime, sosyal aktivitelere ve kültürel paydaşlara destek verecek ve de hayırsever kimliğiyle örnek teşkil edecek..
Ama üye oldukları hiçbir bir dernek çıkıp, onlara ‘Emeğinizden ve katkılarınızdan ötürü teşekkür ediyorum’ diyemeyecek, hatta onları onure edecek bir yüreğe ve cesarete sahip olamayacak?
Öyle mi?!
Peki, adama sormazlar mı?
Bugün, Türkiye’nin en büyük ilk 500 firmasını, hatta ilk 100 arasında yer bulmuş bu sanayi kuruluşlarımızın başarısını görmezden gelen bir oda, yarın 3 bin 500 üyesine nasıl sahip çıkmayı planlıyor?
Kaldı ki, İTSO’nun bu aralar sesi soluğu çıkmıyor..
‘Depreme dayanaksız eski yapı binasıyla birlikte, odanın hayalleri ve projeleri de mi yıkıldı?” demek yakışmaz bize..
Diyeceğim şudur:
Yarını göremeyen odaların, ‘birlikteliklerden’ söz etmeye hakkı yoktur?

NURİ ÜYSEN..
Nuri Üysen, sevdiğim ve saygı duyduğum bir işadamıdır..
Hayırsever yaklaşımını bilmeyenimiz yoktur..
Fakir-fukaranın, ihtiyaç sahiplerinin ‘görünmez’ babasıdır..
Kimse bilmez kime yardım yaptığını..
Öyle ki, içine kapanık dünyasında sadece sevgiye yer vardır..
Hoş sohbetlerini hep anımsarım..
Kimseye zerre kadar zararı yoktur..
Doğruya ve hakkaniyete hürmet eder..
İskenderun’a kazandıracağı alışveriş merkezi de doğru zamanda, doğru bir yatırımdır..
Altında karpuz kabuğu aramanın şık bir davranış olmadığına inanıyorum..
Az evvel, yukarıdaki satırlarda da bu manaya dikkat çekmek istedim..
İnsanları kırmak, yatırımdan soğutmak, onları moralmen çökertmek çok kolay..
Görüyorum ki, iktidar ile medyanın arasındaki kavgaya çekmeye çalıştılar Nuri Üysen’i..
Sadece üç harfin arasında ‘yolsuzluk’ arayanlara malzeme yaptılar ne yazık ki..
Yanlış duymadınız..
Üyesi olduğu A-K-P’dir, bu üç harf!
Sırf bu yüzden günah elçisi diye gösterildi..
Birkaç gündür yaygın basın yazıyor, karalıyor..
Yerel basın ise sessizce seyredip, sonucunu merak ediyor..
Kimse yadırgamasın ama ben sessiz kalmayacağım..
Soruyorum herkese..
Eğer Nuri Üysen, AKP’li değil de başka bir partiye mensup olsaydı, yine hakkında böylesine bir karalama kampanyası başlatılacak mıydı?
Bence hayır!
İşte bu yüzden, Nuri Üysen hakkındaki iddiaların AKP’yle ilişkilendirilmesine karşı duracağım..
Sebebine gelince..
O bir ticaret adamı..
Edindiğim bilgiye göre, Gaziantep’te her hissedara ödediği rakam 14 milyon dolar..
Hissedarları toplayınca, ortada kar ettiği öyle yüksek bir meblağ çıkmıyor..
Olayın abartıldığını söylemek mecburiyetindeyim..
Ortada bir haksızlık çarkı döndüğü ortada..
Nuri Üysen, halen işinin başında..
Şunu demeye getiriyorum..
Bir işadamı eğer 88 milyon dolarlık bir tarladan, 500 milyon dolarlık bir yatırım olanağı sağlıyabiliyorsa, bu katkıyı görmezden gelmenin yanılgılara yolaçabileceğine işaret ediyorum..
Türkiye genelindeki 1.5 milyar dolarlık yatırım bunun en bariz örneği..
Deseniz ki, yatırımlar naylon çıktı..
Faturalar karşılıksız..
Ama değil..
Ortada yatırımlar söz konusu..
O halde Nuri Üysen’e haksızlık etmek yerine, bu durumu objektif ve tarafsız bir pencereden bakmanın yollarını arayalım..
Bu fırsatı Nuri Üysen’e vermeliyiz..
Herşeyden önce de O’nu dinlemeliyiz!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 + 8 =