Bunca zamandır, yazılarımda hep sağduyulu mesajlar vermeye çalıştım.
İyi günde, kötü günde, İskederun’un menfaatleri için bazı hataları veya aksaklıkları görmezden gelmeye çalıştım.
Mesleki sevabıyla veya günahıyla, sorumluluk benim.
Gazetecisiniz.
Kamuoyunu ilgilendiren her anı ıskalamak olur mu?
Ama tıkanma noktası denen birşey var..
İskenderun Belediye Meclis Salonu’nda her kararın oy birliğiyle çıkması elbetteki güzel..
Ama, asıl güzel olan şey;
Paylaşımdır..
Dayanışmadır..
Bunun için yapılması gereken de, doğru bir anlatımdır..
Tamam, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek iyi niyetli..
Temiz..
Şaibesiz..
Bunu her seferinde yazdım, anlattım, paylaştım..
Ama, belediye idaresinde yanlış giden bir takım unsurlar var..
Bunu ben söylemiyorum..
CHP Meclis Üyesi Av. Bülent Akbay, belediye idaresi ile kamuoyu arasında bir ‘diyalog’ eksikliğinden söz ediyor, aksaklıklara vurgu yapıyor..
Yine, AK Parti Belediye Meclis Üyesi İbrahim Yaran, ‘İletişim’ eksikliğinden yakınıyor..
MHP Meclis Üyesi Garip Şandır, bizzat takibini yaptığı sorunlar yumağından çözüm yolları aranması gerektiğini hatırlatıyor..
Kimdir belediye idaresi..?
Ne iş yapar bu idare?
Hangi topluluktan oluşuyor?
Başında kim var?
Herhalde gladyo değildir!
Yapılan eleştirilere bakılırsa, belediye başkanı Dr. Yusuf Civelek, bu idarenin dışında tutuluyor..
O halde, eleştirilerin odağındaki idareden kasıt, kim veya kimler, bilelim!
O da yok!
Mesela, mecliste ‘Engelli bir idareden’ sözedildi, ama kimse üzerine alınmadı.
Kamuoyu, böyle dolaylı anlatımlarla ne anlayacak, merak ediyorum..
Dahası var..
Gündemde 11 madde var.. Bir kaçı, geçici işçilerin çalıştırılması veya sözleşmeli kadronun 2010’da görevlendirilmesi ve ücretlerinin ödenmesinden geçiyor..
Örneğin piknik alanı tahsisi ile ilgili bir madde var..
Ya da kimi zaman, trafo alanı tespiti ile ilgili gündemi dinliyoruz..
Bu mudur, İskenderun’un çehresini değişterecek hizmet anlayışı..
Bu mudur, İskenderun’u en çağdaş seviyeye taşıyacak, sorumluluk bilinci..
Yanlış anlaşılmasın..
Meclise, bir ‘basit işler mezarlığı’ penceresinden bakmıyorum..
Tam aksine.. Önemli kararların alındığı ve İskenderun adına demokrasinin en doğru haliyle işlendiği bir yüksek makam olan ‘parlamento’ şekliyle önemsiyorum..
Ama hizmetlerin bileşeniyle üretmeye çalıştığımız ‘meşin yuvarlak’, maalesef hep tac çizgisinde..
Bir türlü gol çizgisini geçemedi!
Bilemiyorum..
Eksik olan, sanki bir tutam cesaret..
Risk almak..
Borçlanmak..
Demek istiyorum ki, korkuyla imparatorlukları kuramazsınız..
Ya da şu aralar moda bir deyimle, “Sonunu düşünen kahraman olamaz!”
Peki bu kararı neye dayanarak alıyorum?
Kamuoyunun söylemlerine dayanarak mı?
Böyle diyebilirsiniz.
Ama değil.
Emin olun değil.
Sadece hissiyatımla.
İçimden gelen sesi dinleyerek..
Netice;
Her belediye idaresi kendi yönetiminin sorumluluğunu taşır..
Ve her belediye başkanı da sorumluluğunu taşıdığı o belediyenin hesabını halkına verir..

GENERAL ŞÜKRÜ KANATLI KONAĞI’NI
GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNE GETİRİN
Deniz Müzesi yanındaki kullanılmayan tarihi yapı, General Şükrü Kanatlı Konağı’nın restorasyon sonrasında hangi amaçla kullanılacağı yönünde tatlı bir heyecan var..
Aslında, herkesten çok ben heyecanlıyım..
Çünkü, önerilerin gölgesinde beklemeye tahammülüm yok..
Hele o başyapıta dönüşen Deniz müzesini gezip, tarih yolculuğunda ‘milli’ değerlerimizi, kahraman ecdadımızı anlatan örneklerin yer aldığı değerli koleksiyonları gördükçe, gururlanıyorum..
O bakımdan, ‘müze’ kavramına fazlasıyla değer veriyorum.
Ve bu nedenle, İskenderun’da yapımı düşünülen bir Kent Müzesi için kamuoyu oluşturmaya çalışıyorum. Farklı arayışlar var..
Yorum yapan ve öneri getirenler var..
Bu süreçte,  aslında bir noktayı atladığımı gördüm..
Heyecanlı tarafım, ‘kent müzesi’ için planlanan yapının, İskenderun tarihi mozaiğini içini barındıracak bir büyüklük teşkil etmesi gerektiği fikrini atlamıştı.
Oysa, adı üstünde.. General Şükrü Kanatlı Konağı’nı aslına uygun restore edip, binanın asil ruhunu, o günün kınalı kuzularının yaşamlarındaki ‘kahramanlık’ hikayeleriyle birlikte ortaya çıkarmak da, apayrı bir tutku ve heyecan ifadesi olmalı..
Bir adım daha atıp, şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
İskenderun’un tarihi yapısının hayaline odaklanmak, kurtuluşumuzu simgelemek, 39’lular gibi aynı hissiyatı paylaştığımız bizim ve gelecek kuşaklarımız için de müthiş bir enerji değil mi?
Deniz Müzesi bize bu duyguyu, bu onuru yaşatmadı mı?
Bana sorarsanız, General Şükrü Kanatlı yaşamalı..
O konakla birlikte, Türk askerinin, Hatay’da bıraktığı ‘kahramanlık’ ruhunu da yaşatmalıyız..
Düşünün..
İskenderun’da yaşıyorsunuz..
Anadolu’nun belki batısından, belki doğusundan gelmişsiniz.. Belki Karadenizlisiniz..
İskenderunlu ve genç biriyseniz, mutlaka içinizde bir yere ‘tarih kuşu’ konmuştur.
Sonra bir akşam evde oturuyorsunuz.
Misafiriniz var ya da çocuklarınıza..
İskenderun’un şanlı tarihinden neler anlatabileceksiniz?
General Şükrü Kanatlı’yı nasıl tarif edeceksiniz?
Yazarken bile bir tuhaf oluyorum..
Bu ruh hali bana korku veriyor?
Özetle..
General Şükrü Kanatlı Konağı’nı gözünüzün önüne getirin ve düşünün..
Aslını kaybeden bir tarihi bina size ne verebilir ki?
Oysa, şanlı bir generalin yaşam felsefesinin, İskenderun’a bıraktığı ‘kent sevdası’ şiirselliğini gerekçe göstererek, şu fikre kapılıyorum:
Konağı, 39’luların himayesine teslim edip, askerin desteğiyle İskenderun’a bir ‘tarih’ zenginliği kazandırabiliriz.
Böylece, İskenderun’un kurtuluşunda rol alan kahramanlarımızı, saygı ve gururla yad eder, o konağa da hayat vermiş oluruz!
Doğrusu da bu değil mi?
Nasıl mı..
Bir meclis kararı yeterlidir sanırım!

MECLİS ÜYELERİ ‘ÜRETKEN’ OLSUNLAR!
İskenderun Belediye Meclisi’nde, grup başkanları ‘sözcüdür.’
Sorunları, eleştirileri, kamuoyu yoklamalarını genelde meclise onlar taşırlar..
O yüzden, meclis aritmetiği 3-5 meclis üyesinin söylemleriyle yankılanır..
Kimbilir, doğru olan da budur herhalde..
Ama, geriye kalan 26 meclis üyesinin de taşıdığı sorumluluklar var..
Nedir?
Proje üretmek..
Nedir?
Paylaşımcı olmak..
Nedir?
Görüş bildirmek, düşüncelerini özgürce ortaya koymak!
Eğer ki, 31 meclis üyesi arasında sadece ‘suskunluk’ ekseninde bir platform oluşacak ise, varsın yorulmasınlar.. Biz, onların yerine her ‘oylamada’ parmak kaldırırız..

İRFAN İSMETOĞLU SES VERSİN GAYRİ!
İskenderun Belediye Meclisi’nin en renkli ve ‘konuşkan’ simasını, 8 aydır birkaç oturum dışında pek sessiz gördük..
Üstelik, son oturumda da yoktu..
Meclis oturumlarının ‘Bilirkişisi’, İrfan İsmetoğlu’nun bir rehavet dönemi sonrasında, bu görevi diğer sözcülere devretmesini anlıyorum..
Ama, o renkli kişiliğini de meclislerde arıyoruz ve meclisin hizmet ayağında gerekli görüyoruz..

KENT KONSEYİ ‘START’ VERDİ
Kent Konseyi’nin işleyeceği bilgisi, biraz da, Meclis Üyesi Garip Şandır’ın meclisteki ani çıkışıyla şekillendi. Son meclis oturumundaki seslenişi, diğerlerinin de ‘sahiplenme’ duygusunu harekete geçirmiş olacak ki..
Bir gün sonra.. Yani geçtiğimiz Cumartesi günü, Kent Konseyi Yürütme Kurulu ilk defa alt çalışma gruplarıyla bir araya geldi..
Umarım, İskenderun adına önemli projeler ortaya çıkar..
Umarım, bugüne dek hayallerimizi süsleyen sevdalar, gerçeğe dönüşür..
Çünkü, herşeye rağmen umudumuzu koruyoruz.. Kent Konseyi, önemli ‘fırsatlar’ın değerlendirileceği bir başarı ekseni etrafında buluşabilirse, ne mutlu bize..
Yok eğer, belediye meclis gündemi gibi sıradan maddelerle zaman geçirilecekse, vay halimize..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here