Bizim arkadaşlar kafayı bilboardlara takmış..
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in, Ramazan Bayramı’nda afişlere konu ettiği, ‘İskenderun artık mutlu ve umutlu’ sözlerine yoğunlaşmışlar..
Böylece, geçmişle mukayesede bir adım daha atmış oldular.
15 yıla bakıp, son 6 ayın istatistiğini kalemlere döken arkadaşlar acele ediyorlar gibi geldi bana..
Sayın Civelek’in sözleri makul her insanın rahatça söyleyebileceği türden..
Büyütülecek, alınılacak, tepki gösterilecek bir tarafı da yok..
Evet, işte ben de söylüyorum..
İskenderun artık mutlu ve huzurlu..
Herkesin ‘mutluluk’ tanımı kendisine..
Mesela, “Gemi yol almaya başladı’ yazımda haftalar öncesinden, “İskenderunlular artık mutlu ve huzurlu” ifadesini kullanmıştım..
Ne yani.. Ben bu sözleri yazamayacak mıyım?
Bir belediye başkanı, genel bir ifade kullanıp, ‘artık’ kelimesinden bir mutluluk tasvirini ortaya atamayacak mı?
Öyle bir hakkı var..
Nasıl ki..
15 yıl boyunca, “İskenderun benim sayemde huzura erişti” diyen bir belediye başkanı oluyor ise, günümüzde kamuoyu izlenimlerine bakıp, aynı ifadeyi kullanma hakkına sahip insanlar olacaktır doğal olarak..
Hiç olmasa, Sayın Civelek söylemlerini tekilleştirmiyor..
Askeri, emniyeti ve İskenderun’a hizmet veren kurumları bu mutluluk açılımına ortak ediyor.. Okur/yazar bir toplumuz, neticede..
Bilboardlarda ‘İskenderun benim sayemde mutlu ve umutlu’ yazdığını hatırlamıyorum..
Oysa, geçmiş yıllarda emniyet teşkilatının, güvenlik güçlerinin katkısını hiçe sayarak, herşeyden ‘ben’ manası çıkaranların pskolojilerini nereye sığdıracaksınız?
Geçmişle ilgili her söylemden rahatsız olmak nasıl bir duygu anlayabilmem zor!
Zaten sorun da bu değil.
Sorun, belli bir yaşam biçiminin zorla başka insanlara dayatılma isteğinden kaynaklanıyor. Demokrasinin bir yaşam biçimi olarak içselleştirilememiş olması buna yol açıyor.
Bu memlekette insanlar, 15 yıl boyunca,  belli uygulamalara karşı eylem de yaptı, dikkate alındı mı? Alınmadı çünkü amaç belli: İskenderun’u ‘katı’ kuralların geçerli olduğu bir şehir haline getirmek istiyorlardı.
Bugün, herkes istidiği gibi yazıyor, çiziyor, konuşuyor..
Kimse kusuruma bakmasın.. Herkesin keyfi yerinde.. Esnaf da, işine bakıyor..
Sayın Yusuf Civelek’i yazılarımda zaman zaman eleştirmem, ona karşı olduğumu göstermez..
Bilboardlara yansıyan yazısına da, bir İskenderunlu olarak destek veriyorum..
Doğru söylemiştir.. Ve aynı sözleri tekrar ediyorum:
– İskenderun artık mutlu ve umutlu!

KENT KONSEYİ KAFALARDA BİTTİ!
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek, AK Parti İlçe Başkanı Musa Kurşun’un ‘Kent Konseyi açılımına’ cevap vermiş..
Bunu öğrendiğime çok mutlu oldum.
Gerçi, Yusuf Başkan, 6 maddelik cevabında, oluşumun, Kent Konseyi Genel Kurulu’nun hükümlerine aykırı gerçekleşmediği tezini savunuyor ama, bu “açılım” meselesinde uzman sayılır!
Ben bu yazıyı okuyunca, olayın biraz savuşturulduğu fikrine kapıldım..
Detaylara girecek değilim.. Gazeteniz GÜNEY’de ilgili maddelerle nelerin anlatılmak istendiğini zaten okumuş olmalısınız..
Görüyorum ki, Sayın Civelek halen parti rozetini yakasından çıkarabilmiş değil..
Halen şunu anlayamıyoruz..
Ortada kent konseyini bağlayan hükümler varsa, bunun iki ayrı yorumu olmaz..
Yok, divan oluşmamış..
Yok, kent konseyi başkanı 1. birleşimde seçilmesi hükmedilmiş..
Yok, hazirun cetvelinde imza atmadan katılan üyeler varmış..
Ee, sorarım o ifadeyi kullanan şahsiyete.. Yürütme kurulu seçilirken, 78 kabul oyu çıkmış, 17’de red oyu..
Peki, imzası olmayıp da, o konseye katılan onlarca siyasi veya dernek kimliğine sahip isimlerin oy kullanmalarına ne diyeceksiniz?
Öyle bir hakları var mı?
Mesela, Yürütme Kurulu’nun seçiminde, belediyede çalışan personelin el kaldırdığını bir zat gözlerimle gördüm.. Diyorum işte..
Mesele, oylama ya da hazirun cetveli meselesi değil..
Mesele.. Tepkilere karşı beslenen duygular..
Gerçek anlamda çözüm isteniyor mu? Yoksa..
Halen birileri, “Biz Kent Konseyi’ni kurduk, iş bitti.. Ne haliniz varsa, görün” havalarında mı?
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in bu tutumunu anlayabilmiş değilim.. Bu korku, bu endişe, bu çekinceler niye?
Her siyasi düşünceye sahip insanların bir çatı altında toplanmasında, nasıl bir sakınca unsuru aranabilir ki?
Ben, Kent Konseyi ile ilgili genel hükümlere bağlı kalmaktan vazgeçtim..
Her siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu bir mozaik var İskenderun’da..
Teşkilat başkanlarını, STK’ları, meslek örgütlerini dinleyip, ortak akılda çözüm üretmek zor mu geliyor?
Sorarım herkese.. Bugüne dek, Kent Konseyi hangi çalışmayla destek verdi belediye meclisine..? Somut tek bir öneri bile duymadım..
Diyeceksiniz ki, daha alt çalışma grupları belirlenmedi..
Üzgünüm.. Bu durumu mazeret olarak kabul etmiyorum.. Bugüne dek yazdıklarımla, zaten sorunları içeren tartışma konularıyla müdahil oluyorum, meclis gündeminde..
Bana şu sorunun cevabını verebilir misiniz?
Saymanızı istiyorum sizden.. Yürütme Kurulu üyeleri arasında kimler var?
Değil bana, kime sorarsanız sorun.. Dört ismi bir araya getiremez insanlar..
Çünkü hareket yok.!
Anlamıyorum..
Kent Konseyi açılımının ne olduğunu açıklamak yerine, belediyede artık iş yapmayan yöneticilerden destek aramak nasıl bir halkla ilişkiler faaliyetidir, bilemiyorum.
Oysa, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek bu işe destek verseydi, kent konseyinin düştüğü durum bu olmayacaktı, diye düşünüyorum.
Bence Yusuf Civelek, Kent Konseyi felsefesine tamamen ters böyle şeyler söyleyeceğine, ‘hata düzeltilmez’ ise, durumu demokratik topluma nasıl açıklayacağını düşünse daha iyi olur.

KIRTASİYE LİSTESİ!
Vallahi de, billahi de şaka değil..
Listeyi elime tutuşturan bir veli.. Tepkili de..
Nasıl olmasın ki..
Çocuğunu İskenderun’da bir anaokula kaydettirmiş..
Daha ilk adımda, dakka bir, gol bir!
Şu listeye bakar mısınız?
Sulu boya, 12’li büyük.. Markasını da unutmuyorlar:
FABER!
4 adet GULUE STICK yapıştırıcı.. Dikkat buyrun.. 404 değil..
Oyun hamuru, PLAY DOG!
Simli yapıştırıcı, GLITTER GULUE!
Oyun kitabı ama CD’li..
Çizgilerle dans, SMG yayıncılık!
Allah versin! Yabancıya çalışıyoruz..
Bir de ek talepler var hani.. Olmazsa olmaz! Unutmayacaksınız..
İlave ediyorum:
12’li havlu peçete..
6’lı tuvalet kağıdı..
2 paket servis peçetesi..
2 kg. sıvı sabun..
2 paket ıslak havlu.. Ama lütfen markası HOBİ olsun..
Sanki, çocukları pikniğe gönderiyoruz..
Budur benim memlemetimde, okulların durumu..
Sakın bitti sanmayın..
Kırtasiye gideri 150 TL..
Kayıt parası 100 TL.
Dosya parası 20 TL.
Her ay aidat parası 100 TL.
Servis ücreti (her ay) 60 TL.
Toplayın, eder size 430 TL.
Asagari ücret ne kadar 570 küsür lira..
Bir aile ne harcar, ne yakar, soran yok..
Gerçi, İl Milli Eğitim Müdürü Şenol Genç, \’\’Her yıl okullara kayıt öncesi yaşanan sıkıntılar bu yıl, kurduğumuz \’Alo şikayet hattı\’ sayesinde yaşanmadı” demiş..
O halde beni yormayın..
İşte telefon numarası:
– 214 75 63..
Telefonun diğer ucunda iki müfettiş varmış, haberiniz olsun!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here