Son bir hafta içerisinde, GÜNEY TV.’deki programımda iki konuk ağırladım..
Hafta sonu, Antakya’da gerçekleşen kongre sonrasında güven tazeleyen, \’Siyaset profesörü\’ MHP Hatay İl Başkanı Şefik Çirkin ile siyasetin \’ılımlı\’ yüzü, AK Parti İskenderun İlçe Başkanı Musa Kurşun..
Her iki program yaklaşık 3 saat sürdü. İyi bir beyin jimnastiği oldu, benim açımdan..
Hem İskenderun’un sorunlarını tartıştık hem de ülke gündemindeki konulara değindik
En çok üzerinde durduğumuz başlık, demokratik açılım oldu..
Dilerseniz, her iki siyaset adamının anlatımlarını ayrı ayrı ele alalım..

ŞEFİK ÇİRKİN DOPDOLU
Siyaset önemli bir kurum.. Aslında, siyasete yön verenlerle birlikte etkin bir güç.. Hele ki, kamuoyunun sorunlarıyla özdeşleştiğinde lezzetine doyum olmaz..
Eğer, siyasetin güzel yanlarını konuşacaksak, o halde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hatay İl Başkanı Şefik Çirkin, tam yerinde bir örnek.. Sadece mesleki yetenekleri ile değil, insani vasıfları ile de örnek olacak değerli bir isimdir, Şefik Çirkin.. Köklü bir siyasi kurumun, güven veren simasıdır, teşkilatın ağabeyidir..
Kendisini devamlı güncelleyen bir özelliğe sahip..
Türkiye gündemini yakından takip eden bir ‘Siyaset Profesörü’ gibidir, Şefik Çirkin..
Vitrin’de, İskenderun’u konuşurken.. Siyasilerin kırılgan yapılarını gören ve ona göre siyasi bir üslup taşıyan bir kimliğe bürünüyor..
Bu konuda vereceğim bir örnek de var..
Sayın Şefik Çirkin’e, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’i, çalışmalarını, hizmet politikalarını sordum.. Toplumsal refleksi gevşeten bir edayla şöyle cevap verdi:
– \”İskenderun Belediye Başkanı Sayın Yusuf Civelek’in çalışmalarını önemsiyorum.. Sayın Akpınar, şu an İskenderun Belediyesi’nin yaşadığı sıkıntıları anlatan örnekler verebilirim. Amacım bu örnekleri sıralamak değil, Sayın Yusuf Civelek’e çalışmalarına destek vermektir. Ona süre tanımamız gerekiyor.. En azından, İskenderunlular böylesine bir süreci ve yerinde bir hizmet anlayışını ortaya koyan bir belediye başkanı arzuluyor.. Şuan, bu güzel kentimizde güzel şeyler de oluyor. Önemli olan bu hizmetler furyasını çoğaltmaktır..\”
Aslında, Sayın Civelek’e karşı bir güven duygusu hakim.. Yusuf Başkan, bu konuda dirayetini korumalıdır. Çevresine karşı uyanık olmalı, yapılan veya yapılması planlanan hizmetleri yerinde takip etmelidir..
Çünkü, en ufak bir yanlış, insanların güven duygusunu yitirmeleri açısından yeterli bir sebeptir.. Ve görüyorum ki, şimdilik herşey yolunda.. Bazı eksikler yok değil, ama düzelecek.. Yeter ki, Sayın Şefik Çirkin’in deyimiyle, verilen süre iyi değerlendirilsin.. Çünkü, güven duygusunun yerini tutacak hiçbir etkili silah yoktur. Değil mi ki, bu güven duygusu Sayın Şefik Çirkin’i yıllardır siyaset sahnesinde elini güçlendiren, ona duyulan saygı ve sevgiyi pekiştiren..
Hazır, Sayın Şefik Çirkin güven tazelemişken.. Kendilerini bu yazıyla yad etmiş olmaktan büyük keyif aldım. Sayın Şefik Çirkin’e siyaset yaşamında başarılar diliyorum..

YUSUF CİVELEK AZMEDİYOR!
Inanın bana, İskenderun’daki siyasi tarzın Türkiye’nin başka hiçbir yerinde örnekleri yoktur.. Kavga yok, zıtlaşma yok, kutuplaşma yok..
Hatta bir adım daha ileri gidip, şunu söyleyebilirim..
Başka mahalle yok. Ötekiler de yok..
Biz, hep birlikte İskenderunuz!
AK Parti İskenderun İlçe Başkanı Musa Kurşun ile işte bunları konuştuk..
Bana sorarsanız, İskenderun’da siyaset kabuk değiştirdi..
Sayın Yusuf Civelek, belediye başkanı..
Ama muhalefet, iktidarı desteklemek adına yapılıyor..
Bir nevi, Sayın Civelek’e tanınan kredi, bonuslarla artı puanlara dönüşüyor..
Bu durumu önemsemek gerekiyor.. İskenderun için bir şanstır bu..
Sayın Kurşun, siyaset mesleğimizin önemli isimlerinden biri..
Akıllı bir siyasetçi.. Sayın Civelek’e tatlı bir dille, eksiklerini anlatan değerli bir arkadaşımız.. Herşeyi geçtim..
Ancak, Vitrin’de şu sözlerine destek verdiğimi söylemeliyim:
– \”İskenderun Belediye Meclisi daha aktif bir yapıya bürünmelidir. Son zamanlarda, Meclis gündemi sadece birkaç maddeden oluşuyor. Oysa, İskenderun’da önem arzeden sorunlar yok değil.. Ama bunlar dururken, bazı konuları basından, yerel gazetelerden, TV’lerden takip eder olduk. Sayın Kurşun’un; trafiğin rahatlaması hususunda, bir alt geçidin oluşturulması gerektiği haberini gazetelerden okuyunca, üzülmesi normal. Çünkü, bu konuyu tartışacak veya onay verecek yetkili merci, meclistir. Ama görüyorum ki, belediye meclis üyelerimiz böyle bir çalışmadan haberleri bile yok.\”
Haksız da sayılmaz.. İskenderun’da güzel şeyler olacaksa, yaptırım uygulayan siyasi mecraların gerekli hassasiyetini deşifre etmek gerek.. Bunun yeride belediye meclisleridir.. Tıpkı, kent konseyinde görev alacak alt çalışma gruplarının taşıyacağı fonksiyonlar gibi.. Başarı tek bir elden değil, fikir platformuna katkı sağlayacak temel taşlardan oluşmalı.. İskenderun Belediye Başkanı Sayın Yusuf Civelek bu hususta önemli mesafeler katetti. Güç bileşkelerine hayat veriyor..
Kim ne derse desin, hiç olmasa azmediyor!
Bunu nereden mi anlıyorum?
Siz hiç hayatınızda.. AK Partili olup da, CHP’li bir belediye başkanı için, \’Sayın Yusuf Civelek rozetini çıkarmıştır. O bizim de belediye başkanımızdır. Kendilerine güveniyoruz. İyi işler yapacağından da şüphemiz yoktur, olsun da istemiyoruz.\’
Sayın Kurşun işte bu kadar iyi niyetli.. Eleştirileri kadar, övgüler sıralamaktan çekinmiyor.
Sayın Civelek bence, şu 7 aylık zaman diliminde önemli işler çıkarttı.. Devamını getirmek için de, paylaşımcı olmalı.. Diğer siyasi partilerin desteğine kulak vermelidir..

SAYIN CİVELEK, VİTRİN’İN KONUĞU OLUYOR
Bu arada, Sayın Yusuf Civelek 16 Ekim Cuma günü GÜNEY TV.’de Vitrin’deki konuğum olacak. Aklınıza takılan her soruyu sorabilmeniz için işte size fırsat..
Her ne kadar, Sayın Civelek, basında boy göstermeyi sevmese de, 24 saate yakın bir çalışma programı içerisinde bize zaman ayırması ince bir hareket..
İnanıyorum ki, Sayın Civelek, kendisini anlattıkça, güzel şeyleri paylaşmaktan haz alacaktır. Umarım, keyifli bir program olur.. Çünkü, İskenderun halkı artık ekranlarda da enerjisini ortaya döken bir belediye başkanı görmek istiyor..
Sayın Civelek’te bu heyecanı görebiliyorum!

TÜRKİYE’DE TÜRK OLMAK KOLAY DEĞİL!
KKTC Başbakanı Sayın Derviş Eroğlu, gerçekçi ve duygusal anlatımlara, Kıbrıs meselesini bize anlattı. Anlamlı sözler sarfetti.. Örneğin, Kıbrıs Türkleri’nin yaşadığı zorlukları anlatırken, Türk Ordusu’na duyduğu güveni aktarıyor..
Herşeyden önce Türk Ordusu’na inanıyor..
Bu sözlerine katılmamak mümkün mü?
Türk Ordusu olmadan.. Kıbrıs, Kıbrıs olmaktan çıkar, yavru vatanımıza düşmanlık besleyen ülkelerin elleri güçlenir..
Zira meclis salonundaki panelde, İskenderun Garnizon ve 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Gürsel Öztürk ile Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Turgay Erdağ’ın varlığı bile göğsümüzü kabartmaya yetiyor..
O bakımdan şu sözlerine katılıyorum:
– \”Kıbrıs için çözüm arayan hep Türk tarafı olmuştur. Biz her zaman diplomasiden yana olduk. Ama, KKTC’yi tanımamak için ısrar eden devletlerin siyasi oyunlarına, şovlarına da seyirci kalamayız.. Kıbrıs’ın tamamını, Yunanistan’a bağlamak isteyen zihniyetlere dün de karşı olduk, yarın da olacağız..\”
Evet, Kıbrıs’ta haklı bir mücadele var.. Ve, dünya devletlerinin gözleri var olsa da, görmezler, kulakları varsa da, duymazlar!
Önemli değil..
Türkiye, Kıbrıs ile bir bütündür.. Derviş Eroğlu gibi, milliyetçi duyguları sağlam temeller üzerine inşa olan başbakanlar oldukça, gözümüz arkada kalmayacaktır.
Yalnız bir sözüne katılmadığımı söylemeliyim..
Sayın Eroğlu’nun, \”Türkiye’de Türk olmak kolay\”, sözü artık mazide kaldı..
Eskiden olsaydı, haklılık payı vardı, bu sözlerin..
Ama şimdi, herşey tersine işliyor, sanki..
Sebebine gelince..
Demokratik açılımla birlikte, Türk olmanın sınırları daraltılmadı mı?
Atatürk’ün \”Ne mutlu Türküm diyene\” sözü incitici bulunmadı mı?
AB adına, Türk’ün hakları, hakkaniyet ölçüleri altında seyretmedi mi?
Neredeyse, \”Türküm\” demek suç olarak algılanacak bir noktaya getirilmedi mi?
Sayın Derviş Eroğlu, aslında iyi niyetli.. Ama maalesef, Türkiye’de bazı şeyler yolunda gitmiyor. Hele günümüzde, bir \’açılım\’dır gidiyor..
Umarım, Türk halkı adına hayırlısı olur!

GÖKHAN GÖKTEN’İ KUTLUYORUM
KKTC Başbakanı Sayın Derviş Eroğlu’nun paneline bakıp, şunu düşündüm..
\’Kıbrıs\’ konusunu gündeme getirdiği, yavru vatanımızın sıcaklığını bize hissetirdiği için Gökhan Gökten’i kutluyorum..
İskenderun Genç İşadamları Derneği (İSGİAD) başkanlığı döneminde, Gökhan Gökten ile zaman zaman, önemli toplantılarda birlikte olma mutluluğunu yaşamıştım.
Uzman bir işadamının, insanların günlük yaşamlarını ilgilendiren konularda ne kadar önemli işler başarabileceğini kanıtlayan toplantılar yapardı. Özellikle, kent ekonomisine katkı verecek nitelikteki gayretleri, değerini kaybetmeyecek nitelikte çalışmalardı.
Dilerim, onun gibi genç işadamlarımız, pek hevesli bir şekilde kendisine destek olur..
Ben o panelde iki genç işadamımıza rastladım..
Biri merhum Hakkı Oğuz Aykut’un oğlu Onur Aykut’tu..
Diğeri ise, pek sevdiğim, sevgili dostum Hüseyin Doğan’dı..
Umarım, yakın bir gelecekte, onların başarılarına da şahit olur ve gururlanırız..
İskenderun’un genç fikirlere de ihtiyacı var, bunu hissedebiliyoruz artık!

MELİH EROZAN!
Hak ve Eşitlik Partisi İskenderun İlçe Başkanı Melih Erozan, televizyonunuz GÜNEY’i ziyaret etti. Yaklaşık bir saat sohbet ettik..
Partinin; Bekbele, Denizciler ve birçok beldede teşkilatlanması konusunda önemli görevler üstlendi. Aktif bir siyasetçi..
Türkiye’de böylesine dramatik, moral bozması gereken ve stresli bir dönemde bile, yeni ve yaratıcı çıkışlar yapabiliyor, en azından geleceğe umutla bakıyor.
Melih Erozan’la yaptığım sohbette anladım ki, insanların yenilik azmi hiçbir zaman eksilmiyor. Hep yeni bir arayış var.. Türkiye’nin içine düştüğü darboğazın çıkış yollarında hep aydınlıklar var.. Hak ve eşitliğin anlamı bu olsa gerek..
Evet, bunları düşündüm ve kendi kendime sordum.
– İşte bu yaratıcı ve yüksek performanslı insanlarıyla, siyaset daha da renklenmiyor mu?

NE DOSTLAR AMA?!
Hatırlayın.. ‘İskenderun Güvercini’ni marka yapma yolunda bir çaba vardı, geçen haftalarda.. Güzel bir çalışma.. O halde, güvercinleri tanımak gerek..
Bilirsiniz ki, güvercinlerin bir de takla atanı var..
Taklacıdır bunlar..
Bizim meslektede var, böylesi taklacılar..
Kıçı, başı dağınıktır..
Toplamaya kalksan, kokar..
Dost bellersin, arkadan vurur.. Kaypaktır, sabun gibi..
Bir de haberci güvercinler vardır..
Ağızlarında zarf vardır.. Salyaları akar..
Seninle olduğunu göstermek için heyecanlanır.. Ama, derdi telaşı başkadır..
Yaranmak ister herkese..
Okşanmak ister..
Mama ister..
Haberci güvercinlerin bir karış boyu kadar, yer altında kökleri vardır..
Cılızlardır..
Hangi soydan geldikleri meçhuldur..
Bizim meslektede var, böylesi taklacılar..
Kıçı, başı dağınıktır..!
Yalaka derim ben onlara, kısaca..
Dilleri aşınmıştır artık!

DİK DURMAK!
Meslektaşlarımla konuşuyorum.. Bir kısmı diyor ki, cemiyet seçimlerine tek liste gidelim..
Ee, yani.. Demokratik bir seçim olsun!
Durun bi Dakka!
Seçimlere iki gün kala.. Cemiyetin üye listesini bile vermeyen bir cemiyetin neresi \’Demokratik.\’
Bak birader.. Benim mesleğimle ilgili bir sorunum yok..
Benim takıntım, kafası boş olanlarla..
Döneklerle..
Omurgasızlarla..
Balık hafızası taşıyanlarla..
Yalaka takımıyla..
Haysiyetsizlerle..
Basiretsizlerle..
Mesleği piç edenlerle..
Gazetecilikten anlamayan, bir ayağı siyasette olan soytarılarla..
Dahası var mı?
Baktım, bu seçimlerde de kaporta aynı..
İstifa ederim, olup/biter!
Geçen gün meslektaş diye bildiğim uzaylılarla konuşuyordum.
Çok güldürdüler beni..
Öyle bir liste hazırlamışlar ki.. Zannedersiniz ki, Beyaz Saray’a aday olacak senatörlere bürünmüşler..
Dik durmaktan laf ediyorlardı..
Neye güldüm biliyor musunuz?
Her dönem, cemiyette yönetim kurulu üyesi olurlar..
Ağızları oynamaz, çıtları çıkmaz, \’Tıss\’ olurlar..
Ama \’Fıss\’ diye karşıma çıkıp, \’Dik duracağız\’ derler..
Üstelik bunu söyleyen gazeteci bile değil, iyi mi?
Çok güldürükçüsünüz sizde canım!

MİLİM GERİ ATMAM!
Son günlerde, yaklaşan cemiyet seçimleri dolayısıyla eşim dostum araya girip, akıl veriyorlar.. Diyorlar ki:
\”Çok fazla ses çıkarıyorsun..
Sana mı bu düştü bu iş?
Neden bu kadar kelle koltukta gidiyorsun ki?
Biraz sakin ol.. Biraz kenarda dur..\”
Bilmiyorum, bilemiyorum…
Ama bildiğim bir şey var:
Milim geri adım atmayacağım…
Çünkü..
Şunu çok iyi biliyorum:
Burada kaybedersem..
Gideceğim yerde de kaybederim..
Onurumu..
Kalemimi..
Meslek ahlakımı kaybederim..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here