Her kafadan bir ses çıkınca, “İskenderun’da güzel şeyler olsun” konusu da çorbaya döndü. Son öneri, CHP Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar tarafından formüle edildi.
Nedir o?
– Birlik ve beraberlik..
Milletvekili Yazar, CHP içinde sürüp giden anlaşmazlığı çözebilmek için olsa gerek, “Aramızda bazı kırgınlıklar olabilir ama, gerek ben, gerekse belediye başkanı ve teşkilat arasında bir sorun yok” dedi.
Fakat, CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz farklı görüşteydi..
“İçim kan ağlıyor” diyerek, Mete Aslan dönemindeki kadrolaşmaya dikkat çekti.
– Halen onlarla çalışıyor, onlarla yola çıkıyoruz. Meydanlarda verdiğimiz sözlere ne oldu? İskenderun Belediyesi’nde pek çok şeyin değişeceğini ümit ediyorduk. Ancak geçen 11 aylık süreçte hayal kırıklığına uğradık. İcraatlar yetersiz. Alt kadrodan, üst kadroya kadar aynı dili konuşmamız gerekirken, bizler Belediye Başkanı Yusuf Civelek’le aynı dili konuşamıyoruz.”
Aslında beklediğim bir konuşmaydı. Çünkü, Nihat Karpuz uzun zamandır basın karşısına çıkmıyordu, belediyeyi destekleyen açıklamalar yapmıyordu, geri plandan sadece olup bitenleri izliyordu..
Kırgın olduğu, tepkili olduğu her halinden belliydi, dün ise kırılma noktasını yaşadı..
Konuştu, dertleşti, veryansın etti..
Üstelik bu açıklamayı, Milletvekili Abdulaziz Yazar yanındayken, ‘birlik ve beraberlik içinde hareket ediyoruz’ dediği sırada, yüzüne karşı söyledi..
Demek oluyor ki, Milletvekili Yazar’ın İskenderun’da olmadığı süre boyunca, iyi şeyler olmamış.. Kendisi de bu durumun farkında, ama açıkça dillendiremiyor..
Oysa hepimiz biliyoruz ki, CHP’li bir belediye başkanı ziyaretlerde, toplantılarda ilçe başkanıyla birlikte hareket eder, etmeli de.. Ama Yusuf Başkan öyle yapmıyor.. Hiçbir platformda Nihat Karpuz yanında değil.. Çağırmıyor besbelli..
Allah aşkına söyleyin.. CHP İskenderun’da iktidar olalı, Milletvekili Abdulaziz Yazar’ı, Belediye Başkanı Yusuf Civelek’i ve İlçe Başkanı Nihat Karpuz’u aynı fotoğraf karesinde kaç kere gördünüz?
Bırakın fotoğraf karesini, herhangi bir platformda onları birarada göreniniz var mı?
Belki de birkaç kez.. O da göstermelik sanırım..
Dikkat ediyor musunuz? Bu aralar belediye meclis üyeleri arasında da farklı sesler yükseliyor.. Bazıları, “Belediye başkanı bizimle bir araya gelmiyor, dinlemiyor” derken, bazılarıysa ‘Zaten paylaştığımız her sorun için ‘hallederiz’ diyor, fakat gerisi gelmiyor” diyerek eleştirilerde bulunuyor.. İlginç olansa şu..
Belediye Başkanı Yusuf Civelek bunu herkese yapıyor..
Oysa belediye başkanı sadece belediye meclis üyelerini değil, gazetecileri, STK’ları, sade vatandaşa kadar herkesi dinlemeli, bilgi vermeli, çözüm için ‘üretken’ bir mekanizmayı harekete geçirmelidir..
Dün, Antakya örneğini bunun için verdim.. Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan belliydi.. Bir yıl zarfında, Başkan Yusuf Civelek birkaç toplantı dışında basınla bir araya gelmedi.. Yükselen eleştirilere cevap vermekten kaçındı ya da kendi doğrularını anlattı.. En son ki basın toplantısı, yanılmıyorsam yaklaşık 4-5 ay önceydi..
Bugün, yerel basına yansıyan eleştiriler var.. Mahallelerden yükselen tepkiler var..
Ama görüyorum ki, randevu vermekte zorlanan bir ‘özel kalem müdürlüğü’ var..
Bunu belediye meclis üyeleri söylüyor..
Belediye meclis üyeleri demişken, onları da ayrı ayrı dinliyor..
Bazı farklı sesleri ise şikayet ediyor..
Herkes bilmeli ki, İskenderun Belediyesi ‘şikayet üretecek’ bir kurum değildir..
Nasıl ki, Hatay Valisi, İskenderun’a gelip, bürokrasinin ve kurumların şeffaflığını masaya yatırdıysa, ‘hesap verebilme’ noktasını tartışmaya açtıysa..
Aynı düşünceyle, böylesine örnek bir hareketi belediye başkanından istememiz yanlış olmaz..
Eğer ki, Başkan Yusuf Civelek, İskenderun’daki dinamik unsurlara ‘liderlik’ yapmak istiyorsa, o halde toplantı üzerine toplantı tertip etmelidir..
Tüm siyasi partilerin temsilcilerinin, belediye meclis üyelerinin, STK’ların, işadamların, gazetecilerin birarada olduğu toplantılara ‘ev sahipliği’ yapmalıdır..
Hatta, bu sonuçlardan ortaya çıkan bir raporun ‘çözüm’ yollarını aramalıdır..
Yaptıklarını veya yapamadıklarını, yapamıyorsa nedenlerini anlatmalıdır..
Örnek projelere açık olmalıdır..
Kredi arayışına düşmelidir..
Ama son günlere bakıyoruz..
Meclis üyeleri konuşuyor, cevap yok..
Belde belediye başkanları çöp fabrikasıyla ilgili ‘dava’ açmaya hazırlanıyor, cevap yok.. Gazeteciler eleştiriyor, bazı iddialar ortaya koyuyor, cevap yok..
Toplantı yok.. Bilgi yok.. Heyecan yok..
Şimdi durum bu iken, “hangi ortalamayı” esas alacağız?
Şimdi ne yapalım? Söyler misiniz..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here