Fransız Club Med İskenderun sahilinde otel yeri arıyor!
Yaygın basının iki büyük gazetesinde iki farklı haber..
Tarih, 30 Eylül 2009.
Sabah Gazetesi’nin ekonomik sayfasında kalın ve büyük puntolarla şu yazıyor:
– Fransız Club Med İskenderun sahilinde otel yeri arıyor!
Bir de Hürriyet Gazetesi’ne bakalım..
-Fransız Club Med, Adana ve Mersin sahillerinde otey yeri alıyor!
İki ayrı gazetenin söz ettiği yerin hangisi doğru, bilmiyorum..
Böyle durumlarda olayı iki ayrı açıdan değerlendirmek mümkün..
Tamam.. Adana ve Mersin, turist bakımından İskenderun’a ağır çeker..
O zaman olaya bir de şöyle bakalım..

Sahil şeridine tatil köyü yapmak için yer aradıklarını belirten Club Med CEO\’su Henri Giscard d\’Estaing, doğal olarak Adana’yı es geçecektir, çünkü sahili yok..
O halde, Türkiye\’de iki tesis daha açmayı planlayan Club Med, Mersin sahiline yönelecektir.. Mersin’de sayısız tatil köyü var.. Ama İskenderun’da yok..
İskenderun 5 yıldızlı otele de, tatil köylerine de aç bir şehir..
Turizmin cazibesini, sanayi ile bütünleştiren bir kent..
Yani, hiç birşey olmazsa, sanayici ve işadamlarının bayi toplantılarıyla büyüyebilecek bir pazar..
İskenderun, Arsuz veya çevre ilçeleri ve beldelerin insanlarını çekebilecek bir turizm zinciri..
Sabah’ın haberini birlikte okuyalım:
– Her şey dahil sistemini Türkiye\’ye getiren Fransız turizm zinciri Club Med, Adana ve İskenderun sahil şeridinin ilk tatil köyü için yer arıyor. Club Med CEO\’su Henri Giscard d\’Estaing \”Adana ve İskenderun Körfezi çevresinde de ilk yatırımlardan birini kazandırmak için arayış içindeyiz. Bu bölgede ilk tesis olacağız. Bu beni çok heyecanlandırıyor.”
Demek oluyor ki, bir ilkin katacağı heyecan, rotayı İskenderun’a çeviriyor..
Sabah’ın haberi doğru olabilir..
Çevresinde kültür turizmi ile entegre edilebilecek sıfırdan bir yatırım yapacak olan Club Med, yaklaşık 3 milyon euro yatırım hedefliyor..
Ciddi bir rakam..
İskenderun ekonomisine güç katacak bir proje..
İskenderun böyle bir yatırımla, Akdeniz\’in parlayan yıldızı haline gelebilir..
Projenin ilk ayağı, yeni oteller zincirlerine anahtar olur..
Türkiye\’de şu anda 4 tatil köyüne sahip olan Club Med, strateji olarak ‘herşey dahil’i bir lüks konsepti içinde sunmayı hedefliyor..
Bu durumda yapacağımız tek şey şu..
Club Med’i ikna etmeye zorlamak..
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek, çevreyi, denizi, yeşili, turizmi seven bir siyaset adamı..
Bu konuda olumlu tavır sergileyeceğini biliyorum..
O halde, haberin iki farklı yaygın gazetede çıkmasını fırsat bilerek, yer arayışları hususunda Club Med yöneticilerine yardımcı olmasını, hatta İskenderun’a davet etmesini umuyorum..
Bu fırsat kaçmaz, çünkü..

HASTALAR MUTSUZ VE UMUTSUZ!
Yer, İskenderun Devlet Hastanesi..
Adam, göz hastası..
Göz polikliniklerin yer aldığı koridorda ilerliyor..
Bir hastane çalışanı, elinde cep telefonu.. Bir yandan konuşuyor.. Diğer yandan çantasını karıştırıyor.. Göz ucuyla, hastaya bakıyor, ama salladığı yok..
Hasta, polikliniği kendisi buluyor..
Kapıların üzerine bakıyor, bilgisayar ekranlarında doktor isimleri yazıyor, fakat bu kez doktor yok!
Ya rapor tanzim etmek için heyette.. Ya da kendisi raporlu, yerine doktor yok..
Bizim adaletimiz bu işte..
Adalet demişken.. Sosyal güvenceden ötürü hastanın taşıdığı haklar var.. O hakkı kullanmak üzere, özel hastaneye gidiyor.. Kapıda kocaman yazılar:
– SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı’na bağlı hastaların tedavileri yapılmaktadır.
Gerçekten öyle mi? Hayır..
Çünkü, bir dip not daha yazılı, panoda:
– Muayene katılım ücreti 12 lira..
Hadi, hasta o parayı verdi.. Bu kez, 9.5 liraya aldığı göz damlası için eczaneye gidip 10.5 lira ödüyor.. Nasıl yani, demeye getirmeyin..
Bal gibi oluyor.. Keşke bununla da kalsa.. Aynı hasta, Gelişim Hastanesi’ne 12 lira ödemesi gerekirken, 19 lira 80 kuruş ücret ödüyor.. Ama fişin üzerinde yazılı olan rakam 7.5 lira..
Rakamların küçük olduğuna bakmayın.. Hergün hastaneleri ziyaret eden hasta sayısı neredeyse 1000’i buluyor.. Her hastadan, 5-10 lira fişten keserseniz.. Arada, kasaya giren paranının hesabını kim verecek?
Dönelim yine İskenderun Devlet Hastanesi’ne..
Aynı hastane, beyin kanaması geçiren (Üstelik devamlı kusan) bir hastayı, ertesi gün tedavi etmeye kalkıyor..
Dahası var.. Mesela Geliş Hastanesi..
Mide kanaması geçiren bir hastanın kanamasını durduramıyor, iyi mi?
Bu nasıl bir anlayış, bilmiyorum.. Madem hastaneler moderneleşti, o halde bu sorunlara neden çözüm bulanamıyor?
Sahiden, hani Adana’ya sevkler duracaktı..!

İGC’DE SON DURUM!
Cemiyet seçimleriyle ilgili defalarca yazı yazdım.. Ama bu kez yazanın, mevcut yönetimde kimliği ve sorumluluğu var..
Anlaşılan, cemiyetin ‘işlevi’ açısından tepki büyük..
Mega Haber’deki Hilmi Diken’in köşe yazısını okuyunca, irkildim..
İGC 2. Başkanı olması açısından yazdıklarını önemsiyorum..
Resmen, içinde olduğu mevcut yönetimin hangi kurallara bağlı kalmadığını, ayrıca oluşacak yeni yönetimden beklentilerini sıralamış..
Demek ki, mevcut yönetim gazetecilerin ‘çalışma koşulları’ bazındaki beklentilerine cevap verememiş..
Demek ki, mevcut yönetim, birçok konuda zayıf kalmış..
Demek ki, mevcut yönetimin zaafları var..
Demek ki, İGC kurumsal adım atamamış..
Zaten, görüşüp, konuştuğum meslektaşlar aynı hususlardan ötürü dert yanıyor..
Yalnız birşeye kafam takıldı.. Madem, temennilerle ‘duygusallaştığı’ bir yazıyla seçimlere ortak oluyor, Hilmi Diken.. O halde geç kalmış değil mi?
Keşke, bugüne dek birşeyler yapmış olsaydı?
Keşke, ikili/üçlü birleşimlerde yaramaz çocuğu oynayıp, ‘ben yokum arkadaş’ diyebilseydi?
Neyse.. Biz olayı, ‘zararın neresinden dönersen kãrdır’ hissiyatıyla ele alıyor..
Hayırlı seçimler diliyorum..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here