Gazeteciliğin tanımını bilmeyen yetmeler var aramızda.. Kim olduğu malum bir şahıs, gazete gazete dolaşıp, kolayca (!) elde ettiği köşesinden mesleğimiz adına terbiyesiz ifadeler kullanmış..
Gazeteciler arasındaki ilişkilere ‘dert’ yanmış..
Okuyunca güldüm..
Toplumsal olaylara karşı tek bir satır yazma kabiliyeti olmayan birinin karşıma dikilip, iki de bir gazetecileri hedef seçmesi, ancak ve ancak güldürür beni..
Benim Erdal Yılmaz’la, Adnan Tink’le, Selami Ergüven’le veyahut bir başka gazeteci dostumla düştüğüm ‘fikir ayrılıkları’ndan sana ne?
Toplumun menfaatleri adına, kalıcı bir demokrasi anlayışı adına, fikirlerin paylaşılması kadar doğal daha ne olabilir ki?
Bizim yaptığımız, yanlışlıklar üzerinde doğruyu bulmak değil mi?
İnsan gazeteci olmayınca anlamaz tabi..
Bunun dostlukları öldürmekle, parçalamakla alakası olmaz, olamaz da..
Hangi iktidar/muhalefet çatışması karşısında vekillerin, başkanların, teşkilatların birbirlerine ters düştüğü söylenebilir..
Doğrusu da bu değil mi?
İskenderun’a hizmet için mücadele etmenin günahını/sevabını birilerine mi soracağım? Ya da..
İskenderun adına yapılan güzellikleri yazarken, yine birilerinden müsaade mi isteyeceğim..
Ama görüyorum ki, biz İskenderun’daki kutuplaşmanın önünü geçmeye çalışırken, birileri rahatsız oluyor..
Hizmet odaklı yazdığım yazıların binde birini yazacak kapasitesi olmayanların aptallıkları karşısında susacak ve geri adım atacak değilim..
Daha açık bir ifadeyle..
Kendini don kişot bellemiş insaniyet ve hakkaniyet yoksunu kimselerin tartışmalı gazeteciliğini tartışacak da değilim. Özel mekanların arka odalarından çıkma türlerle işim olmaz.
Madem birileri gazeteciliğin tanımını bilmiyor, öğretelim..
Gazeteci, kamuya mal olmuş bir şahsiyet olsa bile..
Tehdit ve şantaja başvurmaz. Haber elde etmek için yanıltıcı yöntemleri kullanmaz.
Edindiği bilgileri yayımlamadan önce kendi yararı için kullanmaz.
Daha ayrıntılı bilgi isteyenlere \”Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi\”ni okumalarını öneririm.
Bu temel etik kurallara uymuyorsa, zaten gazeteci de sayılmamalıdır.
Lütfen..
Gazeteciliğin suyunu çıkarmayın!
Çünkü ben yazana değil, yazdırana bakarım..!
***
Ve son olarak diyorum ki:
Sen her Allah\’ın günü ağza alınmayacak hakaretler savuracaksın…
Sen her Allah\’ın günü ağzından salyalar akıtarak insanların şeref, onur ve haysiyetlerini ayaklar altına alacaksın…
Sen her Allah\’ın günü küfürler yağdırarak, iftiralar atarak dört dörtlük kişilik hakkı ihlalleri yapacaksın…
Sen her Allah\’ın günü önüne gelenin üstüne çamur sıçratacaksın..
Bunların karşılığı olarak..
Biz yazınca da, \”Beni gazeteci olarak görmüyorlar\” diye zırlayacaksın..
Bence hiç zırlama!
Öyle \”eleştiri-uyarı hikayeleri\” ya da \”Arsız, şımarık şanlı direniş tarihi hikayeleri\” falan da anlatma..
Çünkü sen İskenderun düşmanısın!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here