CHP İskenderun ilçe örgütünden beni arayan bir çok isim, bu sorunun henüz yanıtını alabilmiş değil..
Hatırlarsınız..
İşçi Partisinin organize ettiği bir panele, CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun konuşmacı olarak katılıyor.
“AKP Sonrası Türkiye’nin Çözümü” konulu panelin ardından, ülkenin kurtuluş senaryosunu tartışıyorlar..
Üzgünüm ama, bu tablodan endişe duyuyorum..
Ve karamsarım da..
Evet karamsarım; çünkü Türkiye, makul düşünce iktidarını tamamen kaybetti. Ortalık Milletvekili Gökhan Durgun’a kaldı..
Günün konusu da buydu ama ertesi gün bu sözleri manşetlere çıkaran hiçbir ayrıntı yoktu..
Birincisi..
CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun, kendi partisi dururken nasıl oluyor da İşçi Partisi’yle dirsek temasına giriyor..?
Hadi bu soruyu geçtim..
Gökhan Durgun’un, İşçi Partisi’nin kanalı Ulusal TV’de sık sık programlara katılıp, AKP arkasından atıp tuttuğunu biliyorum..
Yoksa, İP’in paneli bir nevi “vefa’ ve iyi niyet duygularının diyeti midir?
Öyle olmasa, o panele Fuat Çay ya da A.Aziz Yazar’ın katılmayışını nasıl izah edebiliriz ki..
Oysa ben, Gökhan Durgun’un başka bir yönüne takıldım.
Durgun, şu anki bulunduğu mevkiyi, Hatay halkına borçlu..
Bunun yanında; seminer, panel ve buna benzer yapacağı etkinlikleri de CHP il teşkilatıyla birlikte yürütmesi gerekirdi.
Hiçbirşey yapmasa, Durgun’un böylesine çok kapsamlı bir ‘ayrılık’ yelpazesine açıklık getirmesi beklenirdi..
O davranış biçimi tarihi derecede önemliydi ve CHP ile bir milletvekilinin yaşadığı ağır krizin temeli de orada saklıydı.
Aradan üç-beş gün geçmesine rağmen, baktım kimse o yaklaşım üzerinde durmuyor.
Çünkü, o tavır kimsenin işine gelmiyor.
Gelmediği için de, bütün bu olup bitenler eşiğinde, dileyen herkes istediği her cümleyi halının altına süpürmek için elinden geleni yapıyor.
Ama herşeye rağmen ortada da şöyle bir cümle kalıyor:
“- Bu ülkenin siyasi partileri, herşeyi yüzüne gözüne bulaştırıyor. Kava edip, hır çıkarıyor. Ben de bundan böyle, bildiğimi okur, konuşurum. Kiminle birlikte hareket edeceğim, kimseyi bağlamaz..”
Evet o sözlerin anlamı budur.
Şimdi şapkayı önümüze koyup düşünelim..
Türkiye böyle bir düşünce yapısıyla bir adım ileriye gider mi?
Böylesine bir ferdi anlayış sistemi, Hatay’a birşeyler kazandırır mı?
BU SON ŞANS!
Küresel ısınma, gündelik sorunlar arasında tartıştığımız bir konu..
Güncel yani.. Hep öyle de kalacak..
ABD’yi bundan tam 20 yıl önce küresel ısınma konusunda uyaran bir bilimadamı, durumun daha da kötüleşeceğine dikkat çekiyor.
Kim bu?
NASA’nın önde gelen bilimadamı..
Adı, James Hansen..
Şunu söylüyor:
“- Atmosferde sera etkisi yaratan gazlar, ‘tehlikeli seviyeyi’ çoktan aştı. Artık, 1988’deki seviyelere geri dönmeliyiz. Bu son şans.”
Acı gerçek bu..
Ve maalesef dünya, ekosistemin çökmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi değişimlere doğru hızla yol alıyor.
Hansen, tepki dolu sözlerine şu ifadeleri de ekliyor:
“Dünya bu yükü ancak 20 yıldan biraz daha fazla taşıyabilir. Başka çareler bulunmazsa kavrulacağız!”
NASA’nın bilimadamı konuşurken, ayrıntılar arasında bir anektodu dikkat çekiyor..
Sıkı durun!
“- Kömürle çalışan enerji tesislerinden vazgeçmeliyiz..!”
Yalnış duymadınız..
Kömür ve enerji kelimeleri bize hiç de yabancı gelmiyor..
Sarıseki’de kurulması planlanan termik santralinin ta kendisi..
Galiba, Hansen’in anlatmaya çalıştığı ‘Bu son şans’ beklentisi bizim kapımızı hiçbir zaman çalmayacak!

CHP İskenderun ilçe örgütünden beni arayan bir çok isim, bu sorunun henüz yanıtını alabilmiş değil..Hatırlarsınız..İşçi Partisinin organize ettiği bir panele, CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun konuşmacı olarak katılıyor. “AKP Sonrası Türkiye’nin Çözümü” konulu panelin ardından, ülkenin kurtuluş senaryosunu tartışıyorlar..Üzgünüm ama, bu tablodan endişe duyuyorum..Ve karamsarım da..Evet karamsarım; çünkü Türkiye, makul düşünce iktidarını tamamen kaybetti. Ortalık Milletvekili Gökhan Durgun’a kaldı..Günün konusu da buydu ama ertesi gün bu sözleri manşetlere çıkaran hiçbir ayrıntı yoktu..Birincisi..CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun, kendi partisi dururken nasıl oluyor da İşçi Partisi’yle dirsek temasına giriyor..?Hadi bu soruyu geçtim..Gökhan Durgun’un, İşçi Partisi’nin kanalı Ulusal TV’de sık sık programlara katılıp, AKP arkasından atıp tuttuğunu biliyorum..Yoksa, İP’in paneli bir nevi “vefa’ ve iyi niyet duygularının diyeti midir?Öyle olmasa, o panele Fuat Çay ya da A.Aziz Yazar’ın katılmayışını nasıl izah edebiliriz ki..Oysa ben, Gökhan Durgun’un başka bir yönüne takıldım.Durgun, şu anki bulunduğu mevkiyi, Hatay halkına borçlu..Bunun yanında; seminer, panel ve buna benzer yapacağı etkinlikleri de CHP il teşkilatıyla birlikte yürütmesi gerekirdi.Hiçbirşey yapmasa, Durgun’un böylesine çok kapsamlı bir ‘ayrılık’ yelpazesine açıklık getirmesi beklenirdi..O davranış biçimi tarihi derecede önemliydi ve CHP ile bir milletvekilinin yaşadığı ağır krizin temeli de orada saklıydı.Aradan üç-beş gün geçmesine rağmen, baktım kimse o yaklaşım üzerinde durmuyor.Çünkü, o tavır kimsenin işine gelmiyor.Gelmediği için de, bütün bu olup bitenler eşiğinde, dileyen herkes istediği her cümleyi halının altına süpürmek için elinden geleni yapıyor.Ama herşeye rağmen ortada da şöyle bir cümle kalıyor:“- Bu ülkenin siyasi partileri, herşeyi yüzüne gözüne bulaştırıyor. Kava edip, hır çıkarıyor. Ben de bundan böyle, bildiğimi okur, konuşurum. Kiminle birlikte hareket edeceğim, kimseyi bağlamaz..” Evet o sözlerin anlamı budur.Şimdi şapkayı önümüze koyup düşünelim..Türkiye böyle bir düşünce yapısıyla bir adım ileriye gider mi?Böylesine bir ferdi anlayış sistemi, Hatay’a birşeyler kazandırır mı?
BU SON ŞANS!Küresel ısınma, gündelik sorunlar arasında tartıştığımız bir konu..Güncel yani.. Hep öyle de kalacak.. ABD’yi bundan tam 20 yıl önce küresel ısınma konusunda uyaran bir bilimadamı, durumun daha da kötüleşeceğine dikkat çekiyor.Kim bu?NASA’nın önde gelen bilimadamı..Adı, James Hansen..Şunu söylüyor:“- Atmosferde sera etkisi yaratan gazlar, ‘tehlikeli seviyeyi’ çoktan aştı. Artık, 1988’deki seviyelere geri dönmeliyiz. Bu son şans.”Acı gerçek bu..Ve maalesef dünya, ekosistemin çökmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi değişimlere doğru hızla yol alıyor.Hansen, tepki dolu sözlerine şu ifadeleri de ekliyor:“Dünya bu yükü ancak 20 yıldan biraz daha fazla taşıyabilir. Başka çareler bulunmazsa kavrulacağız!”NASA’nın bilimadamı konuşurken, ayrıntılar arasında bir anektodu dikkat çekiyor..Sıkı durun!“- Kömürle çalışan enerji tesislerinden vazgeçmeliyiz..!”Yalnış duymadınız..Kömür ve enerji kelimeleri bize hiç de yabancı gelmiyor..Sarıseki’de kurulması planlanan termik santralinin ta kendisi..Galiba, Hansen’in anlatmaya çalıştığı ‘Bu son şans’ beklentisi bizim kapımızı hiçbir zaman çalmayacak!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here