GÜNEY TV.’deki ‘Vitrin’ programında İskenderun Belediye Meclis Üyesi  Mustafa Hammut Coşkun’u konuk etmiştim. Neredeyse 20 yıllık birikimini masaya dökmüş, yönetmeliklerle, kanun maddeleriyle, belediyenin almış olduğu her kararı yorumluyordu.
Oldukça heyecanlı ve keyif veren bir programdı.
Önemli bilgiler edindim.
Söz bir ara İskenderun sınırlarının daraltılmasına geldi..
Hizmet anlamında İskenderun Belediyesi’nin sağladığı katkılar gözardı edilemez. Kaldı ki, Hatay İl Genel Meclisi’nin almış olduğu ‘Belen’i genişletelim’ kararını irdelemek de, İskenderun’da hizmet alan her vatandaşın görevi.
Çok kez yazdım.
‘İskenderun sınırlarını daraltmaya kimsenin hakkı yok’ diye çok kez feryatlar ettim.
Bu tür bir tavrın, kimselere fayda getirmeyeceğini, aksine vicdanlarda kapanmayacak yaralar oluşturacağına dair tepkilerim oldu.
TV programlarında defalarca kez yetkili ağızlara sorduk.
Maalesef, İl Genel Meclisi’nin aldığı ‘anlamsız’ kararın iptali konusunda gayret gösterenlerin sayısı sınırlı oldu.
Yeterince kamuoyu oluşturamadık..
Evvelki gün, sağlık ocağı açılışında bir kez daha Ali Tekten gündeme getirdi.
Tüm siyasiler oradaydı. O yüzden yerinde bir çıkış oldu.
Tekten’in bir de şu argümanı çok önemli:
“Sayın Valimize bir ricam var. Şahin Tepesi idari olarak Belen’e, diğer hizmetler bakımından ise İskenderun’a bağlıdır. 2000 yılında yapılan referandumda bu sitenin sakinleri İskenderun’u tercih etmiştir ancak eski durum devam etmektedir. Bu durumun sone ermesini sayın valimizden rica ediyorum.”
Şu insani gerçeği inkár etmemek lazım.
Herkes ortaya koyduğu sorumluluğu taşıyor.
Ama bakıyorum ki, İl Genel Meclis üyeleri kayıtsız bu duruma..
Pek alakadar veya ilgili oldukları söylenemez.
Dünya’nın neresinde, bir kentten esen tepki seli görmezden gelinir.
Bu, Türkiye’ye özgü bir olay..
Aylarca yazdık.
İskenderun sınırları daraltılırken, bu karara imza atanlar aynı il genel meclis üyeleri değil miydi?
Sadece Vali değişti.
Sayın Ahmet Kayhan gitti, yerine Sayın Nusret Miroğlu geldi.
Aradan aylar geçti, neredeyse bir yıl oldu.
Onca toplantı, onca kararların alındığı bir toplantıda Sayın Miroğlu’na bilgi mahiyetinde iki-üç söz söylenmez miydi?
Hadi bunları geçtik..
İskenderun’da, uğruna fırtınaların koptuğu bir mevzuya bu kadar mı kayıtsız kalır, il genel meclis üyeleri..
Koca meclis salonunda İskenderun’dan tek bir il genel meclis üyesi ‘İskenderun’a haksızlık ediliyor’ sözünü gündeme getiremez miydi?
Nerdeee bu cesaret!
Yazıktır.
Hep deriz ya, İskenderun’a ‘vilayette sahiplenen yok’ diye..
Hakikaten bu talihsiz deyim ‘tescillenmiş’ oldu.
Sayın Miroğlu eğer, ‘sınır mevzusu’ndan haberdar değilse, Allah bilir daha hangi konular aktarılmamıştır kendilerine..
***
Gazetecilik tuhaf bir meslek.
Her gün hakkaniyet taşıyan haberleri gündeme taşıyarak, yetkili makamlara karşı ‘gereği yapılsın’ gibi bir refleksiniz oluşuyor.
Böyle bir çekim alanı içinde, ağır bir ‘kamuoyu psikolojisinin baskısı altındasınız.
Ama çoğu kez iş işten geçmiş oluyor ve yaptığınızla kalıyorsunuz.
Dün dikkat ettim.
Ali Tekten bunu gündeme getirmeseydi, yüzölçümü İskenderun’u geçen, ancak hizmet anlamında İskenderun’un çeyreğini bile hayata geçiremeyen bir ‘Belen’ gerçeğini, daha ne kadar görmezden gelecektik?
İskenderun nefes alamıyor artık..
İskenderun ‘siyasi reflekslerin oyuncağı’ haline geldi.
İskenderun ‘sahipsizlikten medet umanların kahkahaları’ altında eziliyor.
Şimdi yine kızacaklar..
Umurumda bile değil!
Utansınlar!
Aslına bakarsanız, hepimiz haberin gazetede yayınlanan halinden rahatsız olmuştuk..
GÜNEY, bu rahatsızlığın ısrarlı takipçisi olmuştu.
Bunları tartışacağız.
Ama şimdiden şunu söyleyebilirim.
Dün, haber merkezinden arkadaşları Antakya Nazım Koka Stadı’na gönderdim.
Çektikleri resimleri/görüntüleri inceledim.
Stad yemyeşil.
5 Temmuz Stadı’na ‘beş’ çeker..
Adamlar yapmış.
Siyasi otorite sahiplenmiş..
Herkes görevini tıkır tıkır işlemiş, nakış gibi!
İskenderun’a gelince..
Bizim yan sahanın zeminini sök, ‘inşaatta zımpara niyetine kullan’ deyimi halk arasında yaygın!
Futbolcunun kolu/bacağı yara bere içinde..
Futbolcu korkuyor..
Oyuncu, ‘futbol hayatım sönecek’ diye ürküyor.
Ama nafile..
Şansızlığımız, yan sahanın İskenderun’da oluşu..
Yatırımların şehir kısmında ‘İskenderun’ ibaresi yer alması en büyük kaybımız.
Çünkü, İskenderun’da siyasi otoritenin ağırlığı yok..
Milletvekilleri sürekli Ankara’da..
İskenderun’un hakkını korumakta yetersiz kalıyorlar ya da işlerine öyle geliyor!
İyi de makset ne?
Bu zor geldiği için kolaycılığa kaçmak ne milletvekillerini iflah eder ne de bir başka siyasi otoriteyi..
Neticede..
İskenderun’da ‘sahiplenme’ duygusunun gerçekten çok ciddi bir revizyona ihtiyacı var. Kim ne derse desin.. Eğer istek ve yaptırımlar, Antakya’nın her istediğiyle sınırlı kalacaksa, bu gidişat İskenderun’un ümüğünü sıkmaya başlamış demektir..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

12 − three =