Hatay Valisi M. Celalettin Lekesiz, dur durak bilmeyen bir mücadele başlattı.
Hatay’ın tüm ilçelerinde toplantılar tertipleyip, sorunları masaya yatırıyor..
Bunu yaparken de, şikayetleri dinliyor..
Rakamlar veriyor, 2010 yılı içi hedefler ortaya koyuyor..
Yalnız değil..
Bu mücadelenin içinde yerel yönetimler ve tüm kamu görevlileri var..
Sıra bizde.. Calışma koordinatlarını iyi okumamız gerekiyor..
Antakya’nın ilgili birimlerini harekete geçirmemiz gerekiyor..
Bu konuda en iyi emsal, MKÜ Rektörü Prof. Dr. Şerefettin Canda’dır..
İskenderun’a birçok meslek yüksekokulu ve üniteler kazandırdı..
En son bombası, ‘İskenderun Teknik Üniversitesi kurulabilir’ mesajında saklıydı..
Sayın Vali M. Celalettin Lekesiz’in, “İskenderun lojistik üs olacak’ şeklindeki demecinde de aynı‘hedefler’ vardı..
Tüm bu ifadeler, 2010’u dinamik bir şekilde geçirebileceğimizi gösteriyor..
Sayın Vali, ‘İskenderun için çok şey yapacağız’ derken, oldukça samimiydi..
Topluma karşı hesap verebilmenin sorumluluğunu taşıyor..
Böyle bir sorumluluk bilinci, çok çalışmamız gerektiğini hatırlatıyor..
Şeffaf ve saydam..
Bugün İskenderun’da öğrenci sayısı 3 bin 484’lerden, 8 bin 895’lere yükseliyorsa, bu rektörün azmi sayesindedir..
Bugün, yetersiz personel sayısına rağmen, kentte asayiş olaylarındaki aydınlatma oranı yüzde 79’ları buluyorsa, bu İskenderun İlçe Emniyet Müdürü Yusuf Cinel ve ekibi sayesindedir..
Bu arada görevinde yeni olmasına rağmen, Hatay İl Emniyet Müdürü Ragıp Kılıç’ı kutlamak istiyorum.. Göreve başlayalı daha bir ay olmadı, ama İskenderun’a bu beşinci gelişi.. Demek ki ilgili..
Demek oluyor ki, teferuatlı bir bilgi akışını, doğru okuyor..
Emniyet Sarayı ve doğal olarak MOBESE sisteminin faaliyete geçmesiyle birlikte bence İskenderun’daki olayların aydınlatma oranı yüzde 90’ları geçer..
Bugün Sayın Ragıp Kılıç, uyuşturucuya yönelik çözüm önerileriyle, tecrübesiyle ve donanımıyla Hatay için bir şans.. Çünkü bölgeyi tanıyor..
İskenderun İlçe Emniyet Müdürü Sayın Yusuf Cinel’le birlikte, huzur ve güvenlik anlamında yoğun bir mücadele sergileyeceklerini biliyorum..
Yalnız bir hususu atlamak istemiyorum..
Kadro, araç ve teçhizat sorunu hep öncelik taşıyor..
Bu konuda 2010 yılı içerisinde bir iyileştirmeye gidileceğini umut ediyorum..
Bütçeye yansıyan maliyeti de hesapladığınızda, umarım İskenderun adına ayrılacak pay ‘sorun’ olmaktan çıkar artık..

YİNE SİVRİSİNEKLE BOĞUŞACAK MIYIZ?
Hayırlı olsun.. İlaçlama ihalesi Belga Sağlık’ta kaldı..
Geçtiğimiz yıllardaki gibi, devasa fiyatlar artık yok..
Ama bu fiyat kırımından ötürü, etkin maddelerde kalite düşer mi, bilmiyorum..
Ama İskenderun’da kalıcı bir sivrisinek sorunu olduğunu biliyorum..
Her taraftan şikayet geliyor.. Diyorlar ki:
– Kış aylarında sivrisinek mi olur?
Oluyormuş! Hadi öyle ya da şöyle kışın idare ediyoruz..
Peki, geçtiğimiz yaz mevsimini bize zehir eden sivrisinekler bu yıl rahat durur mu?
Durmaz!
Sayıları katlanarak, üstelik bağışıklık kazanarak gelecekler üzerimize..
Peki, Belga Sağlık’taki arkadaşlar bunun tedbirini alıyor mu?
İlaçtaki etkin maddeler, sivrisinekle mücadele için yeterli mi?
İlaçta yeterli denetim yapılacak mı?
Sorular şimdilik bu kadar.. Belga Sağlık temsilcilerine duyrulur..
Hiç olmazsa bu yaz utandırın bizi de, yazdıklarımızda haksız çıkalım..
Nesine mi?
Vallahi de, billahi de, firmada ücretsiz çalışacağım!
Ya ben haklı çıkarsam..

BİR ŞİRKETE DOĞRUDAN TEMİN!
Memlekette dedikodu bitmez.. Ama bazıları mide bulandırıyor..
Özellikle işin içinde ‘kayırmacılık’ iddiası varsa.. Yazar, uyarırım..
Hatırlarsanız, geçtiğimiz aylarda Y. isminde bir şahıstan sözedildi..
Hatta, bu Y. isimle şahısla ilgili ortada imzasız mektuplar dolaştı..
Birini ben de okudum.. İmzasız olduğu için önemsemedim..
Ama, konuyu bu kez itibar ettiğim dostlarımdan işitince, dikkate aldım..
Nedir mesele.. Efendim, bu Y. isimli beyefendi yemez içmez, belediye koridorlarını aşındırırmış.. Altınözü’lü olduğu için de, kimseler sesini çıkarmazmış..
Kimdir bilmem, tanımam da..
Ama bir şirket kurup, ardından ‘doğrudan teminlerle’ geçinmeye başladığını işitince, inanmak istemedim.. Ama yükselen sesler bir değil, iki değil..
İddianın doğru ya da yanlış olduğunu yalnızca, İskenderun Belediyesi teyid edebilir..
Buyrun söz sizde..

ALLAH AŞKINA UZLAŞALIM..
Çöp Fabrikası’nı İskenderun’a kuracak olan firmanın, 78 lirada direnmesi, belde belediye başkanlarını ‘dava açmaya’ zorlayacak gibi..
Ben tabii ki, yine çözümden, uzlaşmadan yanayım..
Zaten sözleşmenin 42. Maddesi de öyle demiyor mu?
Diyor da, firmanın umurunda mı?
Bugün o sözleşmeyi ‘yok’ sayacak hükümler var..
Belediye Meclisi, birlik üyelerine..
Birlik, Encüme..
Yok oradan da, eski belediye başkanına yetki verilmiş..
Çözebilene aşk olsun..
Bugün birlik üyeleri bu açıktan doğan haklarını arayabilir..
Ama bunu yapmak yerine istedikleriyse, sadece ve sadece pazarlık şansı..
Çünkü herkes, çöp fabrikası kurulsun istiyor.. Peki ne yapılabilir?
Bugün ‘Akıllı Sayaç’ örneği gibi bir dava açılması söz konusu olabilir.
Yarın sopa yemek yerine, şimdiden asıl sopanın belediyelerde olduğunu göstermek iyidir.. Bu şekilde firmayı, kentin yararına pazarlık yapmaya zorlayabiliriz..
Dün, bazı tanıdıklarım Mersin Belediyesi’ni aradı, orada da çöp toplama işlemi 40 TL’ymiş, iyi mi?
O halde, firmaya çağrı yapıp, bu meseleyi kırmadan, dökmeden sonlandıralım..
Bence en hayırlısı bu?!
Bir de şu var..
‘Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir’ felsefesiyle, bir adım ileriye gidemeyiz..
Eğer gitmeye kalkışırsak şayet, iptal edin ihaleyi, olsun bitsin..
Yeni bir ihaleyle, olayı İskenderun dışına taşıyalım..
Böylece başa döner, AK Parti İlçe Başkanı Musa Kurşun’un dediğine geliriz..
Sıfır elde var sıfır!

3 MART’TA 4 GÜNDEM..
Belediyecilikte ‘risk’ almazsanız, göze batarsınız..
Çünkü, halk 5 yılda ‘değişim’ arar, yenilik ve hizmet bekler..
Bugün bu arayışı, belediye meclisinde pek görmek mümkün değil..
Ya gündem oluşturmakta zorlanan bir meclis var ya da yeterince yaratıcı değiller..
Biz gazetecilerin bugüne dek kaleme aldığı bilgiler ışığında, bence onlarca gündem maddesi oluşturulabilirdi..
Meclise niye yansımaz bilmiyorum..
Bugün 1 Mart.. Belediye Meclis toplantısına iki gün kaldı..
Gündemde 4 madde var..

MENDİREK YERİNE İSKELE!
Bana göre, 4 madde arasında en önemlisi 1. Madde.. Nedir o?
– Atatürk Anıtı önündeki mendirek alanının plan değişikliği yapılarak, iskele alanına dönüştürülmesi ile ilgili İmar ve Şehircilik Müdürlüğü teklifi..
Hayallerimizi süsleyen bir proje..
Yıkılmış bir hatırayı, ‘güncelleyen’ bir çalışma..
Yalnız bir farkla.. Neden mendirek değil de, iskele?
Bunun da sebebini öğrendik..
Diyorlar ki, mendirek pahalı bir iş..
Çevreye zarar verir..
Kayalardan ötürü deniz canlıları zehirlenebilirmiş..
Olayın bilimsel boyutu bu..
İskele daha sağlıklıymış.. Olabilir..
Yalnız şunu merak ediyorum.. Koca kayalar, sahil bandını baştan başa çevrelerken, zehir etkisi yaratmadı mı?
Hadi yaratmadı.. Kayaları yerinden çıkarıp, mendirek yaparken neden yaratsın?
Hem, deniz manzarasını baltalayan o koca kayalar hani yerinden kalkacaktı?
Daha vahim bir olay var..
2005 tarihinde, mendirek yapımı için onay veren belediyenin imar müdürlüğü, dün o zehirlenme vakasını gündeme getirmemiş de, bugün niye ‘zorlayıcı’ etken olarak kullanıyor..
Dün, kayalardan bir mendirek için teklife imza atan bir imar müdürü, bugün nasıl oluyor da, birden fikir değiştirip, iskele için farklı bir görüş ortaya koyabiliyor?
Bilemiyorum.. Burası İskenderun.. Her an, herşey olabilir!

YARATICI OLMAK LAZIM..
Konumuz belediye meclisi olunca, gündem maddelerine biraz renk katalım..
Mesela, bir gün İskenderun Belediye Meclis Üyesi ve CHP Grup Başkanı Vekili Av. Bülent Akbay’la sohbetimizde, İskenderun’a hangi projelerin olabileceğini konuşmuştuk.. Şöyle demişti..
“İskenderun hep ihmal edildi. Bu yanlışı mutlaka düzeltmemiz gerekiyor. İskenderun’u çekim merkezi haline getirmeliyiz. Bunu mutlaka başarmalıyız.”
Sonra da kafasındaki projeleri açıklamıştı.
Projeler özetle şöyleydi:
* Revizyon imar planı kararı alınması.. Bunun için, İskenderun’da ücretli iki bilimadamını görevlendirip, şehirdeki çalışmalar rapor haline getirilebilir.. Böylece, önümüzü görmekte fikir sahibi olur, gelecek adına örnek bir imarlaşma modeline imza atabiliriz..
* AKAD ve Hacı Bektaş-ı Veli dernekleri için Mustafa Kemal Mahallesi’nde ayrılan yerin tahsisi.. (Bu aralar dillendirilmiyor)
* Trafik Komisyonu çalışmaları.. Mesela, Antakya’da Hatay Havaalanı’na ücretsiz yolcu transferi var.. İskenderun’da neden olmasın?
* İki vagonlu raylı sisteme geçilmesi.. Fazlaca bir maliyeti yok.. Bu çalışmayla ilgili fonlar var.. İlçe bazında, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirebiliriz.. Modern Evler ve Mustafa Kemal’i bağlayan, tepelerle, sahil kordonunu çevreleyen bir çalışma.. İskenderun, neden bir İstiklal Caddesi olmasın?
* İskenderun’un birçok noktasına çiçek barı.. Rengarenk çiçeklerin satışa sunulacağı güzel mekanlar.. Hatta vitamin barları.. Ahşaptan yapılmış büfeler..
Nereye? Sahil kordonuna! (Ziraat Bahçesi örneği gibi..)
* Doğal sularımızı kullanalım.. Boşa akan sularımızı şimdiden değerlendirecek tedbirler alalım, şebeke için alternatif yolları arayalım..
Sadece bir belediye meclis üyesinin gündem maddelerine bu kadar çeşitlilik katması beni çok şaşırtmıştı.
Sohbet uzadıkça şaşkınlığım daha da artıyordu.
Bugün, tüm meclis üyelerinin gayretinden muhteşem sonuçlar çıkarabiliriz..
İskenderun’u; üniversiteleri, sanat ve kültür merkezleriyle devasa bir kent haline dönüştürebiliriz..
Çok heyecan verici çalışmalara imza atabiliriz..
Bunun için gayret gerekiyor, yaratıcılık gerekiyor, risk almak gerekiyor..
Ama, öyle 3 Mart’taki gibi, 4 gündem maddesiyle bu sorunlarımıza çözüm bulamayız.. Bunu artık iyice kavramamız gerekiyor..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 − 11 =