The New York Times, Amerika’nın en prestijli gazetelerinden..
Pazar günleri, Sabah Gazetesi ile birlikte dağılıyor..
Sadece ABD’nin değil, Dünya’daki gelişmelerden de gündem oluşturuyor..
Türkçe yayınlanması nedeniyle, ilgiyle okuyorum..
Tabi, ilgiyle okumamın bir nedeni var..
En başından, çevreci bir gazete..
12 sayfasında, çevre bilinci oluşturan makaleler var..
Dikkat ettim.. Domuz gribiyle ilgili sütunlarda tek bir haber bilgisi yok..
Toplumda ‘karamsarlık’ uyandıracak, kargaşa dolu haberlere prim vermiyor..
Mesela, ‘Editörün Not Defteri’ başlıklı makalenin yazarı Verlyn Klingenborg, modern tarımı yazıyor.. Elmaları yazıyor..
Biz de, siyaset yazmaktan büyük keyif alan(!), iktidarla muhalefeti birbirine düşürmekten başka yazacak konu bulamayan ya da ucunu her halükarda oraya dokunduran yazarlar var..
Bir ilginç detay daha.. Bir resim ve altında şöyle yazıyor:
* Gıda ambalajlarında kullanılan BPA adlı kimyasal madde, insanlar için tehlikeli olabilir..
Dikkat ettiniz mi? ‘Olur’ diyerek, yargılamıyor, töhmet altında bırakmıyor.. ‘Olabilir’ diyerek, iddianın ucunu açık bırakıyor..
Biz de, daha mahkeme yargılamadan, idam sehpasına çıkarıyoruz..
Sonra.. Temizle, temizleyebilirsen..
Ve bir konu başlığı daha:
* Ton balığı için son perde..
Balıkçıların hakkını gözeten bir haber..
Ya da şu haberin güzelliğine bakar mısınız:
* Köpekler sandığımızdan daha mı akıllı?
Köpeklerin, sahiplerine olan sadakati, ilaç alma vakti ve intihar teşebbüslerine engel olma gibi görevleriyle ilişkilendiriliyor..
Dahası var, üstelik birinci sayfadan büyük puntolarla..
* Kanser tedavisiz ortadan kalkabilir, haberi..
* Ispanağın bile karbon ayak izi var, şeklindeki araştırma bilgisi ilgi çekiyor..
Biz ise, Ergenekon ile kalkıyoruz.. Dinleme kayıtlarıyla yemeğimizi yiyoruz..
Şiddet içeren tartışma programlarıyla uykuya dalıyoruz..
Siyasetteki travma ise cabası..
Örnek mi? Bir domuz gribi vakası tutturup gidiyoruz. Ama aynı hastalığın pençesinde 100 misli fazla ağır yaralı duran bir ABD’nin gazetelerinde, yaygarası kopmuyor..
İşin uzmanı sadece bilgi veriyor, gazeteler de bu tedbirleri kamuoyuna iletiyor..
Biz de, “Dallas” dizisinin kötülükleriyle ünlü J.R Ewing ‘ini bile geride bırakan şeytani karakterler yarışıyor..
İntihar..
Tecavüz..
Katliam..
İhanet..
İhtiras..
İntikam dolu ifadeler, her yanımızdan sütunlara taşıyor..
Doğal olarak..
Korkuyoruz..
Panikliyoruz..
Endişeleniyoruz..
Kapanıyoruz..
Özetle..
Gazetelerdeki haberleri yeniden çeşitlendirmek için önce kendimizi geliştirmemiz gerekiyor!

İSKENDERUN’DA DA OKULLAR TATİL OLSUN!
Hastaneler, grip vakalarıyla dolup taşıyor..
İskenderun Devlet Hastanesi’nin hem A hem de B bloku, artan hasta sayısı karşısında çaresiz kalıyor..
Nasıl mı? Örneğin, çocuk hastalıkları acil servisine dönüşen eski devlet hastanesinde akşamları yüzlerce küçük yavrularımız, aileleriyle birlikte akın ediyor..
Aileler perişan, tek bir doktorun eline bakıyor.. Aşılama tartşmalarının yoğun bir şekilde tartışıldığı günümüzde, acil önünde kuyruklar alabildiğince uzanıyor.
Antakya, Reyhanlı ve Dörtyol’da okullar tatil olunca, panik havası İskenderun’a da yerleşti..
Hepimiz biliyoruz ki, en iyi tedavi yolu, temizlik, dengeli beslenmek ve istirahat..
Uzatmayım.. Madem, hastanelerdeki duruma bakıp, ilköğretim çağındaki çocuklarımızın ‘gripal enfeksiyon’ haliyle karşı karşıyayız..
O halde, İskenderun’daki okulları da, Pazartesi gününe kadar tatil edilmesi gerektiği fikrini savunuyorum.. Son karar, İskenderun Kaymakamlığı ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine aittir..

DEZENFEKTE İLACINI HANGİ OKULLAR ÖDÜYOR?
Domuz gribi nedeniyle, İskenderun’daki okullar ilaçlandı.. Zamanında ve yerinde bir ilaçlamaydı.. Bugün eğer, İskenderun’da böyle bir yol izlenmeseydi, bilanço daha ağır olabilirdi.. O bakımdan, bu çalışmayı fazlasıyla önemsiyorum..
Yalnız bir şartla..
Öğrendiğim kadarıyla, ilaçlamadan ötürü, İskenderun’daki okullardan 150 TL. gibi bir meblağ alınıyor.. Sağlık söz konusu olunca, rakamın bir önemi yok aslında,..
Ancak, olayın dikkat çeken yönü şu..
Kırıkhan’da, Reyhanlı da veya bir başka ilçede böyle bir uygulama yok..
O halde sormakta fayda var..
* Olay, ileri sürüldüğü gibi sadece İskenderun’la sınırlı mıdır?
* İskenderun’daki okullardan dezenfekte ilacının bedeli istenmiş midir?
* Eğer ki iddia doğruysa, neden böyle bir yola başvurulmuştur?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − 15 =