Bir haber yapıyorum. Aynı anda, İskenderun’da yayımlanan birkaç günlük ve haftalık gazete daha eleştiriler ışığında, net cevaplar arıyor..
Nedir amaç, doğruya endekslenmek..
Ama hayır.. İskenderun’da onlarca gazetenin yazdığı satırlar rafa kaldırılıyor..
Türkiye’de hangi belediye, basını dışlayıp, kendilerinin hazırladığı bülteni kamuoyuna dayatıyor..
Herhalde İskenderun Belediyesi’ne has bir özellik olsa gerek..
Tepelerde asfalt çalışması var.. Basına bilgilendirme yok..
Niye? Çünkü, bülteni de, alakalı resimleri de hazırlayıp, basına servis eden belediyenin ta kendisi..
Sen kalkıp, belediye hudutları içerisindeki her çalışmayı, harmanlayıp, kendi kafana göre yorumlayacaksın.. Sonra da, istediğin yönüyle basına servis edip, gereğinin yapılmasını isteyeceksin..
Allah’tan korkun.. Bülten gazetesine dönüştürdünüz, basın kuruluşlarını..
Bu mudur mantık?
Belediyenin halkla ilişkiler departmanı bile yokken, şikayetleri bile değerlendirecek kapasiteye sahip değilken, Basın Bürosu’nda görevli arkadaşların yaptırımlarına ayak uyduracağız, öyle mi?
Bak, Doğan Süslü!
Basına haber verilmeyen bir sistemden doğrular çıkaracağına, gazeteciliğin tanımını bir gözden geçiriver.. Senin yaptığın belediyecilik ise, istifa etmeni öneririm..
Çünkü, daha düne kadar ‘hak arayışı’na yönelik yazdığın yazılarla ters düşüyorsun da, ondan..
Soruyorum..
Bugüne kadar, basın kuruluşlarına kaç tane ihale bilgilendirme notu geçtiniz?
Hatırlatırım, senin sevgili başkanın kaç tanesine katıldı?
Meclis toplantıları da buna dahil..
Ne oldu da, dün basını hatırladınız?
Hayırdır.. Bültenlerle basını mail bombardımanına tutacaksın, sonra kalkıp, haber takibi için belediyeyi işaret edeceksin..
Sakın ha..
Bir daha bana veya diğer basın mensuplarına ‘akıl veren’ bir ruh haline düşme..
Ne konumun ne de oradaki pozisyonun buna müsait..
İşini yap!
Adam akıllı haber vereceksen ver, vermeyeceksen de sen değil, amirlerin konuşsun..
Çünkü yetkin yok..
Bir daha basın kuruluşlarının temsilcileriyle muhatap olurken,  bir düşün, pir düşün!
Sen belediye başkanı değilsin! Haddini bil..
Bu arada, şahsi cep telefonundan ararken fazla yazıyor diye korkuyorsan da, o cep telefonunu yanında taşıma!
Samimiyetten yoksun kalıyorsun..
***
Şimdi bunlar olurken, İskenderun Belediye Başkanı ne yapacak?
Ben söyleyim..
Umursamaz takınacak.. Normaldir..
Zira, belediye başkanı son zamanlarda İskenderun’a hâkim olan ruh durumunu iyi okumuyor diye düşünüyorum.
Başkanın, İskenderun’u ve sorunlarını yönetememesinden kaynaklanan nedenlerle heyecansız günler yaşıyoruz.
Sokaklarda dolaşmak, insanların sıkıntılarına kulak vermek, bunu görebilmek için yeterli.
Ancak, başkanın çevresi belli ki “Padişahım çok yaşa”cılarla çevrilmiş..
Bu durumu göremiyor, fark edemiyor..
Eğer bu durumun farkında olmuş olsaydı, birinci önceliği basındaki gerilimi düşürmeye verirdi.
Muhalefetle ve kendi grubuyla diyaloğa açık bir profil çizer, sözlerini açar, paylaşır, hata yapmış olabileceğini hesaba katarak davranırdı.
Ama böyle yapmıyor.
Belli ki vücut kimyası yine bozulmuş, kendine hâkim olamıyor, medyayı sağda solda eleştirerek, çevresiyle haber göndererek, bulunduğu konumu muhafaza edebileceğini zannediyor.
Böyle yaptığı sürece bunu başaramayacağının farkında bile değil.
Sevgili başkan, bir süre tatile çıksa, sanki daha iyi olabilecek gibi görünüyor.
Gerçi, sevgili Erdal Yılmaz yazmış.. Yakında Suriye yolcusuymuş..
Umarım, birkaç günlük gezi programı süresince olup bitenleri kendi halinde düşünür..
İyi şeyler olsun diye, bizler çırpınırken, bir de başkanın kişisel tavırlarıyla uğraşmak zorunda kalmasak, iyi olacak.
Kısacası: Akılları başa toplamanın vakti geldi de geçiyor bile…

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here