Ne yapacağımı bilemiyorum.. Bildiğim birşey var ki, İskenderun Kaymakamı Sayın Cengiz Horozoğlu’nun kamuoyunda bıraktığı olumlu izlenimlere rağmen, pervasızca ortaya atılan bir-iki söylem karşısında küskün kalmayacağı..
Masa başında oturamayacağı..
Halkın arasından kopamayacağı..
“Bunu biz yaptık” demeye meraklı birkaç kendini bilmeze papuç bırakamayacağıdır..
Sayın Horozoğlu’nu anlatmama gerek yok herhalde..
Ama birşeylerin döndüğü, hesapsız-kitapsız bazı dalaverelerin günyüzüne çıktığı ortada..
Bir huzursuzluk var sanki..
Protokol atmosferinde biraz kırılganlık, biraz da üzüntü havası hissettiğimi söylemeleyim..
Bir tür altıncı his dürtüsü..
“Nerden çıkarıyorsun be kardeşim.. Yok öyle şey.. Tamamen uydurma!” diyenleriniz de vardır muhakkak..
İnan, aynı duyguları paylaşmayı ben de öylesine arzu ediyorum ki..
Hatta şimdiden, böylesine bir düşünce fırtınasına dayanacak her yanılgının faturasını ödemeye hazırım..
Yeter ki, İskenderun Kaymakamı Cengiz Horozoğlu’nu gün olur bir toplantı, bir açılış ya da bir panelde görebilsek..
Alışık olduğumuz babacan tavırlarına, gülümseyen kalbine ve neşeli hallerine, yani haftalar önceki haleti ruhiyesine iştirak edebilsek..
Asıl konu ise belli..
Konuşan herkes aynı şeyi söylüyor:
“Kaymakam bey eski havasında değil!”
Söylerken kulağa hoş gelmiyor tabii..
Bölge ekonomisinin güçlenmesine..
İşsizliğin azalmasına..
Kadınlarımıza ve gençlerimize sosyal ve kültürel haklar tanınmasına yönelik öylesine çarpıcı hedefler ortaya koyan bir ismin, son birkaç haftaki sessizliğin de hayıra yormak isterim.. Biliniz ki tartışmamız gereken budur..
Şahsım olarak şunu net söyleyebilirim ki, sayın Horozoğlu’nu bu denli içine kapanık, kamuoyundan veya bizlerden uzak görmeye alışık değilim..
Bunu tartışamıyoruz.. Çünkü ne yapılacağını, nereden başlamamız gerektiğini, beynimizi kemiren böylesine bir düşünceye bizi neyin sürüklediğini bile bilmiyoruz..
O yüzdendir ki, daha yazımın başında bile ‘ne yapacağımı bilemiyorum’ diyerek, yaşadığım endişenin yersiz olup, olmadığını da merak ediyorum..
Sakın ola ki, kolayca taraftar bulabilecek kadar çok sayıda birbirinin tersi komplo teorileri üretmeyelim..
Ben sadece şunu demeye getiriyorum..
Bu yazıyı yazmak yerine, İskenderun Kaymakamı Sayın Cengiz Horozoğlu ile sadece bir telefon görüşmesi yaparak, takındığım izlenim motiflerini dindirmeye çalışabilirdim..
Bu kez kolaya kaçmadım.. Yazmalıydım, çünkü ortada hoşuma gitmeyen kokular alıyorum..
Ama doğru, ama yanlış.. İnanın, bilmiyorum!
Bildiğim sadece bu..
Gazetecilik, tabiat itibarıyla muhalif, denetleyici ve soru sorucu bir meslek..
Sayın Horozoğlu’nu, görev yaptığı süre boyunca hep aldığı kararları, yaptığı konuşmaları ve icraatlarını yakından izleyen ve neredeyse tümünden hoşnut kalan bir toplumun İskenderun’da var olduğunu söylemek bir sır değil..
Bazılarınız, “Canım böylesine şahsi bir şey, gazete yazısı olur mu” diye düşünebilir.
Ama eğer söz konusu durum, çok atak, çok aktif, çok atılgan, neşeli, halk nezdinde sempatik ve sevgi dolu bir kaymakamın, “neşesiz’ halleriyse, onun telafisinin de kamu önünde olması gerektiğine inananlardanım..
O nedenle sayın kaymakamımızla ilgili taşıdığım hisslerde yanılıyor da olabilirim..
Başkalarının söylediklerine ise hiç itirazım yok.
Bu sadece ve sadece benim ve benim gibi aynı endişeleri taşıyanlara ait bir mesele..
Bir muhasebe..
Bir vicdan..
Bir savunma..

Ne yapacağımı bilemiyorum.. Bildiğim birşey var ki, İskenderun Kaymakamı Sayın Cengiz Horozoğlu’nun kamuoyunda bıraktığı olumlu izlenimlere rağmen, pervasızca ortaya atılan bir-iki söylem karşısında küskün kalmayacağı..Masa başında oturamayacağı..Halkın arasından kopamayacağı..“Bunu biz yaptık” demeye meraklı birkaç kendini bilmeze papuç bırakamayacağıdır..Sayın Horozoğlu’nu anlatmama gerek yok herhalde..Ama birşeylerin döndüğü, hesapsız-kitapsız bazı dalaverelerin günyüzüne çıktığı ortada..Bir huzursuzluk var sanki..Protokol atmosferinde biraz kırılganlık, biraz da üzüntü havası hissettiğimi söylemeleyim..Bir tür altıncı his dürtüsü..“Nerden çıkarıyorsun be kardeşim.. Yok öyle şey.. Tamamen uydurma!” diyenleriniz de vardır muhakkak..İnan, aynı duyguları paylaşmayı ben de öylesine arzu ediyorum ki..Hatta şimdiden, böylesine bir düşünce fırtınasına dayanacak her yanılgının faturasını ödemeye hazırım..Yeter ki, İskenderun Kaymakamı Cengiz Horozoğlu’nu gün olur bir toplantı, bir açılış ya da bir panelde görebilsek..Alışık olduğumuz babacan tavırlarına, gülümseyen kalbine ve neşeli hallerine, yani haftalar önceki haleti ruhiyesine iştirak edebilsek..Asıl konu ise belli..Konuşan herkes aynı şeyi söylüyor:“Kaymakam bey eski havasında değil!”Söylerken kulağa hoş gelmiyor tabii..Bölge ekonomisinin güçlenmesine..İşsizliğin azalmasına..Kadınlarımıza ve gençlerimize sosyal ve kültürel haklar tanınmasına yönelik öylesine çarpıcı hedefler ortaya koyan bir ismin, son birkaç haftaki sessizliğin de hayıra yormak isterim.. Biliniz ki tartışmamız gereken budur..Şahsım olarak şunu net söyleyebilirim ki, sayın Horozoğlu’nu bu denli içine kapanık, kamuoyundan veya bizlerden uzak görmeye alışık değilim..Bunu tartışamıyoruz.. Çünkü ne yapılacağını, nereden başlamamız gerektiğini, beynimizi kemiren böylesine bir düşünceye bizi neyin sürüklediğini bile bilmiyoruz..O yüzdendir ki, daha yazımın başında bile ‘ne yapacağımı bilemiyorum’ diyerek, yaşadığım endişenin yersiz olup, olmadığını da merak ediyorum..Sakın ola ki, kolayca taraftar bulabilecek kadar çok sayıda birbirinin tersi komplo teorileri üretmeyelim..Ben sadece şunu demeye getiriyorum..Bu yazıyı yazmak yerine, İskenderun Kaymakamı Sayın Cengiz Horozoğlu ile sadece bir telefon görüşmesi yaparak, takındığım izlenim motiflerini dindirmeye çalışabilirdim..Bu kez kolaya kaçmadım.. Yazmalıydım, çünkü ortada hoşuma gitmeyen kokular alıyorum..Ama doğru, ama yanlış.. İnanın, bilmiyorum!Bildiğim sadece bu..Gazetecilik, tabiat itibarıyla muhalif, denetleyici ve soru sorucu bir meslek..Sayın Horozoğlu’nu, görev yaptığı süre boyunca hep aldığı kararları, yaptığı konuşmaları ve icraatlarını yakından izleyen ve neredeyse tümünden hoşnut kalan bir toplumun İskenderun’da var olduğunu söylemek bir sır değil.. Bazılarınız, “Canım böylesine şahsi bir şey, gazete yazısı olur mu” diye düşünebilir.Ama eğer söz konusu durum, çok atak, çok aktif, çok atılgan, neşeli, halk nezdinde sempatik ve sevgi dolu bir kaymakamın, “neşesiz’ halleriyse, onun telafisinin de kamu önünde olması gerektiğine inananlardanım..O nedenle sayın kaymakamımızla ilgili taşıdığım hisslerde yanılıyor da olabilirim..Başkalarının söylediklerine ise hiç itirazım yok.Bu sadece ve sadece benim ve benim gibi aynı endişeleri taşıyanlara ait bir mesele..Bir muhasebe..Bir vicdan..Bir savunma..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here