Karpuz, “Başkanımızı gönlümüzün en güzel yerine koyduk!” diyor ama..
NEDENSE İNANDIRICI GELMİYOR!

İskenderun’da dedikodu çok.. Papuç bırakmamak adına, her ne kadar ilgili makamlara cevap hakkı tanısak da, yargılanıyoruz.. Açıkça söylemeliyim ki..
Rahatım bu konuda.. Çünkü doğru yaptığımıza inanıyorum.
Hiç olmaza taraf olmuyoruz..
Bugün, köşeye ait sütunları CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz’un anlatımlarına emanet ediyorum.. Bakalım o ne diyor?
Baştan belirteyim..
İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in, CHP İl Kongresi’yle ilgili verdiği beyanatlarda, polemik oluşturacak her tür siyasi üsluptan kaçındı..
Hatta.. Heyecan yaratacak, ortalığı galeyana getirecek tek bir kelime etmedi..
Neticede, kendi payına düşen soruları yanıtladı..
Neyse.. CHP İlçe Başkanı Nihat Karpuz dün beni aradı..
Başkan Yusuf Civelek’le yaptığımız ayaküstü mülakattan sonra bazı bilgileri paylaşmak istediğini bildirdi.. Hay hay dedik..
İşte detaylar..

İNSANLAR SOSYAL TESİSLERE ÇAĞRILDI
* Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Civelek’i kongreye ben davet ettim. Hatta telefon da ettim. Araçların partiden kalkacağını söyledim. Ama sonra, aldığım duyum üzerine İskenderun Belediyesi’ne ait Sosyal Tesisler’de bir organizazyon hazırlığı yapıldığını işittim. İnsanlar buraya çağrıldı. Sanki, ikinci bir örgüt varmış gibi.. Derken, öğrendim ki.. Belediye başkanımız 2-3 araçla Antakya’ya gitmeyi tercih etti. Bizler de, çevre belediye başkanlarımız ve partili dostlarımızla birlikte Antakya’ya geçtik.

BU KARARDAN MUTLU OLMUŞTUR
* Emek ağırlıklı bir partide Hatay’dan 20 delege seçilecekti. İskenderun-Erzin arasından 8 delege belirledik. Yıllarını bu partiye vermiş arkadaşlarımız. İnanıyorum ki, Sayın Civelek de bu karardan mutlu olmuştur. Bizler, Yusuf Civelek’i seviyoruz. Bizim belediye başkanımızdır, başarılı olmasını istiyoruz. Kendilerini başkan adayı yaparak, seçimlerde yanında çalışarak, gönlümüzdeki en güzel yere koyduk..
Bitti mi, bitti..
Nihat Karpuz, “Başkanımızı seviyoruz” diyor, ama gerilime açık emareler gösteriyor..
Ya da şöyle söyleyim..
İnsanın bir türlü inanası gelmiyor.. Mesela kurultay delegeliği konusundaki beyanatları eksik kaldı.. Perde arkasını anlatmakta güçlük çekiyor..
Ama, herkes açıkça ‘bu duruma nasıl gelindiğini’ biliyor..
Bu olayda kimin parmağı olduğunu söylüyor..
Oysa..
Nihat Karpuz cephesi bu açıklamayı yapar yapmaz, aynı saatlerde AK Parti İlçe Başkanı Musa Kurşun müthiş bir çıkış yapıyor..

BAŞKANIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ
Diyor ki, Nihat Karpuz’a:
– Milletvekilinle, belediye başkanınla otur, partinin geleceğini konuş..  Senin daha öğreneceğin çok şey var. Bir dikili ağacın bile yok, ne kattın İskenderun’a, hiç birşey! CHP ilçe yönetimi, teşkilat içerisindeki gerilimi İskenderun’a taşımıştır. İskenderun’u germeye hakkınız yok. Başkan Yusuf Civelek, İskenderun’un tamamının belediye başkanıdır ve sahiplenmesi gerekiyor.”
Evet, Musa Kurşun özetle bunları söyledi..
Açık ve net, ‘Sahiplenmeliyiz’ diyor..
Yine aynı dakikalarda Av. Mevlüd Dudu ise, ‘Kurultay Delegeliğinde’ yapılan ayıba işaret ediyor.. Kendi partisi CHP’yi eleştiriyor, yapılanları siyasi ahlaka bağdaştıramadığını anlatıyor..
Peki tüm bu açıklamaların sorumlusu kim?
Dün yazıp çizdiklerime kızanlar, bugün haklılığımı gördüm mü?
Ne diyelim?
Aşk olsun Nihat Karpuz, aşk olsun..

ÖZÜR DİLERİM!
CHP İl Kongresi’ne dair üretilen senaryo denklemlerini, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’e sordum, yanıtladı.. Kıyamet koptu..
En başından, avukat oldum..
‘Nasıl sorarsın’ diyenler oldu..
Lafı, ‘Sen karışma’ya getirenler oldu..
Üstüne üstlük.. ‘Menfaatin yoksa niye yazıyorsun’ diyenlerle uğraştım..
“Başkan yalan söylüyooorrr” diyerek, ‘yaban’ tarzı replikler yapanların gölgesinde sıkıştım, kaldım..
O halde, savunma moduna geçeyim..
Özür dilerim..
Bir daha tövbe (!)
Lütfen Sayın Başkanım..
Bir daha ki sefere size bişey soracak olursam, ‘red’ edin beni..
İki gündür hakkınızda çıkan iddialarla ilgili sorduğum sorulara keşke cevap vermeseydiniz..
Yanıtlarınızı gazeteye taşıdığım için, ‘yalaka’ damgası yedim..
Demek ki, her Allah’ın günü sizi eleştirmem gerekiyormuş..
Hakkınızda çıkan iddialara kayıtsız kalmam gerekiyormuş..
Meğerse, racona ters davranmışım..
Taktik belirleyiciler, hareketimi kusurlu buldukları için, ‘cezamı’ kesmişler..
***
Görüyorsunuz işte.. Bir adım ileriye gidemiyoruz..
17 yıldır birileri bana, arkadaşlara, çevremdeki insanlara hep ‘akıl’ veriyor..
Eleştirsem de, şikayet..
Söz hakkı tanısam da, şikayet..
İşte bu anlayış, bu çağın uygar insanına yakışacak erdemli bir duygu olamaz.
Olsa olsa, şahsi intikamlar, kompleksler, art niyetler olabilir.
Eğer bizler, gerçekten demokrasiye inanacak, gerçekten İskenderun’u ileriye taşımak istiyorsak, siyasetçi-gazeteci ilişkisinin yarattığı bu derin şüpheyi gidermemiz gerekiyor..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here