Çevre kirliliği üzerine internette bir yazı okudum.. Hep fabrika atıklarından yakınıyoruz ama, evlerden çıkan atık aynı oranda tehlike saçıyor..
Detaylardaki sonuçlar oldukça vahim..
Evlerden kastım, mutfaklar..
Hepimiz yemek yapmak ve kızartma yapmak için evmizde çeşit çeşit yağ kullanıyoruz. Ayçiçek yağı, zeytinyağı, mısırözü yağı, margarin vs..
Peki bu yağları kullandıktan sonra ne yapıyoruz?
Lavaboya döküyoruz değil mi..?
İşte doğa katliamı da tam bu noktada başlıyor. Lavabodan döktüğümüz her bir damla yağ ile Türkiye\’nin geleceğini çalıyoruz ve zaten sınırlı olan su kaynaklarımızı katlediyoruz..
Hem de ne katliam..!
Lavabodan döktüğümüz bir litre yağ tam 1 milyon litre suyu mahvediyor.
Herhalde ilk defa işitiyorsunuzdur!
Yanlış duymadınız, 1 litreye 1 milyon litre..
Fritözlerde kirlenen yağlar, kızartma yapıldıktan sonra tavalardan dökülen yağlar denizlerimizde, göllerimizde, akarsularımızda ve içme suyu kaynaklarımızda geri dönülmesi imkansız hasarlar yaratıyor.
Bu yağlar suların üzerinde birikerek güneş ışıklarının aşağıya geçmesini önlüyor ve oksijeni keserek sudaki tüm dengeyi bozuyor. Hem sudaki canlı yaşamı bitiyor hem de sular hızla kirlenerek, tüm işlevini yitirmeye başlıyor.
Dikkat buyrun..
Böyle giderse, bu kirlenme ile 30-40 yıl sonra Türkiye, büyük bir su sorunuyla karşı karşıya kalacak.
Bizi asıl kahreden birkaç durum daha var..
Yazıda, bu ayrıntılara da dikkat çekilmiş..
İşte satır başları:
– Bu atık yağ kabusunun ev tarafı bir yana, bir de işyerleri tarafı var. Türkiye\’deki binlerce gıda işletmesi, oteller, moteller, kamu kurumları, dev yemek şirketleri, fast-food\’çular, tatlıcılar.. Maalesef bunların çok büyük bir bölümü de yağlarını oluk oluk lavabolardan aşağı döküyor. O yağlar lavabolardan döküldükçe, Türkiye\’nin geleceği ellerinden gidiyor, her taraf pisleniyor, kararıyor. Ve maalesef belki de çocuklarımızın içecek bir damla su için birbirine gireceği bir geleceğe gidiyoruz..
Evet, tehlike gerçekten ciddi boyutlarda..
Hatırlarsanız..
İTÜ tarafından hazırlanan bir rapor vardı.. ‘2070 yılından gelen bir mektubu’ bu sütunlara aktarmış, ciddi tepkiler almıştım..
Bugün de, atık yağlar konusunda çevreye bıraktığımız izleri yok etmemiz gerektiğine inanıyorum.
Çünkü, mevcut durum bu kadar kötü maalesef. Peki değiştirmek için bişeyler yapabilir miyiz? Evet yapabiliriz. Her bir hane halkı, her bir küçük dükkan, her bir işletme bu gidişatı değiştirebilir. Yağları lavabodan dökmek yerine ufak bidonlarda biriktirebilirsek, bütün işi çözebiliriz.
Çünkü bu bidonları sizden ücretsiz olarak alacak kurumlar var Türkiye\’de.
İşyerleri için de ufak bir hatırlatma yapalım.
Atık yağını vermek için sözleşme yapmamanın, yağları lavabodan dökmenin aslında büyük bir cezası var.
Tam 73 bin lira.
Bu ceza şimdiye kadar kesilmemiş olabilir ama, sorunun ne kadar ciddi olduğunun farkına varan belediyeler yakında cezayı kesmeye başlayacaklar.
Buradan çağrıda bulunuyorum:
Başta gıda işletmeleri, sonra kurumlar, okullar, oteller, dernekler ve haneler..
Gelin bu yağları biriktirin ve yetkili şirketlere verin. Yapacağınız iş basit, evlerde 5 litre atık yağ biriktiren herkes, atık yağ hattı olan 444 28 45\’i arasın ve şirket gelip kapınızdan alsın.
Alsın ki..
Sularımızı zehirlemeyelim, geleceği kurtaralım..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here