AK Partili yılları insaf taşıyan hiç kimse ‘kaybolan yıllar’ sayamaz. Ama buna rağmen her bir zıtlaşma, iktidar partisinin son bir yıla yaymaya çalıştığı ‘eylem planı’nı sekteye uğratmaya yetti.
Önceki gün kilometre taşı gibi bir gündü.
AK Parti, ilk dönem iktidarında hakkında beslenen şüpheleri çürütmek amacıyla kendini frenlemiş, korkulacak bir parti olmadığını göstermesi sayesinde oylarını yüzde 47 oranına yükseltmişti.
Herkes yola koyulmuşken, temel yapı taşlarına yapılan müdahale, birçok kesimi ayağa kaldırdı..
Daha bir yıl geçmedi, AK Parti’nin yanlış ve yanılgılarına muhalefette ortak oldu.
Kavgalar..
Tarihi gaflar..
Siyasi kaos..
Hem iktidarı hem de CHP’yi yanlıştan yanlışa, günahtan günaha sürükledi.
Ben artık her iki tarafın da, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karardan ders çıkarmasını umuyorum.
Pişmanlık kapısının daima açık durması, demokrasinin en büyük erdemidir. Bunu en iyi siyasi liderler bilir.
Anayasa Mahkemesi’nin tarihi kararı, o birleştiren edasıyla, farklı görüşteki vatandaşlar için de kucaklayan bir olgu taşıyordu.
Artık herşey geride kaldı.
Birşeyleri sorgulamak yerine, neleri yapabileceğimizi tartışmaya açmalıyız.
Artık birtakım şeylerin değişmesi, taşların yerine oturması gerek.
Bunun için de hepimiz, sorumluluk bilinciyle bir bütün halinde görevimizi en iyi şekilde yerine getirmekle mükellefiz.
Çünkü, hiçbirşey yitirilen bir yılı geri alamaz.
Vermek istese de millet vermez, sil baştan diyemez.
Kaybolların bir yılın telafisini yapmalı, umudumuzu birlik ve beraberlik duygularıyla harmanlamalıyız.
Dileğimiz, siyasi liderlerin ve otoritelerin tam bir yıl sonra hatırladıkları o sevgi ve barış içerikli konuşmalarını bundan sonra unutmamasıdır.
Önceki gün Türkiye için yeni bir fırsat, yeni bir başlangıç olabilir.
Bunu Ankara bazında ele almak yanlış..
Türkiye’nin dört bir tarafı, hatta İskenderun’da da, kavganın çare olmadığı konuşulmalı..
Toparlayıcı fikirlerle, kurumlar arasında müzakereler başlatılmalı..
Geleceğimize yönelik cesur adımlar atılmalı..
Bu gözlemlerin gerçek olmasını bütün kalbimle diliyorum.
“Makulde birleşmek” için her birimizde bu iradenin olması gerekiyor.
Etrafınıza bir bakın..
Bölgesel Kalkınma Ajansları’nı kendi sınırlarına konuşlandırmak isteyen şehirlerin kıyasıya mücadelesini yakından duyuyoruz.
Ama bizler kavga peşindeyken, cılız politika üretmekten geri kalmıyoruz.
İskenderun sanayi şehri ama, halen çevre ve sanayi-ticaret müdürlüklerimiz bile yok.
İtiraf edeyim, bugüne kadar Kaymakam Cengiz Horozoğlu ve AKİB Başkanı Bülent Aymen dışında böyle bir özeleştirinin geldiğini ben görmedim.
Oysa ben diyorum ki, İskenderun’u düze çıkarmak istiyorsak, hesabımızı ‘bütünlük’ kavramına göre yapmalıyız.
Kavgalar, zıtlaşmalar bir yana..
Geleceği daha kalıcı ve geçmişten ders alan yeni bir zihniyet üzerinde kurmalıyız.
Bence İskenderun’u ve Türkiye’yi rahatlatacak olan şey, herkesin bu düşünceye gelebilmesidir.
Sadece siyasiler değil, herkes için…

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here