Yağmur mevsimine girdik.. Sonbahar esintisi, yüreğimizi serinletiyor. Ağaçlar, çimenler tekrardan yeşile çaldı. Çağdaş bir kente yakışan ‘doğasal’ etkenler bunlar..
İnsan eli değmeyen güzellikler..
Bir de güzel insanımızın, çağdaş ve modern hayata bakış açısını değerlendirelim..
Doğalgaz ayağına, mutlu bir yaşam bizleri bekleyecekti..
Hava kirlenmeyecek, cepler ısınacaktı..
Peki ne oldu?
Yollar deşildi..
Asfaltlar patlatıldı..
Borular döşendi, üzeri çakıl/toprakla örtüldü..
Herşey bitti mi?
Bitmedi! Çünkü bu kez..
İnsanlar, yolların dağınıklığından ve çağdışı halinden bıktı..
Asfalt, yıkık ve dökük..
Ortalık.. Sel sonrası, bir doğal afeti andırıyor..
Çakıllar yolları kaplıyor.. Asfalt, çamurdan geçilmiyor..
Önümüz kış.. Doğalgaz firması ilgisiz.. İskenderun Belediyesi ilgisiz..
Modern Evler, bakımsız.. İnsanları tepkili..
Çukurlar göstermelik kapanıyor..
Herhalde bütün kış, yollar delik deşik kalacak..
Çamurla yaşayacağız..
Bunlar yetmiyormuş gibi.. Şu serin havalarda bile, eğer mahalleli sivrisineksiz bir tek gün geçiremiyorsa, yazıklar olsun!
Öyle görünüyor ki.. Mahalle sakinlerinin, bir belediye başkanının nezdinde “insan” kadar değeri yok!

GÖNÜL DOSTLARI!
GÜNEY TV.’de bayramın 3. Günü muhteşem bir program vardı..
Anlamlıydı.. Canlıydı..
Çünkü, evrensel müziğin her ‘açılımı’ vardı..
Üstelik, Suriyeli vatandaşlarımız için de tam bir müzik ziyafetine dönüştü..
Halaylar çekildi, şarkılara eşlik edildi..
Program, Palmiye Çarşısı’nda gerçekleşti..
Açık havada, doyumsuz bir gece yaşadık.. Ben de oradaydım..
Programı hazırlayıp sunan, Muti Yenmiş’i ve program sorumlusu Mine Özcan’ı kutladım..
Ve çarşı esnafına yönelik bir de açıklama yaptım. Dedim ki:
– “Türkiye ile Suriye arasında vize kalktı.. Komşularımız, ta 200 ila 250 km. öteden, sınır ötesi bir ülkeden geldiler.. Ama yanıbaşımızda, insanlarımızla birlikte “gönül köprüsü’ kuracak protokolümüz, evlerinden çıkıp, böylesine bir ortamda “gönül dostlarımız hoş geldiniz” diyemediler!
Diyemezler..
Çünkü gözleri var, görmezler!
Kulakları var, duymazlar!

İSKENDERUN’UN KARTI YOK!
Protokol bayramlaşmasında, İskenderun 39. Mekanize Piyade Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Gürsel Öztürk çok anlamlı, ama, bir o kadar da ‘unutkanlığımıza ve ilgisizliğimize’ işaret eden bir mesaj iletti.
Yanlış anlaşılmasın..
Sitem olsun diye söylemedi bunu, sadece destek arayışını dışa yansıttı..
Haklıydı çünkü..
Elektronik posta adresleri, cep mesajları arasında hapsolduğumuz bir zaman diliminde, bize geçmişimizin izlerini, değerlerimizi, hissiyatımızı hatırlattı..
O güzel günlere götürdü.. Bir de anımsatma yaptı..
39’lulara, Mehmetçiklere.. Ailelerini, İskenderun’u tanıtan ‘kart’lara hatırlamalarını, bayramı tebrik etmelerini önerdi.. Hoş bir davranış biçimi..
Ama gelin görün ki.. İskenderun’da güzel kentimizi tanıtan kart sayısı oldukça az.. Hatta fazlasıyla yetersiz..
Teklif Tuğgeneral Gürsel Öztürk’ten geldi.. İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek ise, ‘Biz desteğe hazırız” dedi..
Biz gazetecilere de şu sorumluluk düşüyor..
İskenderun’un görüntülerini fotoğraflayalım..
Matbaalarda ya da maatbası olan gazetelerde, olabildiğince İskenderun’u tanıtan kartlar basalım.. Sayı önemli değil..
10 bin..
20 bin..
Çünkü, kartlar şimdiden sahipli..
39’lular, İskenderun’u sahipsiz bırakmıyor..
Her güzel adımın arkasında güzel eserler bıkarıyorlar..
Destek veriyorlar, halkı da bu güzel arayışlara ortak ediyorlar..
Ne mutlu bize ki.. Ortak fikirlerden, ortak dayanışma kültürü doğuyor..
Şimdi hep birlikte şunu yapmamız gerekiyor..
Geçmişimizin güzel anılarını günümüze taşıyalım..
Değerlerimize sahip çıkalım..
Çünkü, elektronik postalar, bayramları sadece matlaştırır, gölgelere savuşturur!
Bu durumu ve bu soğuk yapıyı, Gürsel Öztürk Paşa gördü..
Biz de görelim!!!

17 METRE NE İŞ?
İnsan bayram havasını koklayınca, kentin etrafını daha iyi bir görmeye başlıyor.. Göremediğiniz dostları görüyorsunuz, sıkıntılara ortak oluyorsunuz..
Maşallah her taraftan bir ses yükseliyor..
Bizi gören, derdini anlatıyor..
Örneğin, Modern Evler’de bir konut var ki.. Mimarı belli, sahibi de..
Allah versin.. 20 metrelik yoldan da yemişler.. Düşürmüşler yolu 17 metreye..
Bunu ben söylemiyorum.. Şikayeti yapan mahalleli diyor..
Ben imar müdürü değilim ki, gidip binayı kontrol edeyim..
Ya da.. Fen İşleri’nden anlasam, gider yolu ölçerdim..
Ee, artık o iş İskenderun Belediyesi’ne düşüyor..
Öğrendim ki, CHP’li bir meclis üyemizin de parmağı varmış bu yapı da..
İmardan anlayan, hak ve hukuk gözeten bu meclis üyesinin vicdanı rahattır umarım..
Kendilerine hayırlı ve bol kazançlar diliyorum!

OKULLARIMIZ!
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yeni eğitim yılı nedeniyle 81 il valiliğine okullarda alınacak önlemler ile ilgili bir genelge gönderdi.
Buna göre okul çevrelerinde güvenlik önlemleri arttırılacak, öğrenciler şiddete karşı korunacak, yasadışı örgütlerin faaliyetlerinden etkilenmeleri önlenecek.
Dahası var..
Kayıt parası alınmayacak..
Klima, sıra veya sandalye parası adı altında velilerin üzerine gidilmeyecek..
Verilen vaadlere bakıldığında kulağa hoş geliyor..
Çocuklarımızın okulda güven içinde olacaklarını bilmek iyi bir duygu.
Ama görüyorum ki bize ulaşan şikayetler sıkıntı verici.. Veliler, kendilerinden istenilen paranın miktarından rahatsızlar..
Yoksa, İl Milli Eğitim Müdürü Şenol Genç’in görüşü net:
– Kayıt ve benzeri gider paraları istenmeyecek!
Ben bu konuda biraz esnek davranacağım..
Mesela, İskenderun’da velilerden artık elektrik parası istenmiyor..
Mesela, okulların boya ve bakım paraları artık milli eğitim müdürlüklerinin bütçelerinden karşılanıyor..
Bunlar güzel gelişmeler..
Bana sorarsanız, durumu iyi olan aileler, bütçeleri ölçüsünde çocuklarının eğitim gördüğü kurumlara destek vermelidir..
Ama zorlamadan..
Mecburiyet koymadan..
Çünkü, bir veliden sürekli katkı parası isterseniz, o insan bıkar, usanır..
Genelgeler delinir.. Samimiyet ortadan kalkar, güvensizlik oluşur..
İskenderun İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlerinin, bu tadsız isteklerin üzerine gittiklerini, okul müdürlerini uyardıklarını biliyorum..
O önlemleri sıkıca takip etmek ve çocukların güven içinde okullarına gidip gelmelerini sağlamak, uyulması gereken kuralları gevşetmek için de tedbir aldıklarını duyuyorum..
Umarım, okul idaresi ve veliler arasında zaman zaman yaşanan yanlış uygulama vakit geçirmeden düzeltilir..
Sonradan ağlamak kimseye yarar sağlamaz, çünkü..

SU MÜFETTİŞLERİ
Şükrü Kızılot yazdı, dikkatimi çekti.. Hani kaç gündür suyla yatıp, kalkıyoruz ya..
O bakımdan önemli ve ilginç gördüm..
Değişik müfettiş adı duydunuz ama su müfettişini ilk kez duyuyorsunuz galiba.
Meğerse ilk defa Las Vegas\’ta duyulmuş…
Bahçelerin, haftanın belli günlerinde sulanması gerekiyormuş. Bahçesini, bu kurala uymadan daha sık sulayanlar olursa, su müfettişleri onlara ceza kesiyormuş!..
Bazen de bitişik komşusu “çok su tüketiyor” diye su müfettişine ihbar ediyormuş..
İyi mi?

GÜNÜN SÖZÜ..
Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır.
Schopenhauer

İNSAN GİBİ YAŞAMAK!
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk. İnsan gibi yaşamayı.
Martin Luther King
(Teşekkürler Nuri Oytun Sezer)

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − 6 =