Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve
geri kalan herşey onun etrafında döner

Hukukçularımız yeni adli yılı belki de sorunlarla karşılayacaklardır.
Sorundan kastım şu..
Dava duruşmalarının yapıldığı binaların teknik ve çağdaş yeterlilik donanım dan yoksun kalmaları.. Ve önemlisi de geç işleyen adalet sistemi..
Unutmadan..
Baroların deyimiyle, ‘yargı bağımsız değil’ sorgusunu da es geçmeyelim..
Bunu Hatay Baro Başkanı Sinan Akgöl’le birlikte, daha birçok hukukçu söylüyor..
Şöyle ki:
“Ne yazık ki, yargı ve O’nun ayrılmaz bir bütünü olan savunma, her siyasinin bir manevra alanı görülmeye devam etmektedir.”
Demek ki baskı bitmedi.. Bugünde sürüyor..
Baskı o kadar hızlı ki, adli duruşmaların karara bağlanma hızı bile yanında kaplumbağa misali..
Belki bilmiyorsunuzdur..
Mahkemelerde 5.5 milyon dava dosyası bulunduğunu henüz dün öğrendim..
Dün birşey daha öğrendim..
İskenderun Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, yargı mensuplarına yönelik verilen kokteylde Konfüçyüs’den şöyle bir örnek verdi:
“Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner.”
Hoş bir aktarım..
Geniş bir anlatıma sahip..
Dahası var bu atasözlerinin..
Bir Alman atasözünde, “Ülke yalnız adaletle ebedileşir ve adaletsizlikle yıkılır” dendiği gibi, Ömer Hayyam “Adalet kâinatın ruhudur” demiştir..
Filozof Kant ise “Eğer adalet kaybolursa, insanların dünyada yaşamalarının anlamı kalmaz” deyimini kullanmıştır.
Demek ki, yüzyıllardan beri edindikleri deneylerle bugün insanlar, adalet dağıtma işini devlet işlerinin en yücesi saymaktadırlar.
Hak ve adalet duygusu, tarihi boyunca büyük Türk Ulusu’nun benliğinde ve bilincinde var olmuştur.
Peki, Türkiye’de adalet sistemi gerçekten bağımsız mı?
Onu da Yargıtay Başkanı şu sözlerle ifade ediyor:
“Yargı organları bağımsızlık olmalıdır. Adil yargılama hakkının gerçekleştirilmesi için gerekli müessesedir. Bağımsız olmayan bir yargının tarafsız olması düşünülemez. Yargıçlar sadece yasalara bağlı olarak karar verirler. Devlet yargının görevlerini yerine getirmesi için tüm olanakları sağlar. Yargıçların bağımsızlığı güvence altına alınır. Yargıçın dış etkenlere karşı kendisine karşı da bağımsızlığını, tarafsızlığını koruması gerekir.”
Ve birşey daha ekliyor:
“Dinsel kurallar devlet yönetimine ve kurumlarına müdahale edemez.”
Niye dedi acaba?

DERSLİK AÇIĞI KAPATILAMIYOR MU?
Milli Eğitim, her yılın hedeflerini belirliyor. Birşeyler de yapıyor ama yetersiz..
Önceki gün, Türk Eğitim Sen’in 2 Nolu Şubesi’nin iftar yemeğinde Başkan Ahmet Akça ve yönetimiyle birlikte sohbet ettik.
Söz, İskenderun’daki okulların derslik açığına geldi.
Liselerin dört yıllık müfredatındaki aksiliklere ateş püskürüyordu Ahmet Akça..
Şemsettin Mursaloğlu Lisesi 1. sınıfları şu an Yunus Emre’de eğitim görüyor.
Endüstri Meslek ise, Barbaros Lisesi’nde..
Hepsi bu kadarla sınırlı kalsa iyi..
Sınıflar, 50 mevcuda dayanıyor..
Hizmetli sayısı yok denecek kadar az..
SBS’de 60. lara geriledik..
Okullar tadilatlarla geçiştiriliyor.
İdareciler arasındaki vekalet, asalet tartışmaları halen sürüyor.
Dahası var..
Atıl durumdaki okullarımızdan faydalanamıyoruz..
Öğreniyorum ki..
Şehit Yener İlköğretim Okulu boş bir vaziyette duruyor.
Eğitim yok!
Atatürk İlköğretim Okulu, daha yeni tadilattan çıkmasına, pencereleri pimapen döşenmesine, hatta yeni bir spor salonuna kavuşmasına rağmen yıkılacakmış..
Eğitim yine yok!
İn-cin top oynuyor..
Madem yıkıma dayalı bir çalışma başlatılacaktı, neden dünya dolusu masraf döktünüz?
Peki TOBB İlköğretim Okulu niye boş?
Ya İmam Hatip Lisesi bahçesine yaptırılan koca bina ne amaçla öylesine duruyor?
Bitmedi..
İDÇ İlköğretim Okulu, yeni yerine taşınınca eski yerinde kısmen eğitim vermeye başlayan anaokulundan başka, diğer derslikleri neden kullanan olmuyor?
Allah aşkına söyler misin bana..
Ne yapmalıyız?
Bir fikri olan var mı?!

NURSAN, ‘SAĞLIK MESLEK YÜKSEKOKULU’ YAPIMINI ÜSTLENEBİLİR!
Denizciler’e yaptırılan Tosçelik Fen Lisesi, eğitimde öncü oldu paylaşım açısından..
Henüz bir yıl geçmedi ki, fen lisesi örneği bu kez beraberinde bir eğitim yuvası daha getirdi..
Sefa Atakaş Denizcilik ve Meslek Lisesi..
Tam donanımlı lise, bu sezon eğitime başladı..
Allah, yapan ve yaptırandan razı olsun..
Özel sektörün eğitime katkısı büyük..
Büyük bir sorumluluğun altına imza atıyor..
Gününde de yetiştiriyor.
Hiç olmasa devlete destek oluyor..
Kısacası, özel sektörün gayreti tartışılmaz..
Biz ders açığını tartışırken, hayırseverlerin katkılarını de önemsemeliyiz..
Elçiye zeval olmaz..
Türk Eğitim Sen yöneticilerinin, İskenderun’a bir meslek yüksek okulunun kazandırılması yönünde talepleri oldu..
Benim aklıma ise NURSAN A.Ş. geldi..
Hani küçük dev adam diye nitelendirdiğimiz hayırsever isim İlyas Keleş’ten sözediyorum..
Bölgeye katkılarını biliyoruz ama hafızam beni yanıltmıyorsa, bir okul protokolüne henüz imza attıklarını duymadım, işitmedim..
İşte tam sırası..
Madem, İskenderun’da sağlık meslek yüksek okulu açığı var..
Ve bu konuda açıktan talep geliyor..
O halde hadi İlyas bey, bu gurur abidesine vesile olun..
Bu mutluluğu bölge insanlarına yaşatın..
Bir talimatınız yeter!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × one =