İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’i anlıyorum. Gazetelerde çıkan eleştirel haberlere dayanarak, ‘hizmet’te yaşanan aksaklıklarla ilgili yorumlara tepki gösteriyor.
Ama gazetecilere de hak vermek lazım..
Bizlerin beslendiği yegane kaynak, kamuoyudur..
Kamuoyunun bireyleri konuşuyor, bizlerde yazıyoruz..
Halkı doğru bilgilendirmek tek amacımızdır.. En azından benim için!
Her yazımda, “İskenderun’da sanki fitne ve kuruntu üreten bir dedikodu takımı egemenlik kurmaya çalışıyor” diye söylüyorum.
Buna karşın..
Doğru bir yol haritasına itibar etmek isteyen çevreler de yok değil..
Elbetteki, gerek belediye başkanı, gerekse AK Parti, CHP, MHP ve diğer partilerin kadroları, İskenderun için çalışıyor ve çıtanın yükselmesine yardımcı olmak istiyor..
Ama basının eleştirileri de yok sayılamaz, sayılmamalı da..
Sadece Türkiye değil, İskenderun da, bir psikolojik travmanın hedef tahtasındadır.
Her gün bir dedikodu üretiliyor. Çoğunluğu için de, yetkili birimlerle temasa geçip, o bilgilere itibar etmiyoruz.
Herkes birşeyler söylerse, herkes başa buyruk bir davranış biçiminden beslenirse.. Ve, bu durumdan yetkili birimler vazife çıkarmıyorsa, ‘kaos’ oluşur..
Mesela.. İskenderun’un hakettiği değeri görmesi hususunda yazdıklarımız, eğer İskenderun Kaymakamı Cemil Aksak tarafından dikkate alınıyor ve sonrasında 2010 yılı ilk ayı itibariyle bir takım toplantıların yapılacağı bilgisi veriliyorsa, fena mı oldu?
Biz gazeteciler bunu istedik diye, memlekete ihanet mi ettik? Hayır..
Kaymakamın sözü, istişarenin ehemmiyetine ve kent dinamiklerindeki gücün varlığına işaret ediyor.
Muhtemelen Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’te, her türlü fitneyi üreten o takımın hareket alanını genişletecek yeni fırsatlar verilmesin diye uyarı yapıyor.
Ama eğri oturup doğru konuşacaksak, kurumlar arasında uyum ve işbirliği bulunduğunu söylemek için de, manevra alanı geniş yapısal bir değişime ihtiyacımız var. Sayın Civelek’in uyarılarını, beklentilerini, gelecek adına sunduğu projeleri önemsiyorum..
İhtiyacımız olan tek şey güven..
Zira, güven problemini aşmak için de, bugünkü şartlarda ‘dayanışma’ ile onun uzantısı olan ‘güçbirliğine’ dayanmak zorundayız..
Kurumları birbirine düşürerek kenti geriye düşürmeye çalışan gizli güçlerin varlığına karşı uyanık olmalıyız. Bu konuda gelen uyarılar dikkate alınmalıdır.
Çünkü bu zaafiyet, sanılandan çok daha derin ve yaygın güven açıkları yaratıyor.
Psikolojik baskı yürüten merkezlere de fırsat veriyor, kötülük yapmalarını kolaylaştırıyor.
Özetle..
2010 yılında, birlik ve beraberliğin sağlam temellere dayandığı bir sürece tanıklık etmek istiyorum, istiyoruz..
Milletvekilleriyle, mülki amirimizle, 39’lularla, belediye başkanıyla, polisimizle, odalarımızla, meslek örgütleriyle, basın kuruluşlarıyla, iş dünyasıyla, STK’larla birlikte uyumlu bir çalışmanın, İskenderun’a güç ve kazanç getirmesini diliyorum..
Huzur, sağlık ve mutlu bir atmosferin, yüreğimizi kaplamasını, inandırıcı söylem ve eylemlerle tüm enerjimizi ve yaratıcılığımızı kullanmamız gerektiğine inanıyorum..
2010’da 10 numara olmak umuduyla.. Mutlu seneler!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here