Hiç günah listesi çıkardığınız oldu mu?
Hani kimi zaman yaptıklarınız ayıplanır ya.. Hiç düşündünüz mü, İskenderun’a karabasan gibi çöken sorumsuzlukların vebali kime ait?
Hayat devam ediyor ama nasıl?
Geçtiğimiz günlerde MSN’min nickine ‘Para mı, dostluk mu?’ diye yazdım..
Sağolsunlar, herkes Napolyon’un torunu gibi..
Para.. Para.. Para..
‘Havada bulut, sen bu dostluğu unut!
Şaka bir yana.. Hazır, günah ve paradan söz etmişken..
Geçen bir yıl boyunca İskenderun’da neler kazanıp neler kaybettiğimize baktım..
En güzel, en kalıcı, en büyük hizmetimiz ‘tartışmak’ olmuş!
Ne yapmışız?
Birbirimizi kırmışısız..
Ne yapmışız?
Birbirimize sallayıp durmuşuz!
Merak etmeyin, kimselere ahkâm kesmeyeceğim..
Bencillik, büyüklük, kibirlilik gibi kavramları da deşmeyeceğim..
Basiretsizlik, vurdum duymazlık, bayağılık gibi meselelere de girmeyeceğim..
Haddim değil..
Ama şunu yapabilirim.. Şu güzel bölgemizde bunlar anlatılıyor ya, başka günahlar yok mu; mesela onları sorgulayabilirim..
Günlük hayattan..
Sadece soru soracağım..
Mesela, bir kişiyi işe alırken onun yeterliliğine değil de, kimliğine bakmak, ‘bizden mi değil mi’ diye sorgulamak.. Yeterli olduğu halde dışlamak.. ‘Bizden’ diye yetersiz bir kişiye kapıyı açmak..
Günah mı?
Mesela, kullar arasında ayrımcılık yapmak..
Doğru mu?
Diyelim ki gazetecisiniz.. Sizin gibi düşünmeyen insanlara dil uzatmak, arkalarından kötü konuşmak, dışlanmaları için çaba sarfetmek..
Hoşgörü mü?
Diyelim ki bir yerde başkansınız.. Hakkınızda eleştiri yapılmış. Yapana sözlü saldırmak, yazana ise (çalışan gazeteciler gününde), tüm üyelerin gözü önünde ‘yazdıklarınızın arkasında b.k duruyorsunuz’ demek..
Hakk mı?
İnsanları ikinci sınıf kabul etmek, horgörmek, aşağılamak..
Dürüstlük mü?
Sadece kendi yandaşlarını ‘zengin’ etmek için kurumun musluklarını onlara akıtmak..
Adil mi?
20 liralık işi 40 liraya verip halkın parasını çarçur etmek..
Sevap mı?
Siyasi gücünü, apoletini kullanarak yandaşlarına iş kurmak, imkânlar tanımak, rakiplerinin bir adım önüne geçmesini sağlamak..
Hizmet mi?
Listenin bundan sonrasını istediğiniz kadar uzatabilirsiniz..
Haa unutmadan..
Başınızı sadece kuma gömüp, gerisine gözünüzü kapatırsanız..
O da günahtır!

GAZETECİLERİN GÜNÜ!
Cumartesi günü 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladık.
Özgür müyüz? Hayır.. Halen üstümüzü geliyorlar..
Sadece uyarıyorum..
Unutulmamalıdır ki, gazetecilerin olmadığı, özgürce çalıştırılmadığı, yasaklanıp, sansürlendiği toplumlarda, demokrasiden söz etmek olanaklı değildir. Gazetecilerin susturulduğu toplumlarda sokaktaki insan “kör ve sağır’ demektir!

AYNADAKİ ADAM!
Kendini kanıtlama uğraşında elde ettiğinde ve dünya seni baş tacı yaptığında, aynaya gidip kendine bir bak. Ve o adama kulak ver. Çünkü senin hakkında hüküm vermesi gereken, baban, annen, ya da eşin değildir. Yaşamında en belirleyici olan, aynadan sana bakan kişidir.
Kimileri, senin iyi bir arkadaş ve harika birisi olduğunu söyleyebilir.
Ama önemli olan aynadaki adamın sana söylediğidir.
Aynadaki adamın gözlerinin içine bakamıyorsan eğer, asıl memnun edilecek kişi odur; gerisini boş ver. Çünkü bu yolculuğun sonuna dek seninle olan odur.
Aynadaki adam dostunsa eğer, en tehlikeli ve zor sınavı kazandın demektir. Yaşam yolunda herkesi kandırabilir, ardından övgüler, tebrikler alabilirsin ama aynadaki adamı kandırdıysan, sonunda elde edeceğin acı ve gözyaşıdır.
(Memleketim.com/Kıssadan hisse..)

BAŞARI..!
Başarılı insan daima çözümün bir parçasıdır.
Başarısız ise, daima sorunun bir parçasıdır..
***
Başarılı insanın her zaman bir programı.
Başarısız ise, her zaman bir mazereti vardır..
***
Başarılı insan yardımseverdir.
Başarısız ise, ‘bu benim işim değildir’ der..
***
Başarılı insan her soruna bir çözüm bulur.
Başarısız her çözümde bir sorun görür..
***
Başarılı insan olumsuz bir durumda bir çıkış noktası görür..
Başarısız en olumlu durumda bile engeller bulur..
***
Başarılı insan ‘zor olabilir ama imkansız değildir’ der.
Başarısız, ‘mümkün olabilir ama çok zor’ der..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here