Bir vatandaş olarak çok temel bir sorunumuz var:
Gerek bir sivil toplum kuruluşunun başında olalım, gerekse siyaset dünyasının bir temsilcisi olalım..
Bir bakmışız ki..
Kendimisi “muhalif adam” pozisyonuna yerleştiriyoruz..
İlla ki, birşeyler olacak ve arkasından bombardıman gelecek..
Oysa, güneşli havada, sakin rüzgarda, enerjimizi birleştirmekte zorlanıyoruz..
Ee, tabii yılların alışkanlığı kolay değişemiyor..
Birileri ayrı telden çalıyor, olmuyor…
Kafama göre hareket ederim diyen çıkıyor, olmuyor…
Kavgasız bir zemin oluştumakla gururlanıyoruz, yine olmuyor.
Seversiniz, sevmesziniz..
Başbakan geçenlerde ABD’de idi..
Dün neredeydi, Suriye’de..
Hiç olmazsa.. Geziyor, tokalaşıyor, ekonomik kalkınma için bir zemin hazırlıyor..
Bakın etrafınıza.. Başbakanın sarfettiği enerjinin onda birini harcamasını beklediğimiz milletvekilleri nerede?
Sorunlarımızı paylaşacağımız bir makam bile bulmakta zorluk çekiyoruz..
Mazallah, bizde de başkan çok..
Büyük bir çoğunluğu suskun.. Kalanlar ise, “İskenderun’u bir şekilde dinamiklere anlatmamız gerekiyor. İyi bir mücadele İskenderun’u markalaştırır” şeklinde bir mücadele içinde..
Onlar da, hangi pozitif düşünce içerisinde hareket etmeleri gerektiği hususlarında zaman zaman zorlanıyorlar..
Çünkü, İskenderun’da iyi birşey yaptınız mı, bir de külfetini taşıyorsunuz omuzlarınızda.. Nedir o?
Göze batmayacaksınız!
Tıpkı, MKÜ Rektörü Prof. Dr. Şerefettin Canda gibi..
Hatay’da açılmayan meslek yüksek okulu bırakmadı..
Kullanılmayan binaları eğitim yuvasına dönüştürdü..
Şimdi de, Pirinçlik meviinde Sağlık ve Meslek Yüksekokulu’nun açılışını sağladı.
Ama gelin görün ki, her gün hedef tahtasında..
Eleştiriliyor, yıpratılıyor.. Belki de, yaşamından en mutlu günleri çalınıyordur..
Hatırlayın.. Rektörle dalaşan bir milletvekilimiz vardı..
Nerde, ne iş yaptığını hiçbirimiz bilmeyiz!
Buna kimin hakkı var?
Olmuyor işte..
Çelişkiler varsa, o çelişkilerin üzerine gitmek bir yana.. Güzel ve faydalı insanları, kentimizden uzaklaştırmak gibi, şevklerini kırmak gibi bir hastalığımız var..
Yerimizde duramıyoruz..
Ama, Rektör Şerefettin Canda ne yapıyor?
Tecrübesini, bilgi birikimini, akademik hayatının büyük bir bölümünü, azmini, hakkındaki eleştirilere bakmaksızın, anında kamuoyuyla paylaşıyor..
Mesela, üçtür senatoyu İskenderun’da topluyor..
Öğrenci sayısını artırmak için çalışıyor..
Hatay’da, 23 bin olan sayıyı 50 bine taşımayı hedefliyor..
Fena mı? Hatay’da işsizlik oranı yüzde 17.7’yi gördüğü günümüzde, inovasyonla beslenecek önerilerle karşımıza çıkıyor..
Bunu yaparken de esnafı düşünüyor.. Gelişen esnaf, kazanan esnaf, yarın bir kişi daha istihdam etse, bugün işsizlik oranına doğrudan müdahale etmiş olmaz mı?
Ya da, makina mühendisliği eğitimi gören bir öğrencimiz bugün, sanayi sektöründe iş bulamayacak mı?
İskenderun’da aynı şevkle çalışan insanlarımız var..
Kıymayın onlara..
Dokunmayın çalışma azimlerine..
Sanırım birileri artık, “Milletvekillerine, belediye başkanlarına ya da yerel yönetimlerin başındaki isimlere.. Beyefendi, siz yön tayin edensiniz, kurumlar elinizin altında.. Gücünüz var” demesinin vakti geldi de geçiyor bile..

DÜŞÜNMEDEN KONUŞMAK!
Düşünmeden konuşmanın cezası,
sonradan düşünmek zorunda kalmaktır.

GÜNÜN SÖZÜ..
Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma yönelmiş bir tehdittir.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here