MİSAFİR; MİSAFİRLİĞİNİN TADINI KAÇIRMADAN GİTMESİNİ DE BİLMELİ…

MİSAFİR; MİSAFİRLİĞİNİN TADINI KAÇIRMADAN GİTMESİNİ DE BİLMELİ…
 
Misafire kapı açmasını da, sofra açmasını da biliriz.
Ağırlamanın bütün gereklerini de çok iyi biliriz.
Mağdurun, ezilmişin ve çaresizin can dostu olmasını da biliriz.
Misafirin ne önündekini  ne de ardındakini konu etmeyiz.
En nihayetinde misafirliğin, misafirperverliğin ne olduğunu milletçe en iyi  bizler  biliriz.
Bu anlayış ve bu kabul ile mağdur olmuş ve çaresizlik yaşayan  Suriyeli aileleri ülkemizde misafir ettik.
Rızkımızı ,çoluk çocuklarımızın nafakasını paylaştık.
Evlerimizi paylaştık, acılarına ortak olduk.
Onları kendi evlerindeki rahatlıktan öte rahat ettirdik.
Ama her ne hikmetse bu misafirlik süresinin sonu yok anlaşılan.
Misafir dediğimiz kitlenin evine dönmek gibi bir niyeti de yok.
Genel manzara misafirlikten çıkmış ev sahipliğine bürünmüş.
Evin sahibi mağdur,kapımızı açtığımız misafir mağrur konumuna gelmiş.
Zorunlu misafirlik gitmiş yerine ebedi ev sahipliği  gelmiş.
Vah Vah..
Nasıl olsa ekmek elden su gölden misali.
Sellefeden geçinerek bu topraklara kök salmak ve baki kalmak  için her tür gayreti gösteriyorlar.
Adamlara öyle-böyle ballı imtiyazlar tanındı ki akıllara ziyan.
Duyumlara ve konuşulanlara bakarsak yok artık dedirtiyor.
Aile içi kişi sayısına göre banka hesaplarına yatan aylık tutarlar olduğu konuşuluyor.
Okula giden her çocuğa okul masrafları adı altında yatırılan paraların olduğu konuşuluyor.
İş yeri açıldığında daha esnek davranılarak ne ruhsat ne de vergi levhası sorulmadığı dillendiriliyor.
Elde edilen kazançlardan Devlete vergi ödenmediği ve neticesinde bir muafiyet tanındığı söyleniyor.
Bayramlarda ülkelerine gidenlere gidiş-dönüş masrafları adı altında hatırı sayılır harçlıkların verildiği konuşuluyor.
Oh ne ala.
Bunların tamamı doğruysa eğer vay halimize.
Vay ki ne vay…
Vallahi billahi hiç kimse kusura bakmasın ama bu durum ne  vicdanlara sığacak ne de sineye çekilecek bir durum değildir.
T.C  vatandaşı olarak hangi birimize bu imtiyazlar tanınıyor?
Bu memleketin asli unsurları olarak hangi birimize bu tür imkanlar veriliyor.
Bu ne bolluk, bu ne bereket?
Ganimet bulduk ta haberimiz mi yok?
Bunları misafir ettiğimiz yetmezmiş gibi  birde bunlar için savaşıyoruz iyi mi?
Benim Mehmedim Şehit olacak… elin Suriyelisi sahilde cariyelerinin arasında çimlerin üzerine uzanarak ve göbeğini kaşıyarak nargilesini tüttürecek öyle mi?
Plajlara gelecekler, donla denize girecekler, insanları rahatsız edecekler bikinili-mayolu kızlarımızı, hanımlarımızı dikizleyecekler.
Öyle mi?
O da yetmez gibi tüm pisliklerini gelişi güzel etrafa saçacaklar.
Onun da ceremesini bizler çekeceğiz.
Öyle mi?
Yok arkadaş yok… yetti gayri..
Vallahi bunu ne Allah kabul eder ne de Peygamber.
Kendi payıma bende kabul etmiyorum.
Getirdikleri külfet haddinden fazla ağırlaştı.
Yansımaları beşikteki çocuğumuza kadar etkili olur hale geldi.
Mevcut İdarenin anlayışı ve tutumları bu tür gelişmeler için  fazlasıyla çanak tutmuştur, tutmaya da devam etmektedir.
Bu milletin refahı ve huzuru her şeyin üstünde olmalıdır.
İktidar ne pahasına olursa olsun bu gelişmeleri göz ardı edemez.
Çözüm üretmek zorundadır.
Önce Can, sonra Canan.
Yok öyle misafirlik.
Misafir her anlamda zarar yazıyor..
MİSAFİRLİK BİTMİŞTİR.
PAYLAŞ

1 YORUM

  1. Sayın Zeki bey,
    Köşe yazarı olarak ne yazık ki araştırma yapmadan böyle bir yazı yazmanız beni üzdü!
    Yazınız bir çok vatandaşın duymak istediği lakin gerçekleri yansıtmayan bir yazı olmuş!
    Zaten siz de kendi kendinize soruyorsunuz: “bunların tamamı doğruysa” diyorsunuz. Yazdıklarınızın doğru olup olmadığını neden araştırmadınız? Oysaki gerçek bilgilere ulaşmak çok kolay.
    O halde ben söyleyim: hayır belirttiğiniz yardımların çoğu gerçek değil ve bir grup insanı karalamak e yabancı düşmanlığını körüklemekten başka bir işe yaramaz!

    Yanlış anlaşılmasın, ben Suriyelileri veya başkalarını kayırmıyorum ve onların avukatlığını da yapmıyorum! Dekomratik ve universel düşünen bir insan olarak kendi fikrimi belirtiyorum.
    İhtiyaç sahibi olmaları halinde Suriyelilere ayda 120 TL gıda, giyim ve bakım yardımı yapılıyor. Bu miktar ciddi bir araştırma sonunda sadece hak edenlere veriliyor. Maddi durumu iyi olan kişilere verilmiyor. Bu para devlet kasasından çıkmıyor, çünkü Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer İnternasyonal örgütler tarafından karşılanıyor!
    120 TL gıda ve bakım yardımı dışında, maddi imkanı olmayan kişilere sağlık yardımı yapılıyor!
    Vatandaşlarımız arasında idda edilen diğer yardımlar doğru değil, uydurmadır!

    Ne yazık ki aynı uydurmalar Avrupada yaşayan Türk vatandaşlarımız için de söyleniyor!
    Eskiden gerçekleri bilmeyen Hollandalılar, Türklere dayalı döşeli ev veriliyor, hemen işe alınıyor, kızlarımıza/kadınlarımıza kötü gözle bakıyorlar, haksız yere sosyal yardım alıyorlar, çok çocuk yaparak çocuk parası kasasını boşaltıyorlar v.s. gibi gerçeği yansıtmayan dedikodular yapardı.
    Şimdi aynı şeyi vatandaşlarımız Suriyeliler için söylüyor!

    Şunu iyi bilmek lazım, her insanoğlu kendisi ve çocukları için iyi bir yaşam ve iyi bir gelecek ister. Bu bizim için de geçerlidir. Suriyede savaş bitmiş olabilir ama çok az kişi orada yaşamak ister! Orada yaşamak isteyenler zaten geri gidiyorlar. İstemeyenler yaşadıkları yerde kalacaklar.

    Suriyede savaş fitilinin ateşlenmesinde bizim de katkımız oldu ve Suriyelilere kapıyı açan, bizleri temsil eden, hükümetimiz oldu.
    Bizim yapmamız gereken şey, yanlış uygulanan politikaları eleştirmek, doğruya doğru ve eğriye eğri demektir.
    Gerçek dışı bilgi ve abartmalarla bir gurup insanı suçlu gibi yargılamak, rencide etmek doğru olmadığından bence yapılmamalıdır!

    Saygılar.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here