“ALEVİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI MI YARATILMAK İSTENİYOR?”

nihat matkap
CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde meydana gelen patlamayla ilgili “Patlamadan saatler önce, sokakta çarşıda tek Suriye uyruklu kimse yoktu” iddiasını gündeme getirdi. Bölgenin çok gergin olduğunu ifade eden Matkap, “Ciddi bir husumet oluşmuş. Önce Reyhanlı halkı yoksulluğun getirdiği durum nedeniyle o gelen mültecileri kucaklamıştı. Ama şimdi ciddi bir öfke var” diye konuştu.
Matkap, hükümet kanadından gelen “CHP’nin olayı neden lanetlemediğine” yönelik eleştirilere ilişkin ise, “Bu terör olayını, bombalama olayını her kim yaptıysa yürekten lanetliyoruz. Kim olursa olsun. Ama şu aşamada bu lanetlemeyle yol alamayız. Bir an önce bu bataklığın kurutulması gerekiyor” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap, Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’nde meydana gelen patlamayla ilgili “Patlamadan saatler önce, sokakta çarşıda tek Suriye uyruklu kimse yoktu” iddiasını gündeme getirdi. Bölgenin çok gergin olduğunu ifade eden Matkap, “Ciddi bir husumet oluşmuş. Önce Reyhanlı halkı yoksulluğun getirdiği durum nedeniyle o gelen mültecileri kucaklamıştı. Ama şimdi ciddi bir öfke var” diye konuştu.
Reyhanlı’daki bombalı saldırıların ardından bölgeye giden CHP heyetinin başkanı Matkap, parti genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Matkap, 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi’nin vurulmasının Amerika için nasıl bir kara gün ise 11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı’nın vurulmasının da Türkiye için bir kara gün olduğunu ifade etti. Bu olayın aynı zamanda Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısı olduğunu belirten Matkap, “11 Mayıs Cumartesi günü Reyhanlı’da gerçekleşen bombalama olayı Hatay’la ilgili birçok tereddüdü ve soru işaretlerini de beraberinde getirmiştir. Irak’ın parçalanmasına neden olan ABD askeri müdahalesi ve sonrasında Ortadoğu coğrafyasında yaşananlar, ardından Arap Baharı diye tanımlanan rejim değişiklikleri amaçlı hareketlenmeler, en son Suriye’de ki iç savaşın bir “Egemen Güçler’ projesi, tertibi olduğu konusunda kuşku bırakmamıştır” dedi.

“ASIL SORGULANMASI GEREKEN FAİLLER DEĞİL, POLİTİKA TERCİHİ”
“Egemen Güçler Projesi” doğrultusunda yeni devletlerin kurulmasının, bazı devletlerin sınırlarının genişletilmesinin, bazı ülkelerin birkaç parçaya bölünmesinin gerçekleşeceğinin iddialar arasında yer aldığını kaydeden Matkap, olayın ardından televizyona çıkan bazı uzmanların ve siyasetçilerin faillerin kim olduğuna ilişkin yaptıkları değerlendirmeleri de eleştirdi. Matkap, “Asıl sorgulanması gereken Reyhanlı’nın vurulmasına neden olan politika tercihlerini değerlendirmeyi bırakıp istihbarat emniyet ve adliyenin görevleri üzerinde yani faillerin kim olduğu hakkında değerlendirmelerde bulundular, bu çok dikkat çekici bir durumdur. Siyasetçiler de aynı yöntemi tercih etti, kaldı ki siyasetçilerin görevi yine bu olaya neden olan politik tercihleri sorgulamaktır” dedi. Hükümet yetkililerine de bazı sorular yönelten Matkap, şöyle devam etti:
“Hatay ili bu proje kapsamında mıdır? Bu nedenle Hatay’da bir Alevi-Sünni çatışması mı yaratılmak isteniyor? Sınır geçişleri bu nedenle mi kontrol dışı tutuluyor? Hatay Büyükşehir Yasasında, Hatay Merkez İlçe’nin Alevi Sünni kamplaşmasına dönüşecek şekilde Antakya ve Defne İlçeleri şeklinde yeniden yapılanması bu amaçla mı düzenlendi?”
Matkap sorularında güvenlik zafiyeti iddialarına da değinirken, “Uçan kuşu bile dinleme donanımına sahip İstihbarat Örgütü bu olayı neden engellemedi? Sayın Başbakan olayın nedenini emniyet ile istihbarat birimlerinin arasındaki kopukluk ile izah etti. Eğer durum bu ise görevi bakanlıklar ve bağlı kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak olan Sayın Başbakan’ın konumunu gözden geçirmesi gerekmiyor mu?
25 Nisan 2013 tarihinde Suriye’den bomba yüklü araçların Türkiye’ye giriş yapacağı istihbaratı Valiliğe ve Kaymakamlıklara verildiği halde olay neden engellenmedi? Bu olayın engellenmeme nedeni acaba Türkiye’yi Suriye savaşına, Suriye bataklığına sokmak mıdır?” diye sordu.

“HATAYLILAR ÇOK TEDİRGİN”
İnsanın aklına ister istemez komplo teorilerinin geldiğini ifade eden Matkap, “Nasıl Amerika’daki 11 Eylül saldırısına yönelik komplolar hala yazılıp çiziliyorsa, Reyhanlı olayıyla ilgili de bu komplolar yazılıp çizilecektir” diye konuştu. Hataylıların “Acaba Reyhanlı’dan sonra sırada hangi ilçe var?” diyerek çok tedirgin olduğunu söyleyen Matkap, “Acaba istihbarat birimleri ile güvenlik güçleri arasındaki bu uyumsuzluk, kopukluk Hatay’ın başka ilçelerinin de bu facialara muhatap olmasına neden olabilir mi, bu da bizim için çok önemli” dedi.
Matkap, Genelkurmay’ın “Biz sorumlu değiliz” şeklindeki açıklamasının ne anlama geldiğinin de yanıtlanması gerektiğini savundu.

“ASIL BAKIMA MUHTAÇ OLAN REYHANLI İÇİNDE YAŞAYANLAR”
Matkap, üzerinde durulması gereken bir diğer konunun da patlamaların ekonomik etkisi olduğunu ifade ederken, “Bombalama olayı Reyhanlı ekonomisini tümden çökertmiştir. Reyhanlı ekonomisi Suriye ihtilafı öncesi de kötüydü. Şimdi hepten kötüleşti. Şu an Reyhanlı’da yaşayan yurttaşlarımızın durumu ekonomik açıdan mültecilerden daha kötü pozisyonda. Asıl şu anda bakıma muhtaç olan Reyhanlı içinde yaşayanlardır” dedi. Matkap, TBMM’nin ekonomik yaraları sarmak adına yasa tasarıları hazırlaması, sadece AK Parti’den gelecekleri değil, CHP’den gelecek yasa tasarılarını da öncelikle ele alıp değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Matkap, tüm Belediye Başkanlarına da çağrıda bulunurken, “Reyhanlı mağdurlarına dost ellerini uzatmalarının öncelikli bir ihtiyaç olduğunu hatırlatmak istiyorum. Günümüz teröre karşı kararlı duruş gibi, yaraları sarmak için de el ele verme omuz omuza durma ve dayanışma günüdür” diye konuştu.

“LANETLEMEYLE YOL ALAMAYIZ, BİR AN ÖNCE BATAKLIĞIN KURUTULMASI GEREKİYOR”
Matkap, hükümet kanadından gelen “CHP’nin olayı neden lanetlemediğine” yönelik eleştirilere ilişkin ise, “Bu terör olayını, bombalama olayını her kim yaptıysa yürekten lanetliyoruz. Kim olursa olsun. Ama şu aşamada bu lanetlemeyle yol alamayız. Bir an önce bu bataklığın kurutulması gerekiyor. Bir an önce Hatay’ın ve Türkiye’nin bu terör belasından kurtarılması gerekiyor” dedi. Matkap, “Aslında dünyanın bütün gelişmiş demokrasilerinde bu olay hükümet için bir istifa nedenidir. Tabi bu pişkinlikle böyle bir beklentimiz yok ama gerekli tedbirler alınmalıydı” diye konuştu.

“ÖNEMLİ SORU İŞARETİ!”
Matkap, gazetecilerin sorularını da yanıtlarken Mazlum-Der’in raporunda, “patlama öncesi linç edilen bazı Suriyeliler, patlamada öldü gibi yansıtıldı” denildiğinin hatırlatılması üzerine kendilerine verilen ilk bilgi göre patlamada 3 Suriyelinin öldüğünü belirtti. Bu tür iddiaları kendisinin de okuduğunu ancak kesin bir bilgisi olmadığını ifade eden Matkap, “Bu haftayı bekleyeceğiz, bu konuyu da rapora bağlayacağız zaten” dedi.
Matkap, bir diğer soru üzerine 8 Mayıs’ta Suriye kökenli bir işyeri sahibi ile Reyhanlı’da yaşayan bir kişi arasında sorun yaşandığını, bunun da değişik şekilde kimi öfkelere neden olduğunu, hatta çatışma yaşandığını kaydetti. Matkap, “O olay bir haberciydi. Şu deniyor; ne kadar doğru onu da tespit edip göreceğiz, deniyor ki “Patlamadan saatler önce, sokakta çarşıda tek Suriye uyruklu kimse yoktu.’ Bu çok enteresan, bu önemli bir soru işareti” diye konuştu.

“İNCELEMELERİMİZ SIRASINDA HİÇ BİR SURİYELİYE RASTLAMADIK”
Olayın ardından bazı Suriyeli ailelerin ülkelerine döndüğü yönünde haberler çıktığının anımsatılması üzerine Matkap, patlamalar sonrası bölgede incelemelerde bulunduklarını hatırlattı. İncelemeleri sırasında hiçbir Suriyeliye rastlamadıklarını belirten Matkap, şöyle devam etti:
“Ciddi bir husumet oluşmuş. Önce Reyhanlı halkı yoksulluğun getirdiği durum nedeniyle o gelen mültecileri kucaklamıştı. Ama şimdi ciddi bir öfke var. Genel Başkanımız orada gezerken atılan sloganlardan biri “Reyhanlı’da Suriyeli istemiyoruz’ şeklindeydi. Bir kısmı herhalde sıtmaya razı oldu, ülkesine döndü. Ben de haberlerde izledim, doğrudan tanık olmadım. Fakat Reyhanlı’da kaldığımız 2 gün içinde hiç Suriyeli göremedik. Çadırları ziyaret ettim, hiçbir Suriyeli yoktu. Reyhanlılar kendilerine yönelik bir komplo olup olmadığı yönünde çok rahatsızlar.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Reyhanlı’daki sığınmacıların gitmesi için CHP çalışma yapıyor” dediğinin anımsatılması üzerine de Matkap, “İnanın, CHP’liler çok yurtsever, çok ağır başlı. Mülteciler geldikten sonra, ilk ziyaret eden ben oldum. Onlara da güvence de verdik. Biz onları sahipleneceğiz ama art niyetli olanları sahiplenmeyeceğiz” dedi. Asıl vahim olanın sınır güvenliği olduğunu da savunan Matkap, sınır güvenliğinin biran önce sağlanması gerektiğine belirterek, “Siz Ankara’da Kızılay’a gitmek için nasıl bir izin almanız gerekmiyorsa, istediğini zaman normal bir şeklide gidebiliyorsanız, Suriye sınırı da aynen öyle” diye konuştu.

iskenderunhaber
iskenderun haber sitesinin haberlerini yayınlayan genel editörü.