Ekonomi tıkırında mı?

İskenderun’da ekonomi nasıl diye soruyorsanız, bazılarının işleri çok tıkırında. Özellikle de yeşil alanı ticari alana çevirenlerin ve çevirmek isteyenlerin; ticari alanda da kat artırımı yapanların işleri tıkır…
Neyse.. Biz lafı uzatmadan ekonominin genel görünümüne dalış yapalım.
Kriz kahinlerinin Türkiye’ye ilişkin olumsuz senaryoları hiç bitmiyor. Krizi önceden tahmin eden ünlü ekonomist Roubini, Dünya Bankası ve IMF raporlarının ülkenin ekonomik profiline ilişkin varsayımları pek de iç açıcı değil. Peki vaziyet Türkiye açısından bu kadar kötü mü?
İşe önce global piyasalardan bakalım..
Bugüne kadar Avrupa liderlerinin almış olduğu tüm ekonomik kararlar borsalardaki düşüşü engelleyemedi. Avrupa Birliği ülkeleri şapkadan daha fazla tavşan çıkartamaz oldu.
Dünya piyasaları henüz normalleşemedi. Hala bir dip arayışları söz konusu.
Avrupa ve Amerika krizin tedavisi için ellerindeki tüm silahları cepheye sürdü.
Borsalar, döviz ve altın, dar bir bantta git-gel yaşıyor.
Avrupa bu borç krizinden nasıl çıkacak. Para basarak. Para basmak, enflasyon yaratmak demektir. Enflasyon ve bol para da altına yarar. Parasal genişlemede hisse senetlerinin fiyatları artar, borsalar bir süre yukarı gider. Ancak para basmanın da istikrarı bozucu etkileri vardır.

TÜRKİYE’DE EKONOMİK ÇALKANTI OLUR MU?
1 dolar 2 TL’yi bulabilir. Ya da altının gramı 120 TL’ye çıkabilir. Borsalardaki hisse senetleri bir haftada yüzde 20 değer kaybedebilir. Bunların hiç biri ekonomide işler kötü gidiyor anlamına gelmez. İşlerin kötü gittiği ancak bono faizlerindeki artışlardan anlaşılır. Yani siz ülke olarak daha yüksek bir faiz oranıyla borçlanıyorsanız, piyasaların size güveni azalmış demektir. Bono faizlerinde bir yükseliş olursa, bilin ki yabancılar Türkiye’den çıkıyor, güven azalıyordur. Yani önümüzdeki süreçte borsalardaki düşüş, dolar ve eurodaki artış Türkiye’de kriz olduğu anlamını taşımaz. Bunlar momentum, yani anlık göstergelerdir. Ama bono faizlerindeki ani bir artış, kriz emaresi olarak algılanabilir.
Türkiye neredeyse Avrupa’nın güçlü ülkeleriyle aynı seviyede borçlanıyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, Türkiye’de her şey güllük gülistanlık mı?
Değil..
Bir defa Türkiye’nin büyüme modeli ithalata dayalı.
2011’in üçüncü çeyreğinde yüzde 8.2 ile yine beklentilerin üzerinde büyüdük ve büyümede dünya ikincisi olduk. 9 aylık büyümede ise yüzde 9.6 rakamı ile Çin’i bile geçtik.
Büyümenin motoru hane halkı özel tüketiminden geliyor. Özel tüketimin alt kalemlerinde 4 harcama grubu tüketimi tetikliyor. Bunlar mobilya ev eşyası alımı, eğitim harcamaları, lokanta ve otel harcamaları.
Açıkçası ihracata dayalı, yatırıma dayalı bir büyüme modelini henüz kurabilmiş değiliz. Nitekim bu sağlıksız büyüme modeli, cari açık sorunu ile kendini belli ediyor.
Büyüme rakamları Türkiye’nin dinamik bir ülke olduğunu ortaya koyuyor ve böylece uluslar arası finans çevrelerinde Türkiye’nin yıldızını parlatıyor.

AĞZINIZLA EJDERHA TUTSANIZ BUNLARA YARANAMAZSINIZ
Dünya Bankası’nın olağan yıllık “Küresel Ekonomik Görünüm” raporu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Raporda Türkiye’nin adı geçen bölümlerde riskler bowling kukası gibi sıralanmış. Raporu hazırlayanlar her zamanki gibi kötümser.
Zaten bugüne kadar Dünya Bankası’nın ya da IMF’nin Türkiye’ye ilişkin olumlu bir rapor açıkladığını görmedim, okumadım. Tüm dünyada bütçeler büyük oranda açık verirken, Avrupa Birliği ülkeleri mevcut borçlarını bile ödemekten acizken Türkiye’nin ekonomik görünümüne ilişkin kötümser senaryolar iyiniyet taşımıyor. Türkiye pek çok Avrupa Birliği ülkesinden daha iyi durumda.
Türkiye’nin en büyük riski cari açık. Ülkeden sıcak para çıkışı olmadığı için de şu an itibariyle herhangi bir tehlike yok.

PAYLAŞ

1 YORUM

  1. merhaba iskenderunda eknomi üzerine yorum yapan çk fazla gazeteci yok birde güney tvde ekonomi prograımı yaparsanız seviniriz çünkü kentimizde bu tarz pqrogramların eksikliği var

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here